FED'de faizler şimdilik sabit

FED'in uzun süredir beklenen faiz artırım kararı yine ertelendi ve gelişen ekonomilerdeki büyümenin zayıflaması kararın başlıca gerekçesi olarak gösterildi.

Uzun süredir ABD Merkez Bankası FED’in faiz oranları ile ilgili kararlar dünya ekonomik gündeminin odağında. FED referans faiz oranı olarak kullanılan gecelik faiz oranını (Fed Funds Rate) 2006 yılından bu yana yükseltmedi. Perşembe günkü toplantıda bu oranın mevcut yüzde 0 ila yüzde 0,25 hedef aralığında korunması kararı çıktı. Bu karar; 2015 yılında herhangi bir faiz oranı değişikliği olması ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyor. FED’in kararlarına paralel olarak Federal Açık Piyasa Komitesi (Federal Open Market Committee, FOMC) katılımcıları ile yaptığı anket sonucunda, 2015 yılının sonuna kadar gecelik faiz oranı için öngörülen hedefin yüzde 0 ila yüzde 1 arasında değişeceği öngörülüyor. Münferit tahminlerin ortanca değeri yani medyanı yüzde 0,4 olarak hesaplanıyor. Haziran ayındaki tahminlerde ise ortanca değer yüzde 0,6 olmuştu. Haziran’dan bu yana geçen üç ayda söz konusu tahminin ortanca değerindeki azalış, faizlerin yükselmesini gerektiren koşulların oluşmadığı ile ilgili yargının kuvvetlendiğini gösteriyor. Faizlerin 2015 yılında değişmesi için FOMC’nin sadece iki toplantısı kaldı. FED’in faiz kararları, sonuçları itibariyle gelişen ülke piyasalarını yakından ilgilendiriyor. Güvenli liman olan ABD’de faizlerin yükselmesi, daha kırılgan ve riskli olan ekonomilerde, küresel boyutta 'fon çekme' rekabeti nedeniyle, faizlerin ister istemez yükselmesine yol açacak. Ancak, önümüzdeki kısa dönemde faizlerin olası seyri çok büyük değişiklikleri getirmiyor. 2015 sonuna kadar yüzde 0,4 olarak belirtilen oran hedefinin 2016 yılında yüzde 1,4'e yükselmesi bekleniyor. İleride olası bir faiz kararının çıkması veya son toplantıda olduğu gibi çıkmamasının, daha çok bir ‘sinyal’ değeri bulunuyor. Çünkü bu kararın arka planında yatan gerekçe, küresel ekonomik büyümenin gidişatıyla ilgili beklentilerin fazla parlak olmaması olarak açıklanıyor ve bu tür kararlar daha çok ekonomik büyümeyle ilgili tahminlere ilişkin sinyalleri piyasaya aktarıyor.

Küresel ekonomik büyüme

Küresel ekonomiyle ilgili büyüme beklentilerine dair önemli bir kaynak,  IMF tarafından yılda iki kere yayımlanan ‘Dünya Ekonomik Görünümü’ (World Economic Outlook) çalışması oluyor. En son Nisan’da güncellenen büyüme tahminleri, önümüzdeki ay tekrar yayımlanacak. Ekim ayındaki tahminler, geçen altı aydaki Çin ekonomisiyle ilgili olumsuz beklentileri ve bu beklentilerin sonucu olan piyasa dalgalanmalarını yansıtacaktır. Ancak, Çin ekonomisinin olumsuz gidişatı bir günde ortaya çıkmadığından Nisan tahminlerinde de bir ölçüye kadar bu kötü gidişat gözlemleniyor. IMF’nin küresel ekonomik büyüme beklentisi, 2015 yılı için yüzde 3,4 olarak veriliyor. 2014 yılında küresel büyüme 2015 beklentisine çok yakın seviyelerde gerçekleşmişti.  2020’ya kadar olan döneme dair küresel büyüme beklentisinin seyri ancak yüzde 4’e kadar çıkıyor. 2000’lerin sonlarındaki küresel kriz döneminden önce, örneğin 2004-2007 yılları arasında küresel büyüme oranı yüzde 4,9 ila yüzde 5,7 arasında değişiyordu. Kriz sonrasında, örneğin 2010 yılında küresel büyüme yüzde 5,4 olarak gerçekleşmişti. Gelişen ülkelerin ekonomik büyümesi ise, yüzde 7,4 olarak gerçekleştiği 2010 yılından bu yana hızlı bir şekilde aşağıya iniyor. 2014 yılında yüzde 4,6 olan büyümenin 2015 yılında yüzde 4,3’e inmesi ve 2016 yılında ufak bir toparlanma ile yüzde 4,7’ye çıkması bekleniyor.

Çin ekonomisinin yavaşlaması

Sadece Çin ekonomisi özelinde bakıldığında; 2003-2007 yılları arasında istikrarlı olarak her sene iki haneli olarak gerçekleşen büyüme performansı, kriz sonrasında 2010 yılında tekrar yüzde 10,4’e yükseldi. Ancak 2014’e kadar olan gidişatta bu büyüme oranı yüzde 7 seviyelerine indi. 2015 beklentisi ise yüzde 6,8. 2020’ye kadar büyüme oranının tekrar yüzde 7’nin üstüne çıkması beklenmiyor. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’in büyüme performansı tek başına küresel büyüme hızındaki değişimlerin önemli bir kısmını açıklıyor. Çin’de uzunca bir süreden beri 'halının altına süpürülmüş' ve gittikçe büyüyen bir finans sektörü sorunu gözlemleniyor. Çin GSYİH’sinin yaklaşık yarısı yatırımlardan oluşuyor. Büyüme hızı yatırımlarla sürdürülebiliyor. Ancak, bu düzeyde bir yatırım tutarının sürdürülmesi, verimsiz alanlarda çok büyük ölçekli ve geri dönüşü olmayan harcamaların yapılması anlamına gelecek. Çöllerin ortasında kurulmuş ve tamamına yakını boş dev 'hayalet şehirler' bu istatistiki manzarayı özetliyor. Geri dönüşü olmayan yatırımların finansmanı için verilen krediler de saklanması giderek zorlaşan bir batık kredi manzarası ortaya çıkarıyor. Çin ekonomisindeki yapısal ve sürdürülemeyen sorunlar ile yavaşlayan büyüme, küresel ekonomi açısından gelecekte çok daha büyük bir sorun olabilecek. FED’in mevcut faiz kararlarını, yavaşlayan küresel büyüme ile beraber, ABD ekonomisinin henüz aşırı ısınma sinyalleri vermediği ve enflasyon açısından bir sorun getirmediği şeklinde yorumlanabilir. Ekonomik gündemin gözü FED’de olduğu kadar, özellikle Çin ekonomisinde de olmaya devam edecek.