TSK'nın konuşamadığı

Son yıllarda, Türk Silahlı Kuvvetleri ya da onların ABD ilişkileri hakkında konuşmak için ziyaretime gelen yabancıların sayısı arttı. Bunlar arasında diplomatlar ve...

Son yıllarda, Türk Silahlı Kuvvetleri ya da onların ABD ilişkileri hakkında konuşmak için ziyaretime gelen yabancıların sayısı arttı. Bunlar arasında diplomatlar ve ABD üniversitelerinde araştırmacı olduklarını belirtenler ya da çeşitli ABD medya organlarında Türkiye hakkında program hazırladıklarını söyleyenler var. Kim olurlarsa olsunlar, TSK ile ilgili çalışmalarımdan dolayı müracaat edenlere kapımı genelde açık tutuyorum.
Yabancılar zaman zaman TSK içinde fikir ayrılıkları olduğundan söz edip soruyorlar: 'Doğru mu?' Yanıtım önce ve kısaca 'Bildiğim kadarıyla doğru' oluyor. Sonra ekliyorum "Sayıları 100 bini bulan subay-astsubay kadroları içinde fikir ayrılıkları olmaz mı? Ama bu ayrılıklar TSK'nın eğitim yetişme sistemiyle verilen düşünce yapısı dışında kalır. Atatürkçü Düşünce Sistemi esastır. Ayrıntılardaki farklılıklar ise en alt kademeden en üst kademeye doğru yükselirken giderilir. Sonunda üzerinde birleşilen fikir TSK'nın resmi fikri olur."
Genelde TSK içinde, ortak prensiplere ters düşen olaylar karşısında hissedilen tepkiler dışarıya yansıtılmaz. Yansıtma zamanını Genelkurmay Başkanı saptar. Söylenebileceklere o karar verir. Bundan dolayı da, günün birinde bir komutan dayanamayıp konuşmuşsa, hemen 'TSK'da görüş ayrılığı' kuşkusu ortaya atılır.
Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon'un son konuşması da kimi çevrede benzer sorunun gündeme getirilmesine sebep oldu.
Hurşit Paşa, şeriat yanlılarının faaliyetlerinden, Türkiye'nin PKK terör örgütüyle nasıl mücadele edeceği hakkında akıl verenlerden söz etti. Bu konularda TSK'nın bilinen yaklaşımını kendine özgü üslubuyla açıkladı.
Böylece sadece bir kısım siyasetçinin tutumundan tedirgin olan kamuoyunu değil, genelde suskunluğunu muhafaza eden TSK kamuoyunu da rahatlattı.
Ama alışılmış TSK tavrı sınırından çıktı.
Genelde TSK görüşünü açıklama yetkisine sahip Genelkurmay suskun kalarak, bu ağustosta emekliye ayrılacak olan Hurşit Paşa'nın görüşlerini paylaşmış olduğunu gösterdi.
* * *
TSK ile ilgili bir ilginç gelişme de, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un gündeme getirdiği, terör ile mücadele konusunda Başbakanlığa bağlı yeni bir birim kurulması ile ilgili oldu. Konunun tüm boyutlarından habersiz olan AKP iktidarının ilk tepkisi 'Gerek yok' oldu.
Başta ABD olmak üzere, Batı'nın terör tehdidine muhatap olan neredeyse tüm ülkeleri bünyelerinde benzer değişiklik yaparken Türkiye'nin bu tavrına ne demeli?
Galiba Türkiye'de politikacılar öncelikle askerin inisiyatif almasından, giderek ellerinden kontrolü kaçıracaklarından çekiniyorlar. Sonra da terörle nasıl mücadele edileceği hakkında, bunca deneyime karşın temel bilgileri eksik. Siyasi iktidar olarak bu konuda gerçek uzmanlara sahip olsalar, mücadelenin el yordamıyla yapılamayacağını bilirler.
Konu hakkında, rafları dolduracak kadar çok kitaplar yayımlanmış. Araştırma merkezleri kurulmuş. Sadece askerlerin ilgili talimnameleri bile okunsa mücadelenin tüm bakanlıkları ve ilgili kuruluşları içerdiğini, bunların da mutlaka bir merkezi eşgüdüm sistemine bağlanması gerektiği bilinirdi.
Türk politikacısı ülke içindeki bu en yaşamsal konuda 'Amerika'yı yeniden keşfetme' çabasında bile bulunmuyor. Özellikle, eğer kendilerine oy kazandırma olasılığı yok ise.
* * *
KİTAP NOTU: 'Yedi Hadis İmamının İttifak Ettiği Hadisler'. Tercüme, Tahric ve açıklama, Hanifi Akın. Karınca Yayınları. 1220 sayfa, 41 bölümden oluşan yapıt içinde; İman, Temizlik, Namaz, Cenazeler, Zekât, Oruç, Hac, Nikâh, Boşanma, Miras Hukuku, Vasiyet, Yemin-Adak, Davalar, Cihad, Elbise, Edeb, Faziletler, Dua gibi günlük yaşamla çok yakından ilgili bölümler de var.