Ekonomiyi doğru ölçmek

GSYH, toplum ve ekonomide üretilen, pazar fiyatı belli ürün ve hizmetlerin değerini verirken gerçek değer artışlarının bir kısmını da dikkate almıyor!

Bir ekonomik kavram üzerine konuşabilmek için sayısal bir ölçüte dönüştürülmesi gerekir: Bir şirketin yatırımcısına kazandırdığı para, bir ülkenin geçen sene ürettiği buğday miktarı, bir ekmeğin fiyatı gibi. Ne kadar basit gibi gözükürse gözüksün, ekonomik bir değeri temsil eden rakamsal bir ölçütü hesaplamak için kullanılan örnekleme, yöntem, kurallar bütünü vs. ulaşılan sonucu değiştirebiliyor. Örneğin ekmeğin gramajı, kullanılan buğdayın türü ve hangi şehirdeki fırınların esas alındığı, fiyat endeksine temel oluşturan ekmek fiyatında belirleyici oluyor. Bir şirketin uyguladığı muhasebe sistemindeki değişiklikler nihai kârı arttırabiliyor veya azaltabiliyor. Daha basit ölçütlerde bile, metodoloji sorgulanabiliyorsa, bir ülkedeki ekonomik faaliyetlerin tümünün ürettiği katma değeri gösteren gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) hesaplaması ‘olduğu gibi’ kabul edilebilir mi? ABD’deki araştırma kuruluşu Demos’un yayımladığı bir çalışma, esas aldığımız GSYH’nin hesaplanmasında bazı önemli konuların göz ardı edildiğini iddia ediyor. GSYH bir ülke içerisinde bir yılda üretilen hizmet ve ürünlerin katma değerini hesaplar. GSYH farklı yöntemlerle de ölçümlenebilir. GSYH’nin bir refah ölçütü olarak ne derece işe yarar olduğu bile sıklıkla tartışılır. Örneğin kişi başına GSYH; gelir dağılımı, ürün ve hizmetlerin kalitesini, üretimin ‘ekolojik etkilerini’ ve yaşam koşullarını göstermez! Bunun ötesinde GSYH hesaplamasında eksik kalan birtakım ‘gelir’ ve ‘gider’ unsurlarının da bulunduğu sıklıkla vurgulanır. 

GSYH dışında kalanlar 
Demos’un çalışmasına göre, kullanıldığı şekliyle GSYH’nin en önemli zayıflıklardan biri olarak, sadece ‘piyasada’ fiyatı oluşan ürün ve hizmetleri hesaba katması belirtiliyor. Peki ‘pazar dışı’ hizmet ve ürün üretimine ve katma değere neler giriyor? Örneğin, hanehalkı hizmet üretimi -evde yapılan yemek, tamirat, temizlik işleri- hesaplanmıyor. Bir çocuğa yuvada okulöncesi eğitim verilmesi hizmeti GSYH’de gözükürken aynı hizmet evde verildiğinde sayılmıyor. Halbuki ‘insan sermayesi’ adına artış benzer düzeyde. GSYH’nin sadece fiziki sermaye artışlarını dikkate aldığı ancak ‘insan sermayesi’ artışlarını göz ardı ettiği noktasına varılıyor. Bugün artık, insan sermayesinin, toplam üretim faktörleri içerisinde en önemli paylardan biri haline geldiği ve eğitim faaliyetlerinin harcama kalemi olarak sayılmaktan çok, insan sermayesi üzerinden bir ‘değer artış kalemi’ olması gerektiği kimi çevrelerce savunuluyor. Bir diğer konu ise üretim faaliyetlerinin doğal kaynaklarda yol açtığı ‘tükenme’ ve ‘zararın’ ve mevcut doğal kaynakların ‘piyasada’ doğrudan ölçülemeyen faydalarının dikkate alınmaması! Sınai üretimin yeraltı su kaynaklarını kirletmesi veya zehirli gaz salmasından oluşan kayıplar hesaba katılmadığı gibi ormanların karbon emme kapasitesinin artı değeri de GSYH’de gözükmüyor. 

Sağlık harcamaları, sadece paranın nereye harcandığı üzerinden GSYH hesaplarına girerken bu harcamaların insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin değeri hesaba katılmıyor. Özetle, GSYH iktisadi ve sosyal faaliyetler sonucu, ‘pazarda’ alınıp satılabilen ve fiyatı ölçülebilen ürün ve hizmet üretiminin ve fiziki sermaye artışının bir ölçütü oluyor ve belli bir pazarı olmayan ancak doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik sonuçları bulunan insan sermayesinde artış, ekolojik kaynaklarda iyileşme –ve kötüleşme– gibi bir toplumun ‘servetinde’ çok önemli hale gelen unsurları es geçiyor. Bu durumun en büyük nedenlerinden biri, söz konusu unsurların tespiti, ölçümü ve ekonomik bir değere dönüştürülmesindeki zorluklar olarak belirtiliyor. Akademisyenler, GSYH’yi tüm bu unsurları dikkate alacak şekilde dönüştürmek yerine, daha kapsayıcı yeni ölçütler öneriyor. Sosyal ve çevresel maliyet ve değer artışlarını da dikkate alan ‘Gerçek İlerleme Göstergesi’ (Genuine Progress Indicator), bu tür yeni ‘kapsamlı’ ölçütlerden biri olarak Demos’ta yer buluyor. Çeşitli düşünce ve araştırma kuruluşları tarafından geliştirilen ‘ekolojik ayakizi’, ‘ekonomik özgürlük endeksi’, ‘küresel rekabetçilik endeksi’, ‘insani gelişmişlik endeksi’, ‘yaşam kalitesi endeksi’, ‘refah endeksi’, ‘daha iyi yaşam endeksi’ gibi çok sayıda yeni ölçüt, ekonominin toplum üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini farklı boyutlardan ölçmeye çalışıyor. Sözün özü, ekonomik gelişim artık GSYH ile tek başına yeterince ölçülemiyor ve topluma yansımasını yeni ölçütlere göre de takip etmek gerekiyor!