Seda Sayan ile Milkport

Seda Sayan içine lubunya kaçmış bir kadın vallahi de billahi de. Alınır diye tırsıyorum Kadırgalı'dan ama vallahi iyi bir şey söylemeye çalışıyorum. Tam bir 'Drag şov' yapıyor aslına bakarsanız.
Seda Sayan ile Milkport

Anacım nasıl hevesliymişiz oynamaya millet olarak; şaştım. Gerçi hiçbir ahval ve şerait içinde dahi çizgisini bozmayan Flash TV bunun en büyük kanıtı ama ben orayı paralel evren bilirdim; ayol bizmişiz ‘parahlel’ meğer. Efendim bu hafta önemli sosyolojik bir mevzuya gireceğiz. Köşenin adı ‘Dizi Gullümü’ ama içinde gullüm geçen bir köşe Seda Sayan’a ne kadar duyarsız kalabilir ki?
Kanal D’de ‘Kaynana Gelin Seda’ya Gelin’ diye bir programı var; ‘Sabahların Sultanı’ biliyorsunuz bir süredir öğleden sonracı. Baştan söyleyeyim; mutlaka seyretmek lazım, hatta mümkünse stüdyoya gidilmeli ilaç olsun diye. Görün bakın tapeydi, seçimdi, faili meçhuldü kalıyor mu dimağlarda? RTÜK de tehlikenin farkında olmalı ki rekor cezalar veriyor programa.

Efendim programda kaynanalarla gelinler karşı karşıya getiriliyor. Damatlar ise bir tür hakemlik yapıyor. Mesela “Damat kızamık oldu; gelin mi bakmalı kaynana mı?” diye soruluyor. Gelinler de kaynanalar da “Ben, ben” diye didişiyor. Adamların cevabı kiminkine uyarsa puan alıyorlar ve tencereden televizyona hediyeler kazanılıyor. Kaynanalar, gelinler ve damatlar tribünleri de mevcut. Seda mevzuya gullüm katarken, profesyonel evlilik programı izleyicileri ve tribünler yorum yapıp fitne-fesat körükleri işlevini görüyor. Hatta gelinleriyle kaynanalarıyla derdi olanlar onları anlatıp ele güne rezil ediyor tribün desteği eşliğinde. Zaten programın çoğunluğu katılan üç ailenin iç sorunlarını didiklemekle geçiyor. Tabii döküldükçe dökülüyor. Seda dinleyip hizayı veriyor ama birkaç milisaniye içinde müzikle oynamaya başlıyor, ortalık milkport.

Program Seda Sayan’ın billur sesinden bir müzik şahikasıyla açılıyor. Benim favorim her daim ‘Yalanım Yok’. Hani şu “oymazsam namussuzum” olan. Arkasından kaynanalar takdim ediliyor çiftetelli gibi düğünsel bir müzikle. Her biri düğünde gibi sağı solu süze süze sanki gelin kendisi havasında bir dönüyor. Gelinler bir oyun havasıyla girip ‘Çikita muz’a kadar uzanıyor. Hadi tamam kadınlar oynar da yurdum erkeğini hangi sınıfta olursa olsun genelde duvar diplerinde masa başlarında görürüz ortalık yıkılırken.
Seda damatlara ne içiriyorsa artık, bir oynama bir oynama ‘Zühtü’ler eşliğinde. Şener Şen de var Sümer Ezgü de yorumlar arasında, bir figürler bir figürler... Kurban olayım Seda ne veriyosan Başbakan’a da söyle de tüm yurdun içme sularına karıştırsın. Dün gece gazoz çakılmış ruh halimizden biraz sıyrılırız belki.

Efendim sorular bir şahane ve tabii ki damatlar ile ilgili. Bir örneğini yazının başında vermiştim, buyrunuz birkaç tane daha:
- Damadın tek izin gününde gelin evde kadın arkadaşlarıyla buluşuyor. Damat bozulup kızmalı mı kızmamalı mı?
- Bir felaket anında damat önce kimi kurtarır?
- Kayınvalidenizi yemeğe çağırdınız ama kayınvalideniz yemeğini yanında getirdi. Problem olur mu?
- Damat uzun bir yolculuktan döndü. Gece annesi arayıp “Hasret kaldım oğluma, bu gece bizde uyusun” diyor. Damat gitmeli mi?

Seda Sayan içine lubunya kaçmış bir kadın vallahi de billahi de. Alınır diye tırsıyorum Kadırgalı’dan ama vallahi iyi bir şey söylemeye çalışıyorum. Tam bir ‘Drag şov’ yapıyor aslına bakarsanız. Recep İvedik’ten yanık külotlu çorap şakası işte Seda’nın ağzında komik oluyor. Sen otur Şahan, sıfır! Bir dönem anketlerde en güvenilir kişi çıkan Seda’dan başkası da zaten gelinle kaynanayı bu kadar birbirine düşürüp iki saniyede barıştıramaz. İşte gullüm faktörü budur sayın okuyucu. Madi kolisini de atar, gullümünü de yapar Kadırgalı.

Programın adı ‘Kaynana Gelin Seda’ya Gelin’ ama kaynanalara programda özenle kayınvalide deniyor. Damatların masasında da ‘kocalar’ yazıyor. İlginç ve biraz kaotik bir nezaket anlayışımız var vesselam. Bütün hikâyenin erkeklerin kimi destekleyeceği üzerine kurulması ve gelin-kaynana rekabetinin erkeğin mutluluğu ve esenliği üzerine kurulması elbette gündüz kuşağının da prime time dizilerinin de ortak derdi ama benim en büyük derdim kaynanalar tribününün saçı makyajı vallahi. 

Kuş kanatları bülbül yuvaları birbirine dolanıyor. Allar, cart pembeler, Amy Winehouse kalemleri; bir şatafat bir şatafat. Tabii botoks eksik kalınca eprimiş magazin eki gibi görünüyor koca tribün. Yazıktır Seda’cım, duruma bir el koyuver. Bir de 15 Nisan’daki Ayşe teyzeme bir kadro lütfen. Sen hiçbir soruya cevap verirken rolünü bu kadar yaşayan bir kadın gördün mü? Üstüne bir de çiftetelli oynuyor, ay düşünürken omuzlarım kıpraşıyor. Gelsin Ayşe teyzem her program Allah aşkına; kaynanalar tribününe de bir ayar verir, maşallah.