Ekonomik tahminler ve tüketici güveni

Ekonomik tahminlerin gerçekleşmelerindeki sapmalar, tüketici güveninin yeterince dikkate alınamamasından kaynaklanıyor.

Ekonomik büyüme, enflasyon, üretim gibi değişkenler üzerinde yapılan tahminler, toplanan verilerin geniş hacmine ve gelişen ekonometrik yöntemlere rağmen gerçekleşmelerden hâlâ sapıyor. Örneğin Forbes dergisinin de yer verdiği gibi, ABD’de Kongre Bütçe Dairesi (Congressional Budget Office-CBO), uzun süredir, kendi ekonomik tahminlerinin sapmalarını kendisi yayımlıyor. CBO’nun reel üretime ilişkin 1970’lerin ortalarından beri yapmış olduğu tahminlerde, yıllık yüzde 3 ile eksi 3 arasında sapma olmuş ve CBO gerçekleşmeyi çok ender olarak az bir hata payıyla tahmin edebilmiş. Acaba bu durum ekonomik tahmin yapan kurumların yetersizliklerinden mi kaynaklanıyor yoksa ekonomide tahminlerin sapmasına yol açan ve modellere dahil edilmesi zor olan birtakım faktörler mi bulunuyor? 

Tahmincilerin göremedikleri
Ekonomik tahminlerin kökeni 1960’larda Brookings Enstitüsü’nde geliştirilen modellemelere dayanıyor. Yani ekonomi biliminin ve sermaye piyasalarının tarihi düşünüldüğünde, oldukça kısa geçmişi var. Bu sürede ABD ve dünya ekonomisi inişli çıkışlı seyir izledi, ‘trendler’i takip etti. Genişleme süreçlerini aşırı ısınmalar ve bir anda patlak veren krizler; krizlerle başlayan daralma ve durgunluk dönemlerini ise suların durulup büyümenin yeşerdiği dönüşler ve yeni genişleme süreçleri takip etti. Bir an için bu sıralamayı grafik olarak gözümüzün önüne getirirsek birbirini izleyen zikzaklar veya sinüs eğrileri görürüz. İşte ekonomik modeller en çok bu zikzak ve eğrilerin dönüş noktalarının zamanlamasını tespitte zorlanıyorlar ve sapmalar daha çok bu durumdan kaynaklanıyor. Ama bunun ötesinde büyüme ve durgunluk trendlerinin içindeki büyüme oranları da doğru tahmin edilemeyebiliyor. Trendlerin hızlarının ve dönüşlerinin takibini zorlaştıran en belirsiz değişkenleri, John Maynard Keynes, bu tahminlerin hayata geçmesinden çok önce, ‘hayvani ruh’ olarak tespit etmiş. Ekonomik aktörlerde bulunan bu öngörülemeyen faktörler, insan davranışını etkileyen ‘duygular’ olarak tanımlanıyor ve ancak ‘tüketici güveni’ kavramı dahilinde ölçülebiliyorlar. Kriz sonrasında devletin ekonomiye katılımının tekrar önem kazanmasıyla gündeme gelen Keynes’in ortaya attığı bu kavram ile ilgili yakın zamanda kapsamlı yayınlar yapıldı. Matteo Pasquinelli’nin 2008 ve George Akerloff-Robert Shiller’in 2009 kitapları ‘hayvani ruh’ kavramı üzerinden insan psikolojisinin ekonomi üzerindeki etkisine değiniyor. Yiyecek arayan bir hayvanın düz bir çizgi üzerinde sakince ilerlemek yerine ‘fevri’ hareketlerle ne yapacağı belli olmadan gezindiği gibi, ekonomide insan kitlelerinin ‘boğa’ ve ‘ayı’ ile ifade edilen ‘cesur, iyimser’ ve ‘korkak, kötümser’ ruh hallerinin ne zaman değişeceğini kestirmek büyük zorluklar içeriyor. Bu durum bir hisse senedi fiyatının dip ve tepe noktalarının kestirilmesindeki güçlükte de kendini belli ediyor. 19 Ekim 1987 tarihinde, görünürde yeni bir olumsuz haber yokken dünya borsalarının hızlı bir şekilde çökmesi de ekonomik mekanizmalardan çok, öngörülmesi zor olan piyasa psikolojisi ile açıklanmaya çalışılıyor. Daha da önemlisi, hayli değişken ve ürkek olan tüketici güveni, kendisine dair olan açıklamalarla da şekillenebiliyor. Bu ölçüde değişken ve ölçülmesi zor olan bir parametrenin rakamsal modellere yeterince entegre edilememesi, ‘gerçek’ ile ‘tahmin’ arasında oluşabilen uçurumların temelini oluşturuyor.
Ocak ortalarında IMF 2012 ve 2013 tahminlerini aşağıya çekti ve neden olarak Euro Bölgesi’nin borç krizini gösterdi, piyasa güveninin yeniden sağlanmasındaki güçlüklere dikkat çekti. Belli ki IMF’nin tahmin modelleri, borç istatistikleri türü nesnel rakamsal ölçütler gibi piyasa ve tüketici güvenini de dikkate alıyor. Piyasa güveninin IMF’yi haklı çıkarıp çıkarmayacağını zaman gösterecek. Ancak güveninin azalması halinde, bu durumun, güvenin öngörülemeyen seyri kadar, olumsuz açıklamaların psikolojisinden de kaynaklanabileceği unutulmamalı. Ekonomik tahminlerde kesinliği arttırmak için piyasa ve tüketici güveni üzerinde yorum yapılmaya başlandıkça, bu güvenin önündeki belirsizlik de artabiliyor.