İstihdamda 'yarı zamanlı' dönemi

Tüm dünyada, işgücü piyasalarındaki esneklik ihtiyacı ile paralel olarak 'yarı zamanlı' istihdam artış gösteriyor.

İşgücü piyasalarının işleyişini ürün piyasalarının yapısına benzetebiliriz. Piyasaların etkin çalışması, farklı tüketici taleplerine karşılık veren ürün çeşitliliğinin sunulması ve talep-arzın hızlı bir şekilde birbiriyle eşleşmesiyle sağlanabilir. Emek piyasalarında da iş arayan işgücü ile işçi arayan işverenin hızlı bir araya gelememesi, piyasa etkinliğinin azalmasına neden olur. Ayrıca tektip bir ‘çalışma’ sözleşmesiyle, işgücü ve işverenin beklentileri tam olarak karşılanmayabilir. Son dönemlerde işgücü piyasalarında ‘kontrat’ esnekliği ve ‘yarı zamanlı’ istihdamda artış trendi gözlemleniyor.

ABD’de en son açıklanan istihdam verileri işsizlik oranlarında kısa sürede kayda değer bir düşüşe işaret etti. Rakamlar analiz edildiğinde, son bir ay içerisinde yeni işe girenlerin yarısının yarı zamanlı olduğu ortaya çıkıyor. ABD’li ekonomist Casey B. Mulligan bir çalışmasında, çalışan kişi başına ortalama çalışma saati miktarının küresel krizin yaklaşık başlangıç tarihi olan 2008’e göre yüzde 6 daha düşük olduğunu belirtiyor. ‘Yarı zamanlı’ çalışanlardan bazıları, tatmin sağlamamakla birlikte ‘işsiz’ kalmaya tercih ettiklerini söylüyorlar. ‘Yarı zamanlı’ istihdam işsiz kalmaya göre bir alternatif! ‘Yarı zamanlı’ istihdamın yükselişi sadece ABD’de gözlemlenmiyor.

Dünya Bankası, yeni yayımladığı ‘Dünya Kalkınma Raporu 2013’te, ‘yarı zamanlı’ ve geçici istihdamın, çalışan tatmini düşük olmakla birlikte, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde işverenler tarafından daha çok tercih edildiğini gösteriyor. TÜİK’in ‘Hanehalkı İşgücü Anketi’, haftalık çalışma saatine göre Türkiye’deki istihdamın dağılımını detaylandırıyor. 2009’dan bu yana veritabanına dahil edilen tam zamanlı/yarı zamanlı istihdam rakamlarına göre, yarı zamanlı istihdamın toplam içerisindeki payı 2009–2011 arasında %11,3’ten %12’ye yükselmiş.

‘Yarı zamanlı’ istihdamın yükselişi, son 2 sene verilerinde pek belli olmamakla birlikte, anket veritabanının 2004’ten beri içerdiği haftalık çalışma saatine göre dağılımda, bu trend daha net olarak gözlemleniyor. 2004-2011 arasında, haftalık 1-16 saat arasında çalışan istihdamın toplam içindeki payı %3,8’den 6,1’e yükselirken haftada 17-35 saat arasında çalışan istihdamın toplam içindeki payı %13,5’ten 15,9’a yükselmiş. Yani asıl yükseliş 16 saate kadar olan çalışma süresi grubunda ortaya çıkıyor. Toplam istihdamda ‘yarı zamanlı’ çalışan payı, işsizliğin en yüksek olduğu yaş gruplarından 15-19 yaşta %20’ye yaklaşıyor; işsizliğin aşağıya indiği 25-29 ve 30-34 yaşta %7,3 ve 8,4’e kadar inebiliyor.

‘Yarı zamanlı’ çalışan payı, istihdam olanaklarının sınırlı hale geldiği ileri yaş gruplarında ise yine yükselişe geçiyor. Kadın-erkek boyutunda bakıldığında, ‘yarı zamanlı’ istihdamın toplam istihdam içindeki payı erkeklerde %6,8 iken kadınlarda 24,7’ye yükseliyor. Yani ‘yarı zamanlı’ istihdam, kadınların işgücüne katılımını arttıran bir unsur.

Sözün özü, işgücünün demografik ve mesleki dağılımı ele alındığında, tam zamanlı iş bulma imkânları daha sınırlı olan gruplar için ‘yarı zamanlı’ istihdam seçeneği, işsizliğe karşı bir alternatif oluşturuyor. ‘Yarı zamanlı’ istihdamdaki artış, işgücünün geneline yayılıp tam zamanlı istihdamın yerine geçmediği müddetçe, piyasa etkinliği adına olumlu bir adım olarak değerlendirilebilir.