Kara para ve bonus aşk

'Kara Para Aşk'ın mevzuu ve akıcılığı yerinde. Fakat demezsem dilim şişer; yahu niye bütün karakterler bu kadar klasik olmak zorunda? Dizide iyi kadınlar dalgalı saçlı, kötü-fesat kadınlar düz saçlı.

Efendim geçen hafta gullüm yapmaya halim olmadığından yazamadım. Aslına bakarsanız bu hafta da çok değişen bir şey yok halimiz ahvalimiz açısından. Çok fena fısım kaçtı, artık ne Nagehan-Nazlı atışmaları ne de tapeler bir gullüm ferahlaması veriyor. Büyük planın tam da bu olduğu; memlekette olan biten bunca arsızlık hakkında konuşmaktan ar etmemiz için anaları yuhalamaya kadar gidildiğinden şüphelerim var. Neyse, işimize dönmek lazım; biz dursak hayat dursa arsızlık devam ediyor. Belki kendi işimizde buluruz durdurmanın bir yolunu.

* * *

Bu haftanın gullüm dizisi ‘Kara Para Aşk’ efendim; evet ‘Kara Para’ düz, ‘Aşk’ süslü püslü italik. Ay Yapım’ın yeni dizisi, ATV’de yayımlanıyor. Engin Akyürek ve Tuba Büyüküstün başrollerde. Festivale Engin Akyürek katılacak diye Trabzon’dan Adana’ya gitmeyi planlayan kadınlar tanıyorum; şimdi burada adını vererek rencide etmeyeyim. Yani Kıvanç Tatlıtuğ yalnız değil bu arzu alanında. Fakat Kıvanç’a duyulan sevgi kadar şehvet içermiyor olabilir Engin Akyürek’e duyulan. Sakallı hali tahtı sallar yine de. Tuba Büyüküstün’ün de ‘20 Dakika’yla bile yok edemediği bir hayran kitlesi mevcut. Yani esas oğlan ile esas kız tamam. Zaten diziyi Yunanistan’a bile satmışlar. İnşallah bir zeval gelmez de sürer.

* * *

Efendim hikâyemizde gene bir zengin olduğu kadar sırlarla dolu aile, bir fakir ama onurlu aile ve überkötü bir adam ve şürekası var. Özetle hikâye şöyle: Van’da polis olarak çalışan Ömer (Engin Akyürek) başarılı bir operasyondan sonra bir ay izinle ödüllendirilir ve İstanbul’a ailesi ve nişanlısı Sibel’in yanına gelir. Bu sırada Roma’da mücevher tasarımcılığı yapan Elif de (Tuba Büyüküstün) yaş gününü kutlamak için Denizer Holding’in sahibi olan ailesinin yanına İstanbul’a gelmiştir. Ömer ile Sibel akşamı sinemada geçirirken Denizerler de Elif’in sürpriz doğum günü partisindedir. Ömer Sibel’i evine bırakır, Ahmet Denizer (Aytaç Arman) ise kızından izin alıp partiden ayrılır. Sabaha karşı bu iki alakasız insanın cesedi Ağva yolunda bir arabada bulunur ve olaylar gelişir. 



* * *

Aşırı inandırıcı olmamanın inandırıcılığı ile en sevilen yalanımız olan Nebahat Çehre’nin canlandırdığı Zerrin Denizer için kocasının öldürülmesi değil yarı yaşında birisi ile bulunması en büyük sıkıntı iken, Ömer ve Sibel’in ailesi için Sibel’in namusu en büyük meseledir. Neyse Sibel bakire çıkar da tüm sınıflarımız rahat bir nefes alır ancak bir şaibe yine de sürmektedir.
Ömer gizemi çözmeye çalışırken, Elif de mafyöz abiler tarafından ziyaret edilir ve 110 milyon liralık elmasları vermesi istenir. Meğer Ahmet Denizer bir sürü kirli işe bulaşmış. Tabii atalarımız boşuna söylememiş; çok mal haramsız olmaz. Neyse Ahmet Denizer ile Tayyar Dündar (Erkan Can) ortak çeviriyorlarmış bu işleri. Elif ve kız kardeşi Nilüfer kaçırılır ve elmaslara karşılık Nilüfer rehin alınır. Elif hiç kimseye hiçbir şey söylememesi konusunda uyarılmıştır o yüzden kimseden yardım isteyemez. Üstelik Tayyar amcasının meseleyle ilgisini bile bilmemektedir. Çok şükür ki kadının iradesi hilafına ona yardım etmekle yükümlü en erkeğinden polislerimiz vardır.

