Dijital çağ ve 'C' kuşağı

Teknolojik trendlere çok hızlı adapte olabilen ve büyük bir tüketim potansiyeli sunan 'C' kuşağı, ekonominin de odağına oturuyor.

Sosyal bilimciler belli bir yıl aralığında doğmuş olup, aynı kültürel özellikleri paylaşan – ve kendilerinden önce ve sonra doğanlardan belirgin bir şekilde ayrılan – nüfus dilimlerine farklı kuşak tanımlamaları yaparlar. Bu kuşaklar, demografik yapıda belirgin değişikliklerin olduğu dönemlerde de tanımlanır. Örneğin, ABD ve Avrupa’da 2. Dünya Savaşı sonrasındaki sosyal rahatlama, ekonomik büyüme ve refahın sonucu hayata gelen ve yoğun bir nüfus artışını beraberinde getiren kuşağa ‘bebek patlaması’ (baby boomer) kuşağı denir. Bunu takip eden ve 1960’ların ortasından itibaren doğan kuşağa ise ‘X kuşağı’ veya ’13 kuşağı’ denir ve genellikle, bu kuşağın pasifize ve reaktif özellikleri paylaştığı belirtilir. Kuşak tanımları ve dönemlerinin keskin ayrımları olmadığı gibi farklı yorumları da bulunabilir. Teknoloji kullanımının sosyal ve ekonomik hayatın önemli bir parçası olduğu günümüzde, özellikle pazar araştırma şirketlerinin analizinde daha fazla yer almaya başlayan yeni bir kuşak tanımı göze çarpıyor: ‘C’ Kuşağı! 

‘C’ Kuşağı’nın tüketimi
Araştırma şirketi Nielsen şu anda 18-34 yaşları arasında olan kitleye ‘C’ Kuşağı tanımlamasını yakıştırıyor. Bazı kaynaklar yaş üst sınırını 20-22’lere kadar indiriyorlar. İsmindeki ‘C’ harfi ‘tüketici’ (consumer), ‘bağlantıda’ (connected) ve ‘içerik’ (content) kavramlarından yola çıkarak verilmiş. Hatta ‘iletişim kuran’ (communicating), ‘bilgisayarlı’ (computerized) ve ‘tıklayan’ (clicking) gibi anlamların da ‘C’ harfince kapsandığı öne sürülüyor. Örneğin ABD’de bu kesim teknolojik ürün kullanımında en yoğun yaş grubunu oluşturuyor. Strategy+Business dergisi bu kuşağı ‘gerçekçi ve materyalist’ olarak ifade ediyor. Bu yeni kuşak kültürel olarak liberal iken politik açıdan fazla etkin değiller. Oldukça mobiller ve sosyal iletişimlerinin önemli bir kısmını ‘yüzyüze’ olmaktan çok dijital kanallar üzerinden sağlıyorlar. Özellikle 2020 yılından sonra dünyada tüketimin en önemli itici gücünü bu kuşağın oluşturacağı öngörülüyor. Bu kuşağa dahil olanların önemli bir kısmı doğduklarından itibaren internet ve cep telefonlarını biliyorlardı bu yüzden bu tür teknolojik cihazlar hayatlarının büyük bir parçasını teşkil ediyor. Sosyal medyayı yoğun olarak takip ediyorlar. Yenilikçilik dalgası hız kazandıkça mobil cihazlar, ticaret ve girişimcilik için en kritik mecra haline gelmekte olduğundan, C kuşağının ekonomik büyümedeki rolü daha belirgin hale geliyor. İnsan türü, diğer canlılara nazaran, daha etkin bir şekilde çevresiyle iletişim halinde olması nedeniyle sosyolojide ‘sosyal hayvan’ olarak tanımlanıyor. C kuşağının en yoğun kullanıcı kitlesini oluşturduğu sosyal medyanın (Facebook ve Tweeter gibi paylaşım siteleri sosyal medyanın en popüler mecralarını oluşturuyor), getirdiği iletişim imkanları, bu kullanıcıların ‘Sosyal Hayvan 2.0’ olarak adlandırılmasına neden oluyor. Yakın iş, okul aile çevresinden çok daha geniş ve çok daha dolaylı – deyim yerindeyse hiçbir ortak noktası olmadan dünyanın öbür ucundaki biriyle – kitlelerle iletişime geçebilen C kuşağı için ‘Sosyal Hayvan 2.0’ yakıştırması anlamlı gözüküyor. Uzak mesafeli ve yoğun iletişim, bilgi paylaşım hızını ve verimliliğini de artırıyor. Sosyal medyanın yoğun kullanımı dijital bilgi tüketimini hızlandırıyor. Bilgi tüketimi fiziki tüketim türlerini de belirleyecek hale geliyor. ‘C’ Kuşağı tüketim kararlarına dijital bilgiyi en çok katan grup oluyor. Mobil cihazlarla 7/24 bağlantı kurulabilir olmak, sosyal ağlardaki aktiviteleri ve şahsi özgürlüklerine düşkünlükleri nedeniyle ‘C’ kuşağı, iş hayatındaki ağırlığının artmasıyla, şirketlerin ‘duvarlarını’ yıkacak ve kurumların ‘sanallaşmasına’ giden yolu açacak. Dergiye göre, 2020 yılı itibariyle, büyük ölçekli şirketlerin çalışanlarının yarısı sanal proje gruplarında yer alacak. Bu durum, ‘fiziki’ toplantılara olan ihtiyacı ve iş gezilerini azaltacak. İş sosyalliği bir ‘tık’ ötede olacak.
‘C’ kuşağı, tüketim alışkanlıkları ve iş yapma biçimleri üzerinde de ‘devrim’ etkisinde değişikliklere neden olmaya başladı ve önümüzdeki on senede bu durum daha çok hissedilecek. ‘C’ kuşağı makro seviyede, yüksek katma değerli ekonomik büyümenin anahtarı olabileceği gibi, mikro seviyede de, şirketlerin bu kuşağa hitap edebildiği ve istihdam edebildiği oranda başarıya ulaşmasında kritik bir faktör olacak.