'Şerrefsiz'ler ile 'baş belaları'

'Şefkat Tepe' dizisi ben diyeyim JİTEM siz deyin JİT, 'Sungurlar' adında bir tim etrafında dönüyor. Vatanı parça pinçik etmeye çalışanların evlerine ateşler yağdırmakla mevcut bu grup.

Efendim bu hafta kaderime razı geldim. Bu köşeyi takip edenler bilir, genellikle yeni dizi yazmayı severim. Ama memlekette toz duman bir seçim ve öncesi geçirdikten sonra ‘Şefkat Tepe’yi seyretmek farz oldu. Hani şu STV’de yayımlanan, peygamberi kamyonet kasasına yükleyen fantastik dizi. İri küpeler kraliçesi de dahil olmak üzere pek çok hükümet muhibbi fena bozulmuş, siyaset tartışma programlarında bile dinlemiştik.

Dizideki ‘Karanlık Kurul’ toplantıları aynı kanalın ana haber bültenlerinde büyük ciddiyetle verilmekteydi. Türkiye’ye yönelik hain planlar faş ediliyor, işbirlikçiler ciddiyetle ima ediliyordu. Gezi döneminde bu hain planları yapan şer odakları sarışın ve kırık Türkçeli Batılılarken, bir süredir eksen Doğu’ya doğru kaymış durumda. Peygamber konusunda değil ama Acem düşmanlığı konusunda kraliçe ile aynı fikirde olmaktan hicap duymadığımı söyleyemem ama ne yapalım? Bilirsiniz şu bozuk saat hikâyesini. Acem düşmanlığını nefret suçu diye tanımlayıp dizinin ana zeminini oluşturan Kürt düşmanlığını görmemek de 30 Mart sonrasının neşe kraliçesinin Rabia yorumu olsa gerek.



* * *

Dizi ben diyeyim JİTEM siz deyin JİT, Sungurlar adında bir tim etrafında dönüyor. Vatanı parça pinçik etmeye çalışanların evlerine ateşler yağdırmakla mevcut bu grup. Puşili kötü adamlar ve onları kullananlarla büyük mücadele içindeki bu grupta aşk çaprazlamaları da mevcut. Survivor adası imajlı Şahin (Mehmet Korhan Fırat) ile Aslı (Merve Akaydın) ve mumya müzesi imajlı Yüzbaşı Serdar (Mert Kılıç) ile Naza (Dilara Büyükbayraktar) sevgili ya da sevgililik kurumunun daha legal formlarındalar. Timdeki komik unsurumuz Doktor (Bora Karakul) pek yalnız görünüyor. Gerçi onun timdeki görevi Ankara usulü Kürt aksanı ile kötü şakalar yapmak ve teröriklerle karşılaştığında “Teslim olun la gundiler” diye yöresel dil kullanmak. Ama yine de çok yalnız yahu... Bir de Kordon Celil (Ertuğrul Sakar) varmış ama dizinin yayımlandığı kanal ‘milli birlik ve beraberliğimize, başbakanımıza ve hükümetimize zarar veriyor’ diye Star gazetesine açıklama yapıp ayrılmış. Senaristler de onu köpeklere parçalatmış; duyunca acayip tırstım.

