Un var, yağ var, şeker var, helva yok: Mihrap Yerinde

Yasemin Yalçın'ın en güçlü tarafı skeç karakterleri yaratmak ama tek karakterle 90 dakika idare etmek mümkün olmadığından olsa gerek sürekli zıplayıp duruyor gibi geliyor 'Mihrap Yerinde'yi seyrederken.

Efendim siz bu yazıyı okurken 25 bin polis ve 50 TOMA Taksim Gezi Parkı’nı koruma altına almış olacak ‘Bunlar’dan. Televizyonlar ar edip penguenler yerine başka seyirliklerle prime time kuşağını geçiştiriyor olacak muhtemelen.

Sokakta olmayanlarımız meşrebimize göre Halk TV’nin reklam kuşaklarındaki son teknoloji tüy dökücüler ya da İMC TV’nin Diyarbakır’dan özel güvenlikli rezidans reklamları arasında Gezi Direnişi’nden haberler almaya çabalayacağız. Flash TV evreni gibi başka bir paralel evren olduğunu düşündüğüm yüzde 43’ün evindeyse televizyonlarda olduğu gibi günlük program devam ediyor olacak. Cami yıkılmış kime ne, ‘Mihrap Yerinde’ ya.

* * *

‘Doktorlar’ ile yarışacak kadar bizi tekrar manyağına dönüştüren ‘Mihrap Yerinde’, Show TV’nin yeni dizisi. Yasemin Yalçın (Mihrap), Zafer Algöz (Sado) ve Kadir Çöpdemir (Maksut) başrollerde. Mihrap büyük aşkı Sado’yu bırakıp evlenerek mahalleden taşınmış iki çocuğuyla ‘lüküs’ bir hayat sürmektedir. Bir gün kocası ortadan kaybolur, dolandırıcı olduğu ortaya çıkar ve her şeyini kaybeden Mihrap iki çocuğuyla mahallesine, kardeşi Maksut’un yanına geri döner. 



Çok fena kilo vermiş olsa da Yasemin Yalçın hâlâ ‘İnce İnce Yasemince’. Kâh ‘Sürahi Hanım’ kâh ‘Kakılmış’ oluyor. Tabii insan eski Adana yeni Sakarya valimiz Kavasülşahanemizi gördükçe Şuayip’i özlemekte.

Yasemin Yalçın’ın en güçlü tarafı skeç karakterleri yaratmak ama tek karakterle 90 dakika idare etmek mümkün olmadığından olsa gerek sürekli zıplayıp duruyor gibi geliyor seyrederken. Tabii büyük büyük oynamak sadece skeçte eğlenceli oluyor, dizide oldukça yorucu oluyor. Binnur Kaya gibi koca dizi ve içinde olduğu sahneler (Yüzde 90’a tekabül ediyor) neredeyse tek başına ona yüklenince oyununu küçültme şansı da elinden alınmış oluyor. Yazıktır, günahtır, etmeyin diyorum tüm yetkililere buradan.

* * *

Maksut, ‘Ekmek Teknesi’nden bu yana seyrettiğimiz bir Kadir Çöpdemir karakteri. Sucuk-ekmek kariyerine asla zarar vermeyecek bir rol hamdolsun. At yarışı oynayıp zengin olma hayali kurarken elde avuçtakini hiç etmiş, hayta, keyifçi, beceriksiz, gamsız... Zinhar evde olmasın da mahallede bir tane bulunmasını isteyeceğimiz tipte biri. Baba yadigârı lokantayı batırmış, Mihrap da dükkânı ihya edip hayatta kalma niyetinde. Eski yavuklu Sado ise karşıdaki lokantanın sahibi. Dizi dünyasının tüm sarışınları gibi paragöz bir nişanlısı var, evlilik hazırlığında. Mihrap’ın gelmesiyle tabii ki her şey altüst oluyor ve aşkı depreşiyor. Ama içi ceviz dışı kabuk bir kişilik olduğundan çaktırmamaya çalışıyor, atışıp duruyor Mihrap’la. Tabii bu sırada olan çalışanlarına oluyor; fırçanın bini bir para.

* * *

Bir diziye bir esas kız ile esas oğlan yetmediğinden bir paralel aşkımız daha var. Hele ana karakterler orta yaşlıysa genç seyirciyi çekecek genç bir çift de gerekiyor. Tabii oğlan pek yakışıklı, kız pek güzel olmalı ve kesinlikle komik değil romantik olmalı. Mihrap’ın kızı Pelin (Melis Babadağ) ile Ali (Özgün Karaman) bu işlevi yerine getiriyor. Çocuk oyuncu istihamından ise Yiğit Emre Okur yararlanmış ama işlevi şimdilik Türkiye’nin çocuk oyuncu sorununu bir kez daha tetkik etmekten öte bir katkısını henüz göremedik. Yine de umut etmekte fayda var. Deneyimliyiz; Havuç’tan hâlâ ümidi olan bir sektörümüz var çok şükür.

* * *

Şu orta yaşlı çift aşkı meselesine tekrar dönelim. Niye bir genç çift, yetmiyor bazen çocuk çift koyuyoruz? Niyeyse orta yaşlı insanların aşkını çok komik buluyoruz. Hatta çoğu zaman sadece komik buluyoruz. Yaş ne kadar büyürse o kadar artıyor. Esra Erol’un yüzündeki müstehzi ifade ile uyumlu izleyicinin bakışı ve doğal olarak sektörün bakışı da. Bir vakit Zuhal Topal bunu keşfedip gözüne gözüne vurmuştu. Evlilik programından çıkmasa da bir orta yaş romantizmi seyretmek istiyorum ama biri kanser olmasın, çünkü romantizm bakıcılık demek değil sayın sektör. Tutmaz, satamayız diyeceksiniz biliyorum; ben de senede 50 tane tutmayan iş yapıyorsunuz zaten bir tanecik de bunu deneseniz diyorum. Belki genç çift olmazsa iç kıyırtımız da azalır. Bkz: ‘Aramızda Kalsın’.

* * *

Diziyi seyrederken zihnimde fon müziği olarak Mahmut Tuncer’in ‘Helva Yapsana’ türküsü çalıp duruyordu. Önce biber gazının zihinsel hasarlar da verdiğinin bir kanıtını bulduğumu düşündüm ama haksızlık ediyormuşum taklacı ex-bakan’ın organik gazına. Meğer senaryo ekibinin diziye un (Zafer Algöz), yağ (Kadir Çöpdemir), şeker (Yasemin Yalçın) olarak baktığını fark etmiş hınzır bilinçaltım. Malzeme tamam da altında ateş olmayınca plastik kapta ancak bu kadar oluyor işte helva.

Üçüncü bölüm başındaki rüya skeci iyi bir keşif ama dizi değil skeç programına dönelim Yasemin Yalçın da bir rahatlasın, biz de. Tabii skeç bile iyi senaryo istiyor; kaş göz bir yere kadar. Tekrar ediyorum sayın yetkililer: yazıktır, günahtır, ayıptır onca yıllık komedyen kadına.
* 31 Mayıs notu: Taşı delen...