Venezüella farkı

Venezüella'da geçen hafta sonunda başlayıp, neredeyse 24 saat içinde ortadan kalkan askeri darbe, ister istemez bizim yakın tarihteki deneyimlerimize çağrışımlar yaptırdı.

Venezüella'da geçen hafta sonunda başlayıp, neredeyse 24 saat içinde ortadan kalkan askeri darbe, ister istemez bizim yakın tarihteki deneyimlerimize çağrışımlar yaptırdı.
Venezüella Başkanı Hugo Chavez son günlerde çok sıkıntılıydı.
İşçiler, işverenler ve generallerin bir kısmı, Chavez'den çok şikâyetçilerdi. IMF de reformlar yapılmasını istiyordu. Buna karşın Chavez, çarşamba günü, olağanüstü hal ilan edip askeri birlikleri, ayaklanma halini almakta olan gösterileri kontrol altına almaları için, sokağa sürmüştü.
İki günlük kargaşada açılan ateşlerde 68 kişinin öldüğü anlaşıldı.
Perşembe günü generaller, Chavez'in başkanlıktan istifa edip Caracas'tan ayrıldığını açıkladılar. Yerine ülkenin en büyük işveren örgütü başkanı Pedro Carmona, yıl sonu yapılacağı ilan edilen seçimlere kadar getirildi.
Eski bir paraşütçü olan Chavez, göreve geldiği 1998'den bu yana Küba, Irak ve Libya ile yakın ilişkiler kurmuş, düşük gelir seviyeli toplum kesitlerine popüler yaklaşımıyla destek sağlamıştı.
Bu destek ve silahlı kuvvetler içindeki fikir ayrılıkları Carmona'nın geçici başkanlığının ömrünü sınırladı. Oysa Chavez'den memnun olmayan ABD yeni yönetimi, 19 Latin Amerika ülkesinin karşı çıkmasına rağmen, iktidar değişimini onaylamıştı.
Darbeden dönüş, Chavez taraftarlarının başkanlık sarayını kontrol altına almalarıyla başladı. Askeri liderlerin bölünmeleriyle noktalandı.
Dünyanın birçok, ABD'nin doğrudan ilgili olduğu, ülkesinde ortaya çıkan askeri darbelerde hep ABD'nin parmağı olduğu öne sürülür. Bu defa da darbecilere ABD'nin yeşil ışık yakıp yakmadığı araştırıldı.
Bush yönetiminin kimi yetkilisi darbecilerle temas etmişti. Bunlardan bir kısmı, 'Onlara göz kırpmadık' dedi. Bir kısmının da 'Onların cesaretini kırmadık. Chavez'den hoşlanmadığımızı gizlemedik. Sakın yapmayın demedik' dediği ABD basınına yansıdı.
ABD hariciyesi Chavez'in göstericilere karşı
sert tavrını, yeni yönetime destek için gerekçe olarak sunarken, demokratik yoldan seçimle işbaşına gelen hükümetlerin desteklenmesi amaçlı anayasası olan Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) üyesi olduklarını hatırlamaz göründü.
Büyük halk kitlelerinin davranışıyla, bunlardan etkilenen askerin bölünmesi gelişmeleri tersine çeviren temel etkenler oldu.
Güney Amerika ülkelerinin askerleri, bizde olduğu gibi, belirli temel prensiplere göre eğitilmiyorlar. Bizde olduğu gibi, tamamıyla halkın parçası oldukları da söylenemiyor. Ama demokrasi yolunda gittikçe daha bilinçlenen halktan giderek daha fazla etkileniyorlar.
Chavez yeniden başkanlık görevine dönünce, darbeye katılan üst düzey generallerden bir kısmını hemen emekliye sevk edip yerlerine yenilerini tayin etti.
Türkiye, 27 Mayıs'tan sonra, albay Aydemir öncülüğündeki bir grubun darbe teşebbüsüne iki defa sahne olmuştu. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri hiçbir zaman ciddi fikir ayrılıkları içinde olmadı. Atatürk prensiplerine bağlılık eğitim sisteminin esasını oluşturduğundan, Türkiye TSK dalgalanmaları yaşamadı.
Şimdi Venezüella'da muhalefet Chavez'den,
ülkeyi ekonomik ve siyasi krizden kurtaracak demokratik reformları yapmasını bekliyor.
İki ülke arasındaki en belirgin fark ordu ile halkın birbirinden etkileşiminde kendini gösteriyor.
Orada büyük halk kitleleri memnuniyetsizliğinden, toplumsal patlama işaretleri vererek sokaklara dökülüyor. Belli inançlar etrafında birleşmemiş olan ordu, göreceli olarak bu durumdan etkileniyor. Ya iktidarın ya da ayaklanan halk kesiminin yanında yer alıyor.
Şimdi Venezüella ordusu, bu konuda tam parçalanmış durumda. Kimse Chavez'in tüm darbe yanlısı subayları temizlemesini bekleyemiyor.
Orada iktidarın işi daha zor. Hem düşük gelir düzeyli büyük halk kesimleri memnun edilecek hem de büyük güç sahibi iş çevreleri.
Türkiye'de TSK'nın anayasal görevlerle teçhiz edilmiş konumu toplum nezdinde oluşmuş itibarıyla şekillenmiş. Subay eğitiminin bütün aşamalarında sağlanmış olan Atatürkçü birlik, meşruiyet temelinde, Türkiye'nin demokratik istikrarını sağlayacak sarsılmaz bir güç yaratıyor.