Bir 'babacım' dramı: Ev iyisi, el madisi

Hikâyemiz bir aile etrafında dönüyor. Ailemizin 'reyiz'i fakir doğup balya balya paralara sahip olmuş, siyasetten önce ne iş yaptığını pek kimsenin bilmediği gizemli ve agresif bir adam...

Efendim bu köşeyi takip edenler bilir; genellikle yeni başlayan dizileri yazarım. Fakat bu defa neredeyse yirmi yıl önce başlamış ama son iki aydır reytingleri altüst eden bir dizi hakkında gullüm yapıyoruz. Evet, yirmi yıl önce önce yerel bir kanalda başladı bu dizi ama on iki yıldır ulusal ölçekte yayımlanmakta. Yirmi senedir hayatımızın fondaki sesiydi, pek alışmıştık ama hiç son iki aydaki kadar hasretle beklememiştik yeni bölümleri.

Şimdilerde internet üzerinden kâh Moğollar kâh Barış Manço jenerikleriyle ve işitme engelliler için transkript ile birlikte haftada, bazen günde birkaç bölüm halinde yayımlanıyor. Twitter’da yeni bölüm nöbetleri tutulmakta, timeline karşısına geçilip cips, çekirdek ne olursa tüketilmekte, yeni bölüm linki düştüğünde eş-dost haberdar edilmekte. Bu dayanışma ruhunu ve ‘sağır sultan’ da duysun tavrını çok takdir ettiğimi söylemeliyim.

* * *

Efendim hikâyemiz bir aile etrafında dönüyor. Ailemizin ‘reyiz’i fakir doğup balya balya paralara sahip olmuş, siyasetten önce ne iş yaptığını pek kimsenin bilmediği gizemli ve agresif bir adam. Şiire düşkündür, hatta o kadar düşkündür ki şarkıları da şiir olarak okur, gerekirse şiir uğruna hapis de yatar. Bir siyasetçi olarak ‘döver de sever de’ diye bilinen baba figürüne can veriyor; dizide anlıyoruz ki dışarıyı dövüp içeriyi seviyormuş. Yani ‘el iyisi’ değil, bildiğiniz ‘el madisi’.
Annemiz siyasi hayatı boyunca babamızın yanında başını sallamış, bir Afrika gezisinde yetimhanedeki çocukları kucağına alıp “Beyefendi de çok sever bunları” diyecek kadar özü sözü bir ‘Hanımefendi’dir. Kocasının ortağının eşi, karşı köşkün sakini First Hanımefendi ile arasında protokol-trafik sorunları olduğuna dair şaiyalar mevcuttur ancak o başını sallamakla yetinmektedir tüm ‘Hanımefendi’liğiyle. 

* * *

Üç çocuktan azından hoşlanmayan Reyiz’in zevkine uygun olarak dört çocukludur bu aile; iki kız iki oğlan; şükela. Büyük oğlan Kurak deniz tutkunu, maceraperest bir tüccardır. O yüzden ortalarda çok görünmez. Küçük oğlan Hilal ise kendisini sivil toplum işlerine vermiş, ‘vakıfçık’larını kurmuştur. Boş zamanlarında da aile işlerine bakmaktadır. Aynı zamanda ekolojik hassasiyetleri yüksektir; rüzgâr enerjisini teşvik eder. Bir de büyük balık sever, küçük hiç sevmez; babasına çekmiştir.

* * *

Büyük kız Hesra zengin ve hatırlı bir ailenin CEO oğluyla evlenmiştir ama ailesinden hiç kopmamıştır. Evin öğütücü ihtiyacı ile ilgilenmek konusunda kocasıyla yarışmaktadır; o kadar ilgilidir yani. Küçük kız Hümeyye ise babasının sağ kolu modunda sürekli yanındadır. Reyiz ile birbirlerine düşkünlükleri dillere destandır. Amerikalarda okumuş zeki bir kızdır ve aile üyelerinin her sıkıştığında bastığı imdat butonudur; o kadar yani.

