İsviçre hedef tahtasında

Hükümetlerin kayıp vergi gelirlerinin peşine düşmesiyle 'vergi cenneti' İsviçre'deki kıyı bankacılığı faaliyetleri daha sıkı takip altına alınıyor.

Zengin tasarruf sahiplerinin, servetlerinin vergi ile erozyona uğramadan değerlendirilebilmesini sağlayan kıyı bankacılığı (offshore banking), müşterilerine düşük vergili getiri ortamını sağlarken, yatırımcıların vergi mükellefi olduğu ülkelerin bütçelerini ise vergiden kayba uğratıyor. Hükümetlerin, ekonomik canlandırma fonksiyonlarının önem kazanması, kıyı bankacılığının vergi ‘avantalarının’ peşine düşülmesine neden oluyor. Kıyı bankaları daha çok ‘vergi cennetleri’nde yoğunlaşıyor. ‘Vergi cennetleri’ ise, ekonomik faaliyetlerin düşük vergi oranları ile cezbedildiği, ‘tabela şirketler’ olarak tabir edilen, kağıt üzerinde kurulmuş ve sadece genel merkezi orada göstererek vergi avantajından yararlanan ‘hukuki birimlerle’ donatılmış bölgeler olarak tanımlanıyor. Gelişmiş ülkelerin, ‘vergi cennetleri’ne yönelik atakları 2008 yılında ABD’nin İsviçre bankası UBS’e yönelik açtırdığı adli soruşturma ile başladı. UBS, varlıklı Amerikalılar’ın servetlerini ‘vergi cenneti’nde yönetmelerinden dolayı ABD hükümetine kaybettirdiği vergi gelirlerine karşılık ABD’ye 780 milyon dolar ödemeyi kabul etti. Bunun ötesinde, servetlerini yönettiği 52 bin Amerikan vatandaşının bir kısmının bilgilerini de ABD ile paylaşmak zorunda kaldı. Bugün gelinen noktada ise, hem ABD hem de Avrupa ülkelerinin, İsviçre’de kurulu tüm mali kurumların kıyı bankacılığı çerçevesindeki faaliyetlerine yönelik, kontrol artırıcı eylem planlarına giriştikleri görülüyor. 

ABD ve AB’den İsviçre’ye ‘gözdağı’
İsviçre’nin mali bilgilerinin gizliliği prensibi 1934 yılında kabul edildi ve böylelikle müşteri bilgilerinin paylaşılması suç haline geldi. İsviçre’nin bir vergi cenneti olarak gelişmesinde bu yasanın büyük payı oldu. Şimdi ABD ve AB ülkeleri tarafından dayatılan yeni uygulamalarla İsviçre’nin bu avantajı azalacak. ABD, UBS ilki olmak üzere 11 İsviçre bankasından ABD vatandaşı müşterilerinin bilgilerini talep etti. Ancak daha önemlisi, 2013 yılında yürürlüğe girecek bir ‘Yabancı Hesapların Vergi Uyumu Yasası’ (Foreign Account Tax Compliance Act – FATCA) ile ABD, Amerikan müşterileri hakkında rapor verilmezse yabancı mali kurumların ABD’deki yatırımlarının gelirlerinden yüzde 30 oranında stopaj kesebilecek! The Economist dergisine göre, bu yasa ile ABD on yıllık bir süre içerisinde on milyar dolar tutarında bir gelir elde edebilir. İngiltere ve Almanya ise farklı bir yaklaşım sergiliyor. Bu ülkelerin öngördüğü yapıda, İsviçre bankaları, ilgili ülkelerin vatandaşları olan müşterilerinden her yıl ‘götürü vergi’ olarak adlandırılabilecek bir tutar alacak. Yani detaylı bir matrah ve vergi hesaplanmadan, olası vergi kayıplarına istinaden belirlenmiş bir tutar İsviçre tarafından toplanacak. Bu tutara düşük oranda yıllık bir stopaj da eklenecek. İsviçre topladığı bu tutarı ilgili ülkelere iletecek ancak müşteri bilgilerini gizli tutacak. 

Karşılıklı bilgi paylaşımı ve servetin geleceği
Avrupa Komisyonu tarafından planlanan ve vergi cennetlerini bir anlamda devre dışı bırakabilecek adım olarak, karşılıklı bilgi paylaşımının zorunlu hale getirilmesi planlanıyor. Cari durumda, OECD tarafından öngörülmüş olan ve her yıl sınırlı sayıda ‘spesifik’ müşterinin bilgilerinin talep edilmesini sağlayan bir ‘yumuşak’ uygulama mevcut. Avrupa Komisyonu’nun planı ise bilgi paylaşımına uyulmaması durumunda, İsviçre’nin Avrupa mali piyasalarına erişimini sınırlamaya kadar giden yaptırımlar içeriyor. The Economist’in yer verdiği rakamlara göre, İsviçre sadece Almanya ve İngiltere’nin planının uygulanmasıyla bile 50 milyar dolar tutarında bir mali varlığı kaybedebilir. İsviçre ise bu adımlara karşılık, hedefini, gelişmiş ülkelerin zengin müşterilerinden uzaklaştırarak politik riskler içeren, istikrarsız gelişmekte olan ülkelerin zengin müşterilerine odaklanmayı düşünüyor.
Uzun vadede, mali entegrasyonun kuvvetlenmesi, bilgi paylaşımının sistemli ve zorunlu hale gelmesi ve en önemlisi tüm hükümetlerin vergi cennetlerine kaybedilen vergi gelirlerinin peşine düşmeleri ile servet, dünyanın her yerinde ‘zapt-u rapt’ altına alınacağı bir döneme yaklaşıyor.