Restoran lobisi iş başında: Misafir Ol Bana

Asıl derdim 'Yemekteyiz' ya da 'Misafir Ol Bana' gibi şovlardaki misafir edepsizliği. Ne yani model bu mudur? Herkes bir gurme, bir Vedat Milor sanki. Hiçbiri yemeğin yapılışında aynı fikre sahip değil zaten.
Restoran lobisi iş başında: Misafir Ol Bana

Efendim bu hafta çok sıkıntılıyım. Diziler finale doğru koşuyor, yeni diziler yaz sezonunu bekliyor. E gullümün hası da ya ilk bölümde ya finalde oluyor. İşte “Bu hafta ne yazsam” diye kıvranırken gecenin bir yarısı Safiye Soyman ve Faik Öztürk ile karşılaştım. Bir grup solcu abiyle barda otururken birden ‘Ankara’nın Bağları’ çalması gibi bir şey bu. “Hah” dedim, “ben tutabilirim bunun ucundan.” Şükürler olsun yarabbim.

* * *

Bir süredir Show TV’de yayımlanan ‘Misafir Ol Bana’ yarışmasında konuk yarışmacı olmuşlar medya diliyle ekranların en renkli çifti. Faik Bey bir tarafa ama Safiye Soyman gerçekten renkli. En son bu kadar cart rengi yan yana Pokemon’da görmüştüm. Her neyse; yarışma ‘Yemekteyiz’in çift versiyonu. Üç çift sırasıyla birbirine konuk oluyor ve yarışıyor. Farklı olarak çiftlere “Eşinizin boyu kaç?” ya da “Eşinizin kaç kuzeni var?” gibi birbirini tanıma soruları soruluyor ve oradan alınan puan da konukların verdiklerine ekleniyor. Bana Eurovision yarışmalarındaki puanlamayı hatırlattı. Halk oyu puanlarını dengelemek için jüri puanı eklemişlerdi. Gerçi biz birkaç yıldır küsüz Eurovision’a, hele Sakallı Diva Conchita vakasından sonra barışma ihtimalimiz de uzak olduğundan artık gündemimizden tamamen çıkarabiliriz. Aslında buradan da yürürüm de biz programımıza dönelim.

* * *

Safiye-Faik’li setimizde Tuğçe-Kaan ve Özlem-Erkan çiftleri mevcuttu. Bu yazı yazılırken henüz diğer çiftlerin evine gidilmemişti, yani ünlü olmadıkları için onları yazmıyor değilim. Yalnız eğer 30 yıl sabrederse Özlem’de bir Semra kaynana potansiyeli gördüm, uzun vadeli düşünen yapımcılar numarasını kaybetmesinler derim.

Bir reality şov kuralı olarak dünyanın en inandırıcı olmayan mizansenleriyle çiftlerimizi tanıyoruz yavaş yavaş. Bu sırada ev sahibi yarışmacının evinde temizlik, yemek hazırlama çalışmaları sürüyor. Misafir çiftlerimiz ise telaşlı kadınlar ve evden çıkmak üzereyken birden telefonda oyun oynayacağı hatta kitap okuyacağı tutan adamlar halinde tanıtılıyor bize. Erkeklerin kanepenin aynı tarafında oturuyor olması ise müthiş bir tutarlılık, hürmetlerimi sunuyorum. Tabii işin eğlencesi Safiye ve Faik’te.

* * *

Twitter’da bir süre önce bir gelin fotoğrafı görmüştüm; Atatürk büstü şeklinde bir gelin başı. Safiye Hanım kuaförden geldiğinde ciddi bir Atatürk eksikliği hissettim; bayağı kaide yapmışlardı yani. Boğaz kenarındaki evinin arkasında ise Faik Bey yemekleri hazırlamakla meşguldü. Evet; mangal tabii. Çünkü Safiye-Faik çiftinin olayı tezatlıklar. Çoğunlukla birbirleriyle didişmeleri akla geliyor ama asıl tezatlık ikilinin içinde bulundukları mekân ve konum ile tezatlıkları.

Safiye Soyman’ın “İçimin aydınlığını, enerjisini, şirinliğini evime yansıtıyorum” diyerek gezdirdiği Boğaz kıyısındaki şipşirin evde masaya neden gazete örtülür yoksa. Allah var, Safiye Hanım çok mücadele etti beyaz örtüleri için ama bu ikilide hep olduğu gibi Faik Bey kazandı. Nazan ile “Yiyin, yiyin” şeklindeki Faik Bey misafirperverliğinde boğulan misafirleri seyretmek pek eğlenceliydi. Keşke aralara yorum alacağız diye röportajlar yapılmasa ya da yapılacaksa bir oyuncu koçuyla biraz çalışsa misafirler. Olmuyor anacım, sorun diye söyledikleri sorun değil, vurguları zaten en fazla “Uzun uzun kavaklar” şiirlemesi düzeyinde.

* * *

Benim asıl derdim ‘Yemekteyiz’ ya da ‘Misafir Ol Bana’ gibi şovlardaki misafir edepsizliği. Ne yani model bu mudur? Herkes bir gurme, bir Vedat Milor sanki. Hiçbiri yemeğin yapılışında aynı fikre sahip değil zaten. Yurdum kadınlarının hepsi de Floransa Leydi Okulu’ndan mübarek. Niyeyse orada da herkese ayrı müfredat uygulanmış; her biri ayrı bir âdâbı muaşeret ekolünden. Tamam, işin eğlencesi ve reytingi orada ama vallahi başlarına geçiririm o tabakları tüm şiddet karşıtlığımla. Yapmayın efendiler; sonra görüyor çocuklar bunları, anasının yemeğini beğenmiyor; zeytini bıçakla bölüp yemeye çalışıyor. Hadi o anaların derdi de beni de bir korku sarıyor. Eve her gelen için aksi kaynana teftiş ziyareti gerçekleşecekmiş gibi telaşa kapılıyorum. Gerginlikten iki kelam muhabbet edemiyoruz misafirlerle. Tüm derdimiz vay efendim servis düzgün oldu mu, vay efendim çatal ile tabağın açısı uygun mu? Bence restoran lobisinin bir komplosu bu programlar. Kimse kimseye gitmesin; muhabbetli yemek için restoranlara gidip kol gibi hesap bayılsın diye.

Çok şükür restorancı olmasına rağmen Faik Bey ve Safiye Hanım var da gazete kâğıdı üzerinde mangal, üzerine masanın ortasında kesilen karpuz yeniden bu programların evrenine girdi. Gerçi misafirlerin bu durumu ‘özgün’ bulmaları da başka bir kaygı verici gelişme. Safiye Soyman’ın ‘Bir Başka Gece’den beri görmediğimiz gül buketi arkasından şarkı söyleme performansını web’den seyredip duruyorum daha büyük bir kaygıyla. Hasılı; efendim, Show Tv’de saat 15.00’te. Haftada üç defa yemeklerden sonra bir şişe passiflora eşliğinde alınız ama sakın ha evde denemeyiniz.