Eğitimde verimlilik

Eğitim harcamalarının, öğrencilerin başarı düzeyine katkısını arttıracak şekilde planlanmasına odaklanılması gerekiyor.

Ülkenin kamu kaynaklarından eğitime ayrılan pay, önemli gelişmişlik göstergelerinden biri olarak bilinir. Ancak eğitimin ‘nicel’den öte ‘nitel’ boyutunun göz ardı edilmesi, eğitime harcanan kaynakların doğru yerlerde kullanılamaması ve eğitimden asıl istenen sonuçların -zihin ve beceri gelişimi ve daha iyi bir kariyer– alınamamasına yol açıyor. ABD’nin en önemli danışmanlık kuruluşlarından olan Boston Consulting Group (BCG), yakın tarihli bir çalışması ile eğitimde ‘ne kadar’ harcandığından çok ‘nasıl harcandığının’ önemini vurgulayarak ‘değer odaklı’ bir eğitim stratejisi yaklaşımının çerçevesini çiziyor.
Harcama ve kalite
BCG çalışması, ABD’de uzun vadede öğrenci başına eğitime harcanan para ile öğrenci başarısı arasındaki tezatı ortaya koyuyor. Çalışma, ABD’de, eğitime yapılan yatırımlara karşın öğrencilerin matematik ve okuduğunu anlama testlerinden aldıkları ortalama puanların uzun vadede bir artış göstermediğini ve karşılaştırmalı olarak da PISA –OECD’nin ülkelerarası öğrenci başarı düzeyini karşılaştıran programı- sıralamalarında sürekli olarak aşağıya düştüğünü gösteriyor. Polonya’nın ise öğrenci başına eğitim harcamalarının ABD’ye göre üçte bir seviyesinde olmasına rağmen öğrenci başarısı sıralamalarında yükselişte olduğu belirtiliyor. Bu sonucun nedeni olarak, eğitime tahsis edilen kaynakların yanlış kullanıldığı teşhisi konuluyor. Bu ‘verimsizliğe’ örnek olarak Kaliforniya eyaletinde öğrencilerin aşırı şişmanlık sorunsalıyla mücadele için 41 milyon dolar maliyetle ekstra spor öğretmenlerinin görevlendirilmesi gösteriliyor. Bu programda ne spor öğretmenlerinin sayıca yetersiz olup olmadığına bakılmış ne de daha fazla spor öğretmeni bulundurmanın şişmanlık oranını düşüreceğine dair bilimsel bir çalışma yapılmış! Bu örnek verimsizliğin önemli bir boyutuna dikkat çekiyor: Öğretmenlerden etkin olarak istifade edilmemesi ve öğretmen ‘verimliliğinin’ dikkate alınmaması! ‘Öğretmen’ verimliliğinin büyük fark yaratabileceği akademik çalışmalarla gösterilmiş durumda. Harvard Üniversitesi akademisyenleri tarafından hazırlanan bir çalışma, bir öğrencinin, yüksek ‘katma değerli’ olarak nitelendirilen ve öğrenci başarısına katkısı daha fazla olan, yani ‘verimli’ bir hoca ile bir sene çalışmasının gelecekteki gelirine hayat boyu toplam katkısının 50 bin dolar düzeyinde olacağı sonucuna varmış. Bill&Melinda Gates Vakfı tarafından finanse edilen ‘Verimli Öğretimin Ölçütleri’ programı 3,000 öğretmen üzerinde yapılan bir analiz ile öğretmenlerin yetkinlik ve özellikleri ile öğrenci başarısı üzerindeki ilişkileri irdeliyor. Tüm bu çalışmaların özeti şunu gösteriyor: Eğitim kalitesinin en büyük aracı öğretmenlerdir! Öğretmenlerin ücretlendirilmesi kıdem yerine verimlilik odaklı olarak planlanmalıdır. Diğer taraftan öğrenci başarısına katkısı kanıtlanmış öğretmenlerin daha fazla öğrenciye ulaşması sağlanmalıdır. Bu noktada bilişim teknolojileri devreye giriyor: Verimli öğretmenlerin video-konferans gibi görsel araçlar üzerinden çok sayıda ve başka bölgelerdeki öğrenciye ulaşmasını sağlayacak çevrimiçi derslerin konulmasının katkısı ortaya çıkıyor. Çalışmada yer verilen, laptop ve tablet PC gibi araçların öğrencilerin anlama kapasitelerindeki farklılığa göre adapte olabilecek ‘kişiye özel’ eğitim materyalleri içerdiği başarılı uygulamalar da eğitimde teknolojinin verimli kullanımına örnek teşkil ediyor.
Türkiye’de, özellikle orta ve lise öğrenimlerinin son yıllarında, ‘okul’ ve ‘dershane’ şeklinde bir nevi çift eğitimin sürdürüldüğü; lise ve üniversite giriş sınavlarında her sene bir milyondan fazla öğrencinin yarıştığı ve çok büyük ölçekte kamu ve hanehalkı kaynaklarının aktarıldığı bir eğitim sistemi bulunuyor. Öğrenci başarısı açısından Türkiye PISA sıralamalarında henüz ortalamanın altında yer alıyor. Worldbank tarafından 2011 yılında yayımlanan ‘Türkiye’de Temel Eğitimde Kalite ve Eşitliğin Geliştirilmesi’ raporu da Türkiye’nin eğitim sisteminin mevcut durumunu inceleyerek BCG çalışması ile paralel önerilerde bulunuyor. Türkiye’nin eğitim sistemi için çekilen ‘fotoğraftan’ yola çıkarak eğitim sisteminde öğretmen ve teknolojik kaynak kullanımının genel başarı düzeyine en yüksek katkıda bulunacak şekilde planlanması, toplumun eğitim kalitesinin uzun vadede yükselmesine, işgücü yetkinliklerinin artmasına ve hatta eğitimde toplam kaynak maliyetinin azalmasına katkıda bulunacaktır.