Vietnam'dan sonra

Vietnam Savaşı sırasında, askere çağrılan ABD'den 50 bin kişi bu görevden kaçmak için Kanada'ya siyasi sığınmacı olarak gitmişti. Şimdi benzer girişimler, pek sıkı korunmayan ABD-Kanada sınırında görülüyor.

Vietnam Savaşı sırasında, askere çağrılan ABD'den 50 bin kişi bu görevden kaçmak için Kanada'ya siyasi sığınmacı olarak gitmişti. Şimdi benzer girişimler, pek sıkı korunmayan ABD-Kanada sınırında görülüyor. Irak'a gönderilmek istenen kimi ABD askeri Kanada'ya kaçıyor.
Pentagon'un ilk planı Irak'taki askerlerini 2003 Eylülü'nden itibaren yavaş yavaş geri çekmekti. Savaş sonrası Irak'ta küçük bir güç kalacaktı. Ama şimdiye kadar sadece ABD'nin müttefikleri güçlerini çektiler. Kalan ABD güçlerinin çok küçük kısmı profesyonel askerlerden ibaret. Oradaki 150 bin askerden 60 binini yedekler veya milli muhafızlar denilen grup oluşturuyor. Bunların aslında devamlı başka meslekleri var. Sadece arada sırada eğitim görüyorlar. Olağanüstü durumlarda göreve çağrılan kimseler bunlar.
Şimdiki plana göre ABD 2006 yılı sürecince Irak'ta 120 bin asker, 30 bin de deniz piyadesi bulundurulacak.
ABD'nin Irak'ta mevut gücünü muhafaza edebilmesi için silah altına bu iş için uzun vadede 450 bin asker muhafaza etmesi gerektiği hesaplanıyor. Bunlardan üçte biri konuşlanma için hazırlık içinde olacak. Üçte biri konuşlanmış olacak. Üçte biri de konuşlanma sürecini tamamlayıp tatil yapacak.
Oysa şimdi tüm ABD ordusu 500 bin kişiden oluşuyor. Buna büyük bir ekleme yapmak da askerlik hizmetinin gönüllü olmaktan çıkarılıp zorunlu hale getirilmesiyle mümkün olabilecek. O da Kanada'ya binlerce yeni siyasi sığınma isteğine yol açacak.
ABD içinde yaratacağı memnuniyetsizlik de cabası olacak.
Vietnam'da uğranılan büyük yenilginin askeri yönlerinden haberdar olanlar savaşmamak için kaçışların şimdi Irak'ta ortaya çıktığını fark ediyorlar.
Orada 40 yıl önce kontrol altında tutulduğu varsayılan bölgelerde Vietkong'u destekleyen hükümet karşıtlarını saptayıp yok etmek için ölüm timleri oluşturulmuştu. Aynı düzenlemenin Irak'ta yapılması düşünülüyor. Anlaşılan bu timler kovaladıkları, aradıkları direnişçiler Irak komşularının sınırlarından girdiklerinde bile peşlerinden ayrılmayacaklar. Bu yöntemin 1970'li yıllarda Güney Amerika'da uygulandığı hatırlatılıyor.
ABD'nin Irak'taki yeni yaklaşımlarından biri de, şimdiye kadar sadece deniz piyadeleriyle özel kuvvetlere verilen direnişçilerle savaş eğitiminin artık diğer birliklere de verilmesi. Bu, ümitsizlik işareti sayılıyor.
Vietnam'da uygulanmış ama başarısız olmuş, şimdi Irak'ta kullanılmak istenen yöntemlerden biri de: ABD askeri danışmanlarının kurulmakta olan Irak birliklerine gözlemci olarak eklenmesi.
Bunun da çıkar yol olmadığı değerlendirmesine katılmamak olası değil. Çünkü bu oluşturulan Irak birlikleri ateş altına düştüklerinde çıkar yolu kaçmakta buluyorlar. Oysa ABD bir yıldır bu birliklerin kuruluşuna
umut bağlamıştı.
Savunma Bakanı Rumsfeld başlangıçta ABD ordusunun küçük fakat ateş gücü ile teknolojik silahları büyük ve hareket yeteneği fazla birliklerden oluşmasını düşünmüştü. Şimdi ortaya çıkan gerçek, bu tür güçlerle işgal mümkün olsa da işgal edilen yerlerin muhafazasının mümkün olmadığını göstermiş bulunuyor.
Bütün bu durum ABD'nin Irak'ta mutlaka yeni bir strateji oluşturmasını gerekli kılıyor. Düşünülen hususlardan biri de, şimdiye kadar kendi talimnamelerine uygun olarak savaş bölgelerinde faaaliyette bulunan CIA birimlerinin yanına özel kuvvetler ile birlikte gizli operasyonlar yapabilecek savaş alanı istihbarat birimleri sürmek.
Bu birimler Savunma İstihbarat Servisi'nden (DIA) seçiliyor. Gelişmiş teknolojiden yararlanacak. Yabancı ülkelerde mahalli casuslar edinecek.
Son iki senedir Afganistan ve Irak'ta faaliyette bulundukları, şimdiden sonra bu alanın daha da genişletileceği yeni açıklandı. Açıklama CIA ile Pentagon arasındaki, istihbarat faaliyetleriyle ilgili çekişmelerin işareti olarak görüldü.
Irak'taki durum her gün biraz daha Vietnam'ı hatırlatıyor.
***
GENELKURMAY NOTU: Genelkurmay'ın hep eleştirdiğim enformasyon faaliyetlerinde şimdi beliren gelişmeye işaret etmek gerekiyor. Birkaç aylık fasılalarla, Genelkurmay 2. Başkanı'nın yaptığı 'Basın bilgilendirme toplantıları' giderek, güvenlik konularıyla ilgili meslektaşlarımızın sorularının açtığı çığırla, daha da doyurucu oluyor. Böylece 1950'li yılların sonunda Dışişleri Bakanlığı'nda başlatılan 'Enformasyon hizmeti' bir ölçüde Genelkurmay'a da yansımış oluyor. 'Bir ölçüde' diyorum, çünkü medyanın güncel gereksinimleri henüz, askerlerin komuta zinciri dolayısıyla karşılanamıyor.