Ümitsiz trafik düzeni

Gazetelerde görmüşsünüzdür; TBMM'de hazırlanan bir yasa ile kentlerdeki trafik kontrolü polisten alınıp belediyelere verilecekmiş.

Gazetelerde görmüşsünüzdür; TBMM'de hazırlanan bir yasa ile kentlerdeki trafik kontrolü polisten alınıp belediyelere verilecekmiş. Bu arada Ankara Büyükşehir Başkanı da başkenti örnek hale getirmek için kavşaklara, trafik lambaları yanına hata yapanları izlemek için kameralar yerleştirecekmiş.
Bu sistemin nasıl ABD başkenti Washington'da uygulandığını ve iyi netice alındığını aylar önce yazmıştım. Ama şimdi, polisin gözleri önünde trafik suçları işleyen sürücülerin böyle kameralar vasıtasıyla nasıl kontrol altına alınabileceğini anlayamıyorum.
Yıllardır, biraz da kendi yaşadığım bölgedeki durumu her gün izlediğimden, trafiğin neden kontrol edilemediği hakkında yazarım.
Ankara'nın en yoğun trafiği olan kesimi Meşrutiyet Caddesi'dir. Başkentin trafik yetkilileri, evdeki süprüntüyü yabancı gözlerden kaçırmak için halı altına atar gibi, ama Atatürk Bulvarı'nın Kızılay bölümünü düzgün göstermek için, trafiğin bir bölümünü Bakanlıklar'dan Meşrutiyet'e çevirirler.
Meşrutiyet Caddesi 300-400 metre uzunluğunda bir caddedir. Üzerinde de, son saydığımda 16 otobüs durağı ile beş yaya geçiş köprüsü vardır.
Batı'nın tüm ülkelerindeki kuralın aksine, bu caddede otobüs duraklarına otomobiller park eder. Otobüslerse caddenin ortasında durup yolcularını orada alır ve indirirler. Köprülerden ise sadece caddeyi kuş bakışı seyretmek ya da yanındaki arkadaşlarıyla daha rahat konuşmak isteyenler kullanır. Yaşlılar, beyaz çizgili yaya geçitlerinden geçiyorlarmış gibi, trafiği durdurmak için geçerken ellerini kaldırırlar.
Eskiden cadde boyu sadece yolun sağ tarafına tek sıra halinde yapılan park, herhalde otomobil sayısı da arttığından, zaman zaman iki sıraya çıkmaktadır.
Bizim caddede trafik polisi sadece öğleden sonra, okul ve resmi daire çıkışlarının yoğunlaştığı saatlerde görev başındadır. Sayıları iki-üçü aşmaz. Bir taraftan ceza yazmaya, diğer taraftan da başlarına iş açabilecek kimi araç sahiplerini yollarına devama zorlamaya çalışırlar.
Konu benim için çok eski olduğundan defalarca Emniyet genel müdürleri ve Ankara valileriyle konuşmuşumdur.
Onlara öncelikle 'Hiç Meşrutiyet Caddesi'nden geçtiniz mi?' diye sorarım. Hepsi 'Tabii geçtik' der. Sözleri doğrudur ama büyük olasılıkla geçerken asla trafiğin durumuna dikkat etmemişlerdir.
Bir-iki defa, bu konuşmalar neticesinde, sabah saatlerinde caddenin kontrol altına alınıp, trafik polisi adedinin artırıldığını, hatalı park yapmayı önlemek için de oto çekici getirildiği olmuştur. Ama bu uygulama asla bir haftayı bile bulmamıştır.
Yıllar önce, bir üst düzey trafik yetkilisi mücadelenin asla kazanılamayacağını izah etmek için; 'Ankara önemli kişilerle dolu. Polis arkadaşlarımız yazacakları cezaların vakitsiz Ankara dışı tayinlerine yol açmasından çekinirler. Onları suçlayamıyoruz' demişti.
Ankara gerçekten, her geçen gün, inanılmaz boyutlarıyla, trafik yönünden kuralsızlık başkenti halini almaktadır.
Trafik düzeninin Emniyet'ten belediyeye geçmesi sorunun çözümüne nasıl etki yapar? Ankara'nın korkutucu, trafik kurallarını çiğnemekte pervasız 'etkili çevreleri'ni belediye zabıtası nasıl kontrol altına alır? Göreceğiz.
***
SPOR NOTU: 20 yaş altı futbol milli takım maçlarını izleyenler büyük düş kırıklığı içinde kaldılar. Kimi yetenekli sporcularımızın temelde ne kadar başı boş ve modası geçmiş futbol oynadıklarını seyrettik. Ne vaktinde ne de isabetli pas vermesini biliyorlardı. Ekip ruhu, mücadele
hırsı da yoktu. 17 yaş grubu futbolcularda da benzer durum görülmüştü. Galiba büyüklerin giderek gerileyen havası gençlere de yansımıştı.