'Drone'ların yükselişi

İnsansız hava araçları; teknolojik gelişmenin yeni sınırlarından biri olarak, gelecekte büyük ekonomik ve sosyal hizmetlerde kullanılabilecek.

Ekonomik kalkınmanın artık fiziki sermaye yatırımlarından çok, beşeri sermaye ve bilgi sermayesindeki gelişmelerle başarıldığı bilinen bir gerçek. AR-GE çalışmaları sonucunda ortaya çıkan yeni teknolojik bilgi, icat ve yenilik içeren ürünler, bilgi sermayesinin en önemli parçaları haline geldi. 1990’ların ortasında hayatımıza giren internetin ve gelişen bilişim teknolojilerinin iş yapma biçimlerini nasıl değiştirdiği ve verimlilik artırıcı etkileri uzun bir süredir gözlemleniyor. Teknolojik gelişme sadece bilişim ile sınırlı değil. Sağlık sektörü, enerji üretimi ve hatta tekstil gibi ‘eski ekonomi’ sektörlerinde bile teknoloji, şirket ve ülkelerin başarısında belirleyici oluyor.

İHA’lar

Tek bir icadın veya yeniliğin birden fazla ekonomik ve sosyal alanı nasıl etkileyebileceği, insansız hava taşıtlarının (İHA) gelişimi ile görülüyor. İHA’lar belleğimizde, şimdilik askeri operasyonlarda kullanılan drone’lar ve havaalanlarına 'izinsiz giren' oyuncaklar olarak yer alıyor. ‘Drone’ tabiri her ne kadar pratik ve yaygın bir kullanıma sahip olsa da, ‘askeri’ imaları nedeniyle bir çok kişi tarafından bu tabir tercih edilmiyor. Bunun yerine İHA’nın İngilizce karşılığı olan UAV (‘unmanned aerial vehicle’) terimi öneriliyor. İHA’ların askeri ve eğlence alanlarındaki kullanımı dışında insanlığa ve ekonomiye hizmet edebileceği henüz yeterince anlaşılamamış durumda. Ancak bu alandaki çalışmalar ve pilot uygulamalar, İHA’ların gelecekte hayatımızın bir çok alanına girebileceğini gösteriyor.

İHA’ların temel özellikleri

İHA’ların gelecek vadeden kullanım alanlarının başında lojistik faaliyetleri geliyor. Dünya çapındaki lojistik şirketi DHL’nin 2014 yılında yayımladığı bir rapor, lojistik ve diğer alanlarda İHA’ların şaşırtıcı faydalar sağlayabileceğini vurguluyor. İHA’lar, aerodinamik yapıları, büyüklük ve yük taşıma kapasiteleri, kullanım amaçları, motor tipleri ve menzillerine göre oldukça farklılık gösteriyor. Dikey iniş/kalkış yapabilen helikopter benzeri türleri olduğu gibi sadece yatay iniş/kalkış iniş yapabilen planör benzeri türleri de bulunuyor. İnsanlı hava araçlarına göre ekipman ve bakım maliyetlerinin daha ucuz olması, uzaktan kontrol edilebilme veya programlanabilme imkanları en belirgin ayırt edici özellikleri arasında. Programlanabilirlik özelliği, çok daha kesinlik içeren ve güvenli uçuş ve hava tetkiklerinin gerçekleştirilmesini mümkün kılıyor. Ancak, özellikle hava trafiğinin yoğun olduğu alanlarda getirebileceği güvenlik riskleri tartışılıyor. Diğer taraftan, olumsuz imajına katkısı bulunan ‘istihbarat’ kullanımına yatkınlığı ve bireylerin mahremiyetine zarar verme potansiyeli, sosyal anlamda karşıtlık oluşabiliyor. Geçtiğimiz günlerde, bir fotoğrafçının uzaktan kontrol ettiği görüntü alma amaçlı İHA’nın, Atatürk Havalimanı’nın üzerinde uçması kısa sürede büyük bir tepki çekmişti. Bu nedenle İHA’ların güvenlik boyutu çok hassas bir konu. Ancak yasal çerçevesi iyi düzenlendikten ve insan hayatına etkileri kontrol edildikten sonra, olumsuz tarafları bertaraf edilebilir. ABD Federal Havacılık Otoritesi FAA yakın bir geçmişte, ticari İHA’ların test edilmesi ve lisanslanmasına dair düzenlemeleri çıkarmak üzere bir yasayla yetkilendirildi. İHA’larla ilgili getirilecek düzenlemeler, uçuş güvenliği kurallarını ve insan haklarını ihlal etmeden, İHA teknolojisinin geliştirilmesini hızlandırabilecek.

