Yaydırmalı dizi matematiği

Zalımlar 90 dakika dizi yapıyor, bir saat özet, bir o kadar da reklamdı, bir reklam üzeri fragman üzeri reklamdı derken dizi dediğin 20.00'de başlayıp en insaflı kanalda gece yarısında bitiyor.

Efendim, yaşadığım muhitte bol miktarda senarist de mevcut. Kafe önlerinde havalı mac’lerle çalışıyorlar. Ben de havaya kaptırdım iki su çitilenmiş Commodore gibi görünen laptop’umla takılıyorum o kafelerde. Allahtan retro modası manasız bir şekilde her havalı mahallede geçer akçe de benim çulsuzluğum tercihim gibi görünüyor ya da ben öyle varsayıp kendimi ezikletmiyorum. Her neyse geçen gün bir acılı senarist ağlamaklı bir sesle yanımdaki masada telefonda konuşuyordu. Altı dakika eksikleri varmış, ne yapacaklarmış.

Ben de benzer dertler yaşıyorum. Erkek arkadaşımla akşam dizi keyfi yapacağız diye çerez, cips falan alalım dedik. Sonra bütün gece yeter mi diye düşününce her şeyden ikişer paket alıp bayram harçlığını bakkala gömmüş çocuk modunda çıktık marketten. Zalımlar 90 dakika dizi yapıyor, bir saat özet, bir o kadar da reklamdı, bir reklam üzeri fragman üzeri reklamdı derken dizi dediğin 20.00’de başlayıp en insaflı kanalda gece yarısında bitiyor. Yaydıra yaydıra akamayan hikâyede insan sıkıntıdan abur cubura vuruyor kendini. ‘Aramızda Kalsın’ ekibinin senaryodan mütevellit yaşadığı gürbüzleşme dertleri bizler için de bir sistem sorunu.

Peki bu dizi yaydırmada en çok kullanılan yöntemler neler? Araştırmacı köşeci olarak bu hafta onlara eğilebilmek için kafelerde sağa sola kulak kabarttım, bolca zapladım. İşte o yöntemler, “Abi bi senaryo yazsak da köşeyi dönsek” geyiklerinin müptelaları için de yol gösterici olur inşallah.

1- Şarkılı-türkülü bölüm: Yaklaşık beş dakika süren bu bölümde bölümün mana ve ehemmiyetine uygun şekilde bir eser seçilir. Romantik komedilerde esas oğlanla esas kızın büyük aşkları sonrası olan kavuşma öncesi ayrılıkları benzeri sahneler eşliğinde sunulur. Tek fark imkânsızlıklar, dolayısıyla bunlar az sayıda mekânda çekilir yurdumda. Otobüs camına yansımış 45 derecelik açıyla aşağı doğru sabit bakan esas kız ve deniz kenarında ufka doğru bakan esas oğlan favori. Şarkılara ise muhtemelen 1-2 dakika içinde karar veriliyor olmalı. Tabii “Bizim esas oğlana/kıza bir türkü söyletelim de ortalık yıkılsın” diye düşünülmemişse...
Bu durumda da türkü tutmazsa rezalet ama tutarsa oyuncuya felaket. İşin yoksa her bölüm için bir de stüdyoya gir, keza ‘Aha boncuk’ diye mevzuya yüklenme riski yüksek. ‘Muhteşem Yüzyıl’ın özgün stili ise “Ben Süleyman”, “Ben Hürrem” ya da “Ben bilmem kim” diye başlayan uzun metinler. Bir de gaipten Maktul İbrahim kıssaları ki bence acayip ürkütücü. Öncesiyle sonrasıyla bir altı dakika için her riske değer tabii “Nasıl yetiştiricem 90 dakika senaryoyu?” diye kendini paralayan bir senarist için.

2- Yemek sahneleri: Ailemiz yemek masasına oturmadan önce yemekleri tek tek görebileceğimiz, hatta o sırada annemizi arayıp tarifini alabileceğimiz uzunlukta Nuri Bilge Ceylan sahneleri. Üzerine herkesin neredeyse tek tek ama sırayla masaya davet edildiği ve oturduğu sahneler. Bir ferahlıyoruz, kimseyi unutmamışlar, aç kalmadı gariban diye seviniyoruz. Sonra yemeklerin övgüsü bölümü var. Tek tek yine sırayla “Eline sağlık-afiyet olsun.” Tabii hakbilir memleketiz, emeğe saygılıyız. Bu sahneler kahvaltı için de geçerli. Karakterler arasındaki meseleler, küskünlükler, kızgınlıklar o bölümde kaşla gözle işlenir. Bir sabah bir akşam, al sana asgari 20 dakika. 

3- Uyuma-uyanma: Şirin aile dizilerinde genellikle yemek sahnelerinden direkt yatağa geçiliyor. Tek tek herkesi yatağa gitmeden önce dizinin hedef grubuna göre “İyi geceler” veya “Allah rahatlık versin” diyaloglarıyla yatağa gönderiyoruz. Sonra başları yastıkta kâh uyurken, kâh derdinden, sıkıntısından, aşkından ya da sevincinden uyuyamazken görüyoruz. Sabah bir de yatakta uyanmaları, tek tek sırayla herkesin birbirini ‘Günaydın’laması, ya da surat asması. Kafadan bir 10 dakika da buradan.

4- Şaşırma ve sevinme: Dizinin her bölümünde neredeyse her durum için, o sahnede yer alan tüm karakterlerin tepkilerini tek tek görürüz. Mesela birlikte şaşırmazlar, birlikte sevinmezler. Sırayla her şey dizi evreninde; duygular dalga dalga yayılır. Hatta bazen tek kişi için bu anları farklı açılardan görürüz. Tabii yorgunluktan ölmekte olan devamlılık asistanları çoğunlukla bu bölümlerde mavi ekran vermektedir. Her bölüme üçer dakikadan böyle beş sahne koysan eder sana 15 dakika. 

5- Diyaloglarda uzun esler ve taşı gediğine koyma anları: Diyaloglarda çok şükür her karakterimiz düşünerek konuşur. Düşünmelerini ve yüz ifadelerini oluşturmalarını sindire sindire seyrederiz. Süre ne kadar uzarsa o kadar önemli bir şey söyleyecek sanarız ama çoğunlukla yanılırız. Olsun, heyecan oluyor. Ama bir yüzleşme, ezikleme ya da karşılıklı madileşme sahneleriyse her izleyicinin 8, 10 replik uyduracağı, tahmin edeceği kadar süreler oluyor. O malum el hareketinin şaklamaları için de yeterli süre kalır. Hatta bu bölümlerdeki şaklama hasbelkader mutfakta tuvalette olan ahalinin “Amanın önemli bişi oluyor” diye salona seyirtmesi için bir işaret olsun diye hesaplanmış da olabilir. İşte toplamda 15 dakika da böyle yaydırıldığını hesaplayabiliriz.

Efendim, işte eder size 6+20+10+15+15=66 dakika. 90-66=24 dakika. Şimdi sorular şunlar: 

1.
Sahi biz ne seyrediyoruz, binlerce kaloriyi gövdeye indirirken? 

2.
E durum buysa, 24 dakikalık hikâyenin özeti nasıl bir saat sürüyor? 

3.
Bir insan haftada kaç defa dört saatini bir dizi için verir? Sabah erken kalkacak biri final sahnesi için gece yarısını nasıl bekler? 

Efendim göbeği içe çekmenin yoruculuğu ve H3N2 paniğimizden mütevellit bir değişiklik yaparak abur cuburdan AB grubuna terfi ederek bir kasa mandalina moduna geçeceğim ama sorular baki.