Kıyır kıyır halıfleks bıyıklar: Yedi Güzel Adam

'Yedi Güzel Adam' dönem içinde dönem dizisi; hop 1958, hop 1974. İnsanın başı dönüyor flashback'ten. Allah'tan halıfleks kıvamı bıyıklar var da zamanı anlayabiliyoruz. Cillop yanak 58, halıfleks 1974...
Kıyır kıyır halıfleks bıyıklar: Yedi Güzel Adam

Efendim geçen hafta TRT’de ‘Yedi Güzel Adam’ diye bir dizi başladı. Muhafazakâr edebiyatın yedi önemli isminin (Adil Erdem Bayazıt, Cahit Zarifoğlu, Nuri Pakdil, Akif İnan, Ali Kutlay, Rasim ve Alaadin Özdenören kardeşler) 50’lerin sonunda Kahramanmaraş Lisesi namı diğer Kara Lise’deki günlerini ve Adil Erdem Bayazıt’ın gözünden 70’leri anlatıyor. Bol bakanlı, şatafatlı, şiirli galalardan TRT’nin de nadide ve nazenin hükümetimizin de çok önem verdiği bir proje olduğu anlaşılıyor. Durum böyle olunca izlemek, mümkünse feyz almak ve nihayetinde inşallah daha az can sıkan bir yurttaş olmak için çaba göstermek farz oluyor. Yalnız baştan söyleyeyim: Bu farizaya da uyamadık Ulu Reyiz affetsin.

* * *

‘Yedi Güzel Adam’ dönem içinde dönem dizisi; yani hop 1958, hop 1974. İnsanın başı dönüyor flashback’lerden. Allah’tan halıfleks kıvamında bıyıklar var da zamanı anlayabiliyoruz. Cillop yanak 58, halıfleks 1974; not edin bir kenara. Hikâyemiz Adil Erdem Bayazıt’ın (Uraz Kaygılaroğlu) öğretmen olarak Kara Lise’ye dönmesiyle başlıyor. Şehirlerarası otobüsün radyosundaki haber bülteninde CHP-MSP hükümetinin düştüğü, ‘Kaynanalar’ dizisinin çok ilgi gördüğü bilgileri paylaşılmaktadır. Yani kasım sonu olmalı ama kasımda Maraş başka demek ki, ortalık bir bahar sormayın. Her neyse Erdem Hoca evine gidinceye kadar şiirler ve incesaz eşliğinde bol flashback’lerle uzunca bir Maraş klibi seyretmekteyiz. Ağır çekimler, çember kovalayan çocukların arkasından bir öndeki bir arkadaki çembere zumlamalar bile var.

* * *

Erdem Hoca’nın ilk flashback’i belediye meydanındaki bir idam. Eşkıya Ali idam ediliyor. İmgeler, göndermeler şelale... Halk toplanmış, niyeyse bir kısmı boş gözlerle simit yemekte. Zoom’lardan anladım hemen; önemli bir gönderme var ama tam anlayamadım; boş gözlere mi simide mi takılmamız gerekiyor? İkisini de önemseyeyim bari dedim. Yedi kahramanımızın altısı da meydanda ama çok müteessirler; gözleri nemli. Erdem henüz gelmemiştir, sorarlar birbirlerine ve şiir patlar: “Acının kokusuna gelir şair.” Evet, bilmeyenler ve anlamayan varsa Erdem’in şair olduğunu öğrenmiş olur. Bu sırada halk simit yiyip boş boş bakmaktadır darağacına.
Eşkıya Ali iki rekat namaz kılmak ister, sonra yırtık pırtık giysilerle küçük bir çocuk ona sarılır, Eşkıya Ali çocuğu “Sana şeker göndereceğim” diye yollamaya çalışır falan; dedik ya şelale. Peki Erdem alıp çocuğu eve mi götürür? Hayır; çocuğun omuzlarını şefkatle tutarak en ön sırada bekletir ve tam idam anında gözünü kapatır. Gözler nemli elbette ve şiir: “Üç ayaklı terazi sallanıyor boşlukta.” İşte bu şefkatten feyz alamadım sayın okuyucu; müteessirim.

