Her servet refah arttırmaz!

BCG'nin hesapladığı SEDA endeksi, gelirin, farklı yaşam kalitesi boyutlarıyla bir araya gelerek ne düzeyde refaha dönüştüğünü gösteriyor.

Ekonomik analizlerde, ‘kolaya kaçılmak’ istendiği zaman, çoğunlukla yapılan uygulama kişi başına düşen ortalama milli geliri bir ‘refah’ ölçütü olarak almaktır. Bu ikisi arasında bir ilişki olmakla birlikte, ‘refah’ tek bir parasal ölçüt ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir kavramdır. Refah, genel anlamda yaşam koşullarının kalitesi olarak algılanabilir.

Bu kavram objektif tek bir ölçüt ile tanımlanamaz. Kişi başına gelir düzeyi daha yaygın olarak ölçülebilirken ‘refah’ın ölçümüyle ilgili hesaplamalar daha sınırlıdır. Bununla ilgili olarak, Birleşmiş Milletler, Economist Intelligence (UNIT) ve OECD’nin önemli çalışmaları bulunmaktadır. Danışmanlık firması ‘The Boston Consultancy Group’ (BCG), yeni yayımlanan ‘Servetten Refaha’ raporunda, yeni geliştirilen bir refah endeksi olan ‘Sürdürülebilir Ekonomik Gelişme Değerlendirmesi’ (Sustainable Economic Development Assessment-SEDA) ölçütünü tanıtıyor.

SEDA endeksi, gelir, ekonomik istikrar, istihdam, gelir dağılımı, sivil toplum gelişimi, yönetişim, eğitim, sağlık, çevre ve altyapı boyutlarını içeriyor. SEDA puanı, üç ayrı zaman diliminde ele alınıyor: Geçmiş beş sene seyri (gelişim puanı), mevcut durum (cari puan) ve gelecekteki uzun vadeli sürdürülebilirlik (sürdürülebilirlik puanı). Böylelikle refahın gelişimi ve geleceği de analize katılmış oluyor. SEDA ölçütü ayrıca, ilgili ülkenin gelir seviyesini, iki göreceli ölçütle, ‘beklenen’ refah seviyesine göre karşılaştırıyor: ‘Gelirden refaha’ (wealth to well-being) katsayısı, bir ülkenin ‘cari’ SEDA puanını, o ülkenin kişi başına gelirinden ‘beklenen’ refah düzeyi ile karşılaştırıyor. Örneğin kişi başına gelirinden ‘beklenen’ refaha sahip bir ülke için ‘gelirden refaha’ katsayısı tam ‘1’ olurken gelire göre ‘beklenenden’ daha yüksek refaha sahip ülkelerin katsayısı 1’in üstünde yer alıyor.

‘Büyümeden refaha’ (growth to well-being) katsayısı ise göreceli karşılaştırmayı son beş sene için hesaplanan ‘gelişim’ SEDA puanı ve kişi başına gelir artışından ‘beklenen’ gelişim SEDA puanı arasında yapıyor. Buna göre ‘beklenenin’ üstünde gelişim puanı olan -yani yakın geçmişte refah seviyesini ‘beklenenden’ daha hızlı yükselten- ülkelerin ‘büyümeden refaha’ skorları 1’in üstünde yer alıyor. ‘Gelirden refaha’ ölçütünde, Kuzey ve Doğu Avrupa ülkeleri ‘beklenenden’ daha yüksek bir refaha sahipken sadece ‘hazır doğal kaynaklarını’ kullanarak ‘zengin’ olan ülkeler, serveti refaha yeterince dönüştüremiyorlar.

‘Büyümeden refaha’ ölçütünde başarılı ülkeler arasında Latin Amerika ülkeleri ve geçmişin sorunlu dönemlerini aşmayı başaran Kamboçya ve Ruanda gibi ülkeler de yer alıyor. Analizin önemli bir bulgusu, aynı anda hem gelire hem de büyümeye göre ‘beklenenden’ daha yüksek refah performansına sahip ülke sayısının çok az olması! Yani mevcut seyrin devamında gelecekte bugünün ‘müreffehleri’ yerine yenileri gelebilecek. Bu noktada ‘sürdürülebilirlik’ SEDA puanı kritik hale geliyor. Bu değerlendirmede, sayılan boyutların her biri için atılan uzun vadeli adımlar ve yapılan yatırımların etkileri dikkate alınıyor. Sürdürülebilirlik ölçütünde dikkati çeken, Avrupa’nın ‘zayıf halkaları’ olan PIIGS (Portekiz, İtalya, İrlanda, Yunanistan ve İspanya) ülkelerinin diğer Avrupa ülkelerinin gerisinde kalmaları!

Türkiye mevcut refah düzeyi ile ‘beklenenin’ bir miktar altında kalırken yakın tarihli olumlu gelişmelerle refahını beklenenin üstünde arttırma trendine girmiş durumda. Türkiye’nin gelir büyümesinin üstünde bir refah artışı sağlamaya devam etmesi için uzun vadede kurumların yönetişimi, altyapı, istihdam, eğitim ve sosyal gelişime yaptığı yatırımları sürdürmesi gerekiyor.