* * *

Dizinin mevzuu ve akıcılığı yerinde; izlenebilir. Fakat demezsem dilim şişer; yahu niye bütün karakterler bu kadar klasik olmak zorunda? Mesela büyük abla Aslı Denizer koyu kırmızı ruj ve düz simsiyah saçlarla tipik psikopat kız kardeş. Dizide kısaca iyi kadınlar dalgalı saçlı, kötü-fesat kadınlar düz saçlı. İyi polisler sakallı-bıyıklı, kötü-yoz-beceriksiz polisler kaymak tıraşlı. Acaba seyretmeyi kolaylaştıran bir yöntem midir; lütfen birisi açıklasın.

* * *

Efendim cinayet masasında kocaman bir afiş vardı duvara asılı; “Ne gördüğün değil, nasıl baktığın önemli” yazıyordu. Oradan hareketle ben de küçük ayrıntı ama ne gördüğümü arz edeyim. Hani Ömer işini yaptığı için bir ay izinle ödüllendiriliyor ya dizide. Aklıma Gezi’deki ölümlerle değil 17 Aralık ile giden eski İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın bonus sistemi geldi. ‘Önleyici Hizmetler Büro Amirlikleri Puan Cetveli’ adıyla resmi olarak uygulanan bu sisteme göre polisler yaptıkları işlere göre puan alıyorlar. Örneğin molotof ve terör olayları 1500, cinayet 1000 puan. Çoğunlukla puanların gözaltına almada mı, tutuklamada mı yoksa hüküm oluşturulduktan sonra mı kaydedildiği bir muamma. Gasp, kapkaç ve hırsızlık gibi suçlarda tutuklanırsa ayrıca puan da eklendiğine göre gözaltı halinde doğrudan işlendiği düşünülebilir. Bu puanların ikramiye, terfi ve izinler için kullanıldığını bizzat Çapkın söylemişti. Muhtemelen bizim Ömer de iyi bir puan almış. Ama bu puan cetvelinde ‘bilinen bayan, travesti, memura mukavemet (hedef kitle)’ gibi de kategoriler mevcut. Bizim Ömer, Elif’in peşine ‘bilinen bir bayan’ diye düşmüş olmasın?

* * *

Şimdi geçelim tekrar gullüme: Efendim Sibel’in bakire olduğunun tespit edildiğini öğrenen Zerrin, boynuz şaiyasından kurtulmak üzere basına bu bilginin sızdırılmasını ister. Holding çalışanı ve Elif’in kankası fesat Bahar’a talimat verir. Bahar bir gazeteciyi ofisinde ağırlayıp bilgiyi verir. Sonra da bir kutu çikolata hediye eder. Kutuyu açıp sadece çikolata olduğunu gören gazeteci bozulur. Malum artık kimse için ayakkabı kutusunda olduğu gibi, çikolata kutusu sadece çikolata kutusu değil.

* * *

Son not da dizideki favori oyuncum Saygın Soysal hakkında. Elbette tekinsiz-kötü-gaddar adam rolünde. Sadece kariyeri açısından endişeliyim; ezkaza komedi filminde görsem korkumdan gülemem. Eylem Canpolat ve Sema Ergenekon, Saygın Soysal’ı basit kötü adam ile heba edecek senaristler değiller çok şükür; işareti gördüm.
Newroz notu: Dehak sona gelinceye kadar kendisini galip sanıyordu. Newroz pîroz be.