İHA’ların kullanım alanları

DHL’nin saymış olduğu ve İHA’ların kullanılabileceği alanlar çok çeşitli. Örneğin enerji üretim ve altyapı tesislerinin havadan denetimi bu alanlardan biri. İHA’lar, diğer hava taşıtlarına göre hava koşullarından daha az etkileniyor ve tesislere çok yakından uçabiliyor. Tarım’da İHA ile elde edilen veriler, tarım uygulamalarının daha verimli hale getirilmesine ve orman yangınlarının erken tespitine yardımcı olabiliyor. Yok olma tehlikesi altındaki canlı türlerinin takibi ve korunması, İHA’lar ile kolaylaşıyor. İnşaat faaliyetlerinde, şantiyelerin havadan detaylı görüntülenmesi ile daha kapsamlı bir keşif yapılarak çalışmalara veri sağlanabiliyor. Doğal afetler ve nükleer sızıntı gibi insan hayatını tehdit eden acil durum bölgelerinde, İHA’lar keşif ve insani yardım için kullanılabiliyor. Örneğin 2011 yılında Japonya’da meydana gelen deprem sonrası nükleer sızıntıda, Fukushima santralinden ilk bilgileri İHA’lar toplamıştı. Sinema sektöründe, İHA’lar helikopterlerle gerçekleştirilen maliyetli hava çekimlerine alternatif getiriyor. Bu maliyet düşüşü nedeniyle, hava çekimlerinde İHA kullanımı dijital animasyonun da yerini alıyor. Kara ulaşımının zor olduğu bölgelerdeki kuraklık ve açlık gibi sorunlarla mücadelede de İHA’ların kullanımı öngörülüyor. Lojistik sektöründeki kullanımı ise, İHA’ların en ilgi çekici boyutunu oluşturuyor. Tıbbı malzeme ve kitap gibi ‘hafif’ yükler, artık İHA’larla alıcıların bulunduğu noktaya kadar ulaştırılıp teslim edilebiliyor! Flirtey şirketi tarafından geliştirilen İHA’lı bir teslim sistemi, teslim süresini birkaç günden sınırlı bir süreye düşürebiliyor! Google tarafından geliştirilen Project Wing, benzer bir şekilde İHA’lar ile teslimatı tamamen otomatize etmeyi ve dakikalarla ölçülebilecek sürelere düşürmeyi planlıyor. Sağlık sektöründe, acil kan veya organ nakli gibi durumlarda İHA’ların imdada yetişmesi de öngörülen kullanım alanları arasında. İHA’ların, otomotiv sektöründeki gibi çok büyük ölçekli üretim tesislerinde, tesis içi malzeme taşımasında da kullanılabileceği düşünülüyor. Uzak noktalardaki tesislere kritik yedek parça ve sarf malzeme teslimatı da İHA’lar ile hızlanması bekleniyor. Görüldüğü üzere, İHA’lar, çok farklı şekillerde ekonomiye ve insan hayatına katkıda bulunabiliyor, hatta devrim niteliğinde bir dönüşüm getirebiliyor. Teknoloji ‘sınırındaki’ yeniliklerin, ithalatçısı değil ‘geliştiricisi’ olmak, ülkelerin birçok açılımına pratik çözümler getirebiliyor. Tabii, bu tür bir 'teknoloji oyununda' bulunabilmek için, beşeri ve bilgi sermayesinde atılım yapmak gerekiyor.