* * *

İlk bölümde Kahramanmaraş Lisesi’nin adının nasıl Kara Lise’ye çıktığını da öğreniyoruz. Sosyal sorumlu ‘Yedi Güzel Adam’ alt katlardaki sınıfların rutubetli olması ve öğrencilerin hastalanmasından mustariptirler ve zift ile yalıtıma karar verirler. Karar verme sürecindeki okuma tiyatrosunun içine Nur Fettahoğlu’nun Mahidevran tiradlarını koysak sırıtmazdı; öyle şükela yani. Her neyse bir gaz ve şiirsel konuşmalar eşliğinde ‘Abi’ dedikleri Nuri Pakdil’in (Kemal Uçar) ceketini çıkarmasıyla, nasıl oluyorsa fırçalarla ziftlediler duvarları. Tabii 70’ler teknolojisi müthiş; plastik boya kıvamında zift mevcut. Nuri Abi’nin sürekli kendisinden ‘biz’ diye bahsetmesine takıldım ama çok şükür bu sırada böğürlerini tutmuyordu ve yeterince uzun boylu değildi; yoksa içim zor kaldırırdı.
Asıl takıldığım; yarım duvar boyandıktan, pardon ziftlendikten sonra diğer duvarlarda çalışmalar sürerken ‘Yedi Güzel’in fotoğraf çektirmesi oldu. “Acaba” dedim, “Belediye bilmem kaç açılış töreni diye ilan vermiş midir? Ya da ‘14 Dakika Duvarı’ adını vermeyi düşünmüşler midir oraya? Alçıpandan saat de yaparlar mı Maraş’a?”

* * *

Erdem Hoca’nın konağı dizinin en sevdiğim tarafı. Koca konaklarda ‘mütevazı’ hayatlar yaşıyorlar elbette. Elinde tespihi ve beyaz başörtüsüyle diktatör ama bir o kadar Hulusi Kentmen bir anne, modern giyimli ama azıcık hin bir yenge, sınırları çok zorlamayacak dozda hoppa bir kız kardeş ve bedenen ve ruhen kusurlu bir besleme. Kambur Emine (Pınar Gök) işte o besleme oluyor. Oyunculuk Samanyolu TV dizilerinden doğrudan ithal ama yine de favori karakterim kendisi. Erdem’e gizliden âşık Emine. Erdem’in nişanlısı Naciye’den dehşetle nefret ediyor. Aslında Emine sırtındaki kambur başta, Erdem hariç her şey ve herkesten nefret ediyor. Beddua dağarcığı zayıf olanlar Emine’yi takip etsin anacığım; evlere ateşler yağdırma aşamasını aşmış, kulağına kurşun akıtmaya kadar vardırmış işi.

* * *

İçinden lise ve öğretmen geçen her dizide olduğu gibi bir de asap bozucu küstah bir öğrenci var. Kara Lise’de de Cevat (Bora Cengiz) oluyor ıslah olmasıyla Erdem Hoca’ya hayran olmamızı sağlayacak bu kişi. Ayağa kalkarak konuşması için “Endamımızla görelim birbirimizi, gövdelerimiz bir bakışsın” demesi bende olmayacak hisler uyandırdı ama Allah’tan muhafazakâr dizi evreninde homoerotizm söz konusu değil. Yoksa Cevat iftira atmak için kolunu morartmak yerine başka iddialarla rezil rüsva ederdi Hoca’yı.
Son mevzu ise “İki örgüyle lise öğrencisi değil komik olunuyor” iddiasının kanıtı Zehra (Yıldız Çağrı Atiksoy) Hoca. ‘Yedi Güzel’in liseden arkadaşı Zehra da artık öğretmen. Uzun süre Erdem’e yanık zannediyoruz ama sonra Cahit Zarifoğlu’nun peşinden sözlük anlamıyla koşmasını görünce kafam karıştı. “Yedisi de güzel ya, hangisi olsa olur” mu acaba motivasyon? Ey canım dizi; önerin bu mudur? Erdem Hoca’nın nişanlısı Naciye’nin başörtüsü sorunu için yer kalmadı; zaten ikinci bölüm fragmanından anlıyoruz ki sorun çözülüyor; Naciye nişandan dönmekten dönüyor hamd olsun.