Hikâyenin heyecanlı kısmı Reyiz’in yakın adamlarının oğullarının karıştığı bol ziynetli ve de bol dövizli uluslararası skandal ile başlıyor. Eski ortağı ve eski hocası efendisi ile arası bir süredir bozuktur; ikisi de en büyük olmak istemektedir ve didişmektedirler. Eski ortak bir Sauron misali okyanus ötesi Mordor’undadır. Güya Sauron hazretleri, Reyiz’in kadrolarına yerleştirdiği Saruman’lar üzerinden tezgâhlamıştır bu komployu. Skandal İnşaatçıbaşı, Tüccarbaşı ve Zabitbaşı ve Avrupasarayları Soytarıbaşı’nı işinden eder ama Reyiz yıkılmaz elbette, hamdolsun.

“İnadım inat, yüzüm iki kanat” pozisyonuna geçer Reyiz; komploları tek tek dökmeye başlar ortaya. Neler neler çıkar Sauron Hazretleri’nin yana kaymış takkesinin altından? Faiz lobisi mi istersin, robot lobisi mi; darbe girişimi mi istersin, istikbal mücadelesi mi? Adamlarını koltuktan kaldırır ama kapının önüne koymaz; vefalıdır ve de cevvaldir. İşler toparlanmaktadır; Sauron Hazretleri kendini Arap mutfağına vurmuş; ellerini göğe açmıştır; şöyle ki: \ô/

* * *

Kollar boşuna açılmamış olmalı ki bir flashback ile ortalık karışır. Meğer skandal koptuğunda Reyiz Hilal oğlanı aradığında erketeye yatmış dinliyormuş Sauron Hazretleri. Sonra duyduklarını bir, bir, bir, bir anlatmaz mı en müzevir haliyle herkese. Meğer şöyle olmuş: Hilal oğlan yardımseverlik faaliyetlerinin yorgunluğundan olsa gerek; henüz uykudadır. O mahmurlukla bir türlü anlamaz ‘babacım’ının homur homur şifreli konuşmalarını. Reyiz ise epey endişelidir.

* * *

Hilal oğlan “Haa evdeki senin paraları diyosssuuuuun” şeklindeki nihayet anlama anı ile trajedi başlar. El Madisi Babacık Reyiz ne yapsın içine atar; Hümeyye butonuna basmasını söyler ama çok geçtir. Hilal oğlan dövizlerle birlikte Reyiz’in canından can eritmektedir. Yine de çok şükür 30 milyon canı kalmıştır Reyiz’in; yüzde 40-45’e denk geldiğinden umudunu yitirmemiştir henüz.
Komplo olsun diye evine yerleştirilen belgelerin yok edilmesi için Hesra ile kocası organize olabilirse; bu sorun da öğütülecektir. Zaten tüm oyun kurallarını da değiştirmiştir; kural artık sadece Reyiz’in kazanmasıdır. Karşı köşkün sakini de Şah iken tontiş vezire dönüşmüştür ayan beyan; çok şükür. Hanımefendi de rahattır artık protokol konusunda; pek çok şükür. Çocukları da ne yapsındır, dramdır; atsan atılmazdır, satsan ucuza giderdir.

Ancak Reyiz’in dükkândan anakural yazarı Prof. Buhran’dan kötü bir haber gelir; hikâye ne kadar ‘gerçek’çi olsa da halka inandırıcı gelmemektedir bütün bunlar. Reyiz kendine yontup halk skandala inanmıyor sansa da köşesel uzmanlığımla belirteyim: Reyiz’in oyunculuğu inandırıcı değil. Jöleye düşkün bakımlı senaristler fena cozurduyor. Bu memleket reytinde 30’dan 1’i gördü; 47’den de 1’i görebilir. Arz ederim.