2015 yılında küresel ticaret

2015 yılında ekonomik büyüme performanslarındaki yavaşlama ve emtia fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak küresel ölçekte uluslararası ticaret, değer bazında hızlı bir düşüş sergiledi.

Başta Çin olmak üzere gelişen ülkelerin ekonomik büyüme performanslarının gerilemesi küresel ölçekte uluslararası ticarete olumsuz etki ediyor. Hollanda merkezli ‘Ekonomik Politika Analizi Bürosu’nun (Centraal Planbureau, CPB) yayımladığı Dünya Ticaret Takibi (World Trade Monitor) raporu, 2015 yılının küresel ticaret hacmi ile ilgili ilk analizleri sunuyor. Bu rapora göre küresel ticaret hacmi bir önceki yıla göre ABD doları bazında yüzde 13,8 oranında daralmış durumda. Böylelikle küresel krizin etkilerini hissettirdiği 2009 yılından bu yana ilk kez küresel ticaret hacmi değer bazında düşüş sergilemiş oldu. Ancak 2015 yılındaki kötü sonucun 2009 yılındakine göre önemli bir farklılığı bulunuyor. 2009 yılında gelişmiş ülkelerin küresel krize bağlı olarak düşük ekonomik performansları söz konusu iken, 2015 yılında gelişen ülkelerin büyümelerinde ciddi bir yavaşlama yaşandı.

TİCARET HACİM MİKTAR VE DEĞERLERİ

Küresel ekonomideki yavaşlama sinyalleri bir süredir daha fazla dillendiriliyor. Dün (Cuma) Şanghay’da başlayan G20 merkez bankası başkanları ve maliye bakanları zirvesi öncesinde, İngiltere Merkez Bankası başkanından küresel ekonominin düşük büyüme, düşük enflasyon ve düşük faiz oranı dengesinden oluşan bir tuzağa yakalandığına dair açıklama geldi. Uluslararası Para Fonu (IMF) geçtiğimiz günlerde 2016 yılının küresel ekonomik büyüme tahminlerinin aşağıya çekilebileceğine işaret etti. Küresel ekonomideki yavaşlama, ticaret hacmindeki düşüşün arkasındaki temel neden. CPB’nin açıkladığı rakamların detayları incelenerek analiz derinleştirilebilir. CPB’ye göre bir önceki seneye göre küresel ticaret hacminin değeri yüzde 13,8 oranında düşerken, miktar olarak hacim yine bir önceki seneye göre yüzde 2,5 oranında artış gösteriyor. Miktardaki artışın da 2013-2014 dönemindeki artış oranı olan yüzde 3,2’den daha düşük olduğu görülüyor. Miktar ile değer artışları arasındaki uyumsuzluk ise kısmen ABD dolarının diğer para birimlerine karşı değerlenmesi ve temel olarak ürün fiyatlarındaki düşüş ile açıklanabilir. Yine CPB’ye göre 2015 yılında, mamul (işlenmiş, sanayi üretiminden geçmiş ürün) fiyatları yüzde 6,8 oranında düşüş sergilemiş, yakıt fiyatları yüzde 45,7, yakıt harici emtia fiyatları ise yüzde 20,1 oranında gerilemiş. Deniz yoluyla taşınan hammaddelerin birim fiyatlarının seyrine yönelik bir gösterge olan Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Dry Index, BDI) 2009 yılında kriz döneminde bile 650 seviyesine kadar gerilemişken, cari durumda 325’e kadar düşmüş durumda. Emtia ve ürün fiyatlarındaki düşüşün arkasında temel olarak küresel büyüme ve talep düzeyindeki yavaşlama yatıyor. Ülke grupları itibariyle incelendiğinde, gelişmiş ülkelerin ihracat miktarlarının yüzde 2,1 oranında arttığı ancak değer bazında yüzde 12,9 düşüş gösterdiği gözlemleniyor. Gelişen ülkelerde ise miktar artışı yüzde 4,6 iken değer bazında azalış yüzde 15,6 düzeyinde gerçekleşiyor. Özellikle Afrika ve Ortadoğu bölgelerinde petrol fiyatlarındaki rekor düşüşe bağlı olarak ihracat miktarı yüzde 30,2 artış sergilerken, ihracat değeri yüzde 41,4 oranında gerilemiş.

KÜRESELLEŞMENİN SINIRI MI?

Yıllık ticaret hacim seyirlerinin ötesinde, orta vadedeki bir trend de dikkat çekici: Küresel krize kadar uzunca bir süre, küresel uluslararası ticaret hacmindeki yıllık artış oranı küresel GSYİH büyüme oranının yaklaşık iki katı düzeyinde seyretmişti. Küresel ekonomideki bu hızlı dışa açılma ‘küreselleşmenin’ bir göstergesi olarak kabul edildi. Ülke ekonomilerinin dışa açılmaları, sermaye hareketlerinin hızlanması ve yerel üretim sistemlerinin zaman içinde küresel değer zincilerine dahil olmaları ekonomik küreselleşmenin temel dinamikleri arasında sayıldı ve ticaret hacmi istatistiklerine geçmişte bu trend yansıdı. Küresel krizden bu yana ise, ticaret hacmindeki artış, ekonomik büyüme düzeyine paralel veya altında bir seyir izliyor. Yıllık ticaret istatistikleriyle ulaşılan kısa ve orta vadeli ekonomik analizlerin ötesinde ortaya çıkan daha önemli soru, ‘küreselleşme artık gerilemeye mi başladı?’ oluyor.