Türkiye'ye muhtaçlar

Türk-ABD ilişkileri yeni gelişmeler arifesinde. Ama önce yakın geçmişi hatırlamakta yarar var.</br>2003 Irak istilası başlamadan TBMM'de reddedilen 'tezkere' olayını ve sonrası yaratılan havayı vurgulamak gerek.

Türk-ABD ilişkileri yeni gelişmeler arifesinde. Ama önce yakın geçmişi hatırlamakta yarar var.
2003 Irak istilası başlamadan TBMM'de reddedilen 'tezkere' olayını ve sonrası yaratılan havayı vurgulamak gerek.
ABD önce AKP liderlerince yaratılan iyimser havanın beklenmedik şekilde tersine dönmesinden şoke olmuştu. Türkiye'de moral bozucu çok kötümser havanın yaratılması için, içten ve dıştan bir psikolojik kampanya başlatmıştı.
Öncelikle inisiyatiflerini kullanmadıkları için Genelkurmay suçlanıyordu.
Bu konuda ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz ile Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı, eski Türkiye'deki büyükelçi Marc Grossman
rol almışlardı. Birincisi Türkiye'yi küçümsüyor ve hatta hakaret ediyor, ikincisi ise "Onun sözlerini gerektiği gibi değerlendirin" diyor, Türkiye aleyhtarı tavırlarıyla burada edindiği Türk dostlarını hayretler içinde bırakıyordu.
ABD'nin Türkiye'deki (haydi başka sözcük kullanmamak için sözcüleri diyelim), bir grup meslektaş ve kimi strateji konusunda konuşabilecek durumdaki şahıs "Irak ABD işgali altına girince artık bu ülke Ortadoğu operasyonları için gerekli üsleri Irak'ta kuracak. Türkiye'ye hiç gereksinimi kalmadı" görüşünü yaymaya çalışıyorlardı.
Bu yönde geliştirilmek istenen hava, ABD güçlerinin Süleymaniye'de belli görevleri olup, iyi belirlenmiş uygulama kurallarıyla görev yapan bir Özel Kuvvet timini gözaltına alıp başlarına, küçültücü jestlerle, çuval geçirerek güçlendirilmek istendi.
Türk kamuoyu gibi sorumluluklarının bilincinde oldukları kuşkusuz, askeri ve sivil makamlar da bu tatsız olayları soğukkanlı kalıp geçiştirdiler.
ABD şimdi, yeni bir dönemin başlangıcında Türkiye ile ilişkilerini yeni duruma göre şekillendirmeye çalışıyor.
Son dönemde yapılan hataların Türk kamuoyunu nasıl etkilediğini görüyor. Hem bu havayı dağıtmak hem de başta Irak olmak üzere Ortadoğu'da yeni planının uygulanması için gerekecek koşulları oluşturmak istiyor.
İstedikleri kadar yalanlasınlar ABD'nin Türkiye'den askeri konuda birçok isteği var. Bunların başında Ortadoğu'da yapılacak tüm büyük operasyonlar için yaşamsal önemde olan İncirlik Üssü'nün daha geniş kullanma haklarını kazanmak geliyor. Bunun için de yıllar önce yapılmış, ayrıntıları saptanmış bir anlaşmanın değiştirilmesi gerekiyor.
İncirlik 1950'li yıllardan beri çok hassas aşamalardan geçilerek ABD tarafından kullanılmıştır. 1958 Bağdat ihtilali sırasında Türkiye bu üssün ABD birliklerinin bölgeye nakli için kullanıldığını yabancı basından öğrenmiş, bunun üzerine bir-iki aşamada, 1960 sonrası Türk Silahlı Kuvvetleri kontrolüne girmiştir. Şimdi orada bulunan bir Türk Hava Tuğgenerali anlaşmanın tam uygulanmasından sorumludur.
ABD son haftalarda sürekli Türkiye'nin nabzını yokluyor. Wolfowitz ve Grossman gibi kazip şöhretlerin burada ne kadar itibar kaybetmiş olduklarını bildiğinden yerlerine başkalarını yolluyor. Dışişleri Bakan Yardımcısı Armitage'tan sonra bu bakanlıktan bir müsteşar yardımcısı olan Türkiye için yeni isim, Laura Kennedy'yi yolluyor. Askerlere muhatap olsunlar diye Wolfowitz yerine dört yıldızlı iki general gönderiliyor.
İki ülke arasındaki ilişkiler sadece kişisel düzeyde ele alınsa ne askerlerin ne de diplomatlarımızın Türkiye'ye son iki yılda yapılanları unutarak hareket etmeleri asla beklenemez. Ama ülkelerarası düzeyde ilişkilerde duygusal davranmak yok. Başa gelenlerden ders almak başka.
İki ülkenin de ilişkilerin belli düzeyde tutulmasında karşılıklı çıkarları var. Onun için de Ankara'da birkaç gündür süren müzakerelerde husumet havası hissedilmiyor. Ama çeşitli kademeleriyle, Türk görevlilerin ABD'nin nasıl bir planı ile karşı karşıya olduklarının bilinci içinde hareket edecekleri muhakkak.
ABD artık önemini yitiren Avrupa'dan kuvvetlerini yavaş yavaş Ortadoğu'ya doğru çekiyor. Ama Doğu Avrupa'da edinmekte olduğu üsler gereksinimini karşılamıyor. Irak'tan sonra İran ve Suriye ile de sorunlu. Türkiye'ye muhtaç.
Bu satranç oyununda Türk tarafında; diplomatlar, askerler ve siyasiler var.
Hepsi de son iki yılın olaylarının çeşitli boyutlarından haberdarlar.
ABD karşılığını vermeden, Türkiye'den istediklerini zor alacak. Çünkü bugüne kadar son dönemde, Türkiye'ye vaat ettiği başta PKK ile ilgili olmak üzere, birçok alandaki desteği vermedi.