* * *

Efendim dizideki iyi ya da kötü ‘adam’larımızın kişilik özellikleri mevcut ama kadınları sadece ince kaşlı, iri gözlü ve tavşan dişli olarak tanımlayabiliriz. O kaşlar ve gözleri hep görelim diye gaz maskeleri bile farklı. Sungurlar teröriklerin sığınaklarını basıyorlar; içeriye uyutucu (iflah olmaz iyimser yorumu) gaz atacaklar, herkes gaz maskelerini takıyor. Erkeklerde siyah ve tüm yüzü kaplayan İkinci Dünya Savaşı görünümlü gaz maskeleri, Aslı ve Naza’da ise sadece ağız ve burnu kapatan mavi mosmodern gaz maskeleri.
Dizi kadınlarında genel bir şuursuzluk mevcut ancak Sungurlar’ın eski muhbiri Havin (Gülşah Küçükyıldız) ‘Şefkat Tepe’ için bile fazla fantastik. Rabbim hepimize Havin iyimserliği ve rahatlığı ihsan eylesin inşallah. Havin’in babası terörikler tarafından öldürülmüş, annesi ise vurularak felç edilmiş. Kocası Kadir’i öğretmen olarak tanımakta ama aslında Kadir ‘Acem Uşağı’ imiş. Baba ile anneyi de o vurmuş. Diziye konu olan ama adı anılmayan ilçedeki terörik organizasyonu kontrol ediyor. Havin adamdan şüpheleniyor ama konduramıyor. Ceketinden düşen telsizi gördüğünde Kadir’in “Karakoldan verdiler, okulda bir şey olursa haber vereyim diye” cevabına ikna oluyor. Bölgede bir süre yaşamış birisi olarak ben de ikna olabilirdim ama şuursuzluğun tavan yaptığı nokta bu değil. Annesi uyanınca Havin, Kadir ile hastaneye gidiyor. Anne “Babanın katili bu adam” diye Kadir’i gösteriyor ama Havin sadece şaşırıyor. Montunda bir kar maskesi bulduğu Kadir’in cinayet işlerken göründüğü kamera kayıtlarına kadar inanamıyor. Sungurlar’ı aramak istiyor ama kendisine karşı bir süredir ilgisiz davranan Serdar’ın yine “Müsait değilim” diyeceğini düşünüp vazgeçiyor.

* * *

Kadir özerklik çalışmaları yürütmekte olan örgüt lideri Cemal’i Sungurlar’dan kaçırmaya çalışmaktadır. Havin’in telefon ve SMS ile iletmeye çalıştığı mesaj, nihayet bir kâğıt parçasına yazmasıyla Sungurlar’a ulaşır. Maskeli adamın Kadir olduğunu öğrenen Serdar, istihbarat ister. Meğer Kadir örgütte CCK (?) sorumlusuymuş ve Pers (?) Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Ordusu ile irtibatlı bir Acem ajanıymış. Bütün bilgi varmış da şimdiye kadar soran olmamış, sorulmayınca da bildiren olmamış demek ki fevkaladenin fevkinde beceri düzeyli istihbarat birimlerinden. Kadir ayağından ve gerisinden vurularak yakalanır. “Acem uşaklarını hiç sevmem” diyen Serdar kanına girdiği masum bebeler için ayağından, Camal’i kaçırırken şehit askerler için de gerisinden vurur Kadir’i. Hayır, ben mesaj görmüyorum, o sizin vehminiz. Sonra da bir duvara yerleşip Kadir’i köpeklere yedirirler.

* * *

Xanax’sız kullanımının yüksek tansiyon hastaları için ölümcül olabileceğini deneyimleme şansına sahip olduğum dizideki Kürt ve Acem düşmanlığı korkutucu boyutlarda. Askerler arasında bolca görüyoruz ama aklımda kalan Havin ile Kadir’in kız kardeşi arasındaki diyalog. Terörik görümce manasız bir şekilde “Acem oyunu bilir misin?” diye sorunca Havin cevabı yapıştırıyor: “Artık öğrendim. Karısına bile ihanet eden şerefsizlerin oyunu!” Kadir’e göre zaten Acemler herkesi kullanır: “Benim işim insanları kullanmak. Seni de Cemal’i de örgütü de kullanırım. Hatta sizin ağababalarınızı da avucumun içine alırım. Aldım da.”
Peki tek kelimeyle özetlemek gerekirse nedir o kelime? Şüphesiz şeddeli r ile ‘Şerrefsiz’. Vatan düşmanları hakkında ara sıra ‘hergele’ dense de rakipsiz. Buyrunuz; Sungurlar Cemal’i kovalamaktadır:
- Nereye gitti şerrefsiz?
- Şu tarafa gitti şerrefsiz.
- Peşine düşelim şerrefsizin.
- Hadi yakalayalım şerrefsizi.
Cemal ve Kadir ise pek naiftir; sadece ‘başbelası’ der Sungurlar’a. Şerrefsizler ile baş belaları arasındaki mücadelede önümüzdeki haftalarda 30 Mart etkisi nasıl olacak, göreceğiz.
* Şefkat notu: Sri Lanka modelini şefkat diye yutan olur mu?