Kapsayıcı girişimcilik ve istihdam

OECD'nin "Kayıp Girişimciler 2015" raporu, işsizliğin yüksek düzeyde seyrettiği ülkelerde kapsayıcı girişimcilik politikalarının önemini ortaya koyuyor.

Girişimcilik, ekonomik gelişmeyi hızlandıran en önemli faaliyetler arasında sayılıyor. Ünlü ekonomist Schumpeter’e göre girişimcilik, yeni bir ürün, üretim yöntemi, yeni bir pazar, yeni bir tedarik kaynağı veya yeni bir organizasyon kurulması veya geliştirilmesine ilişkin faaliyetleri içeriyor. Girişimciler, alışılmış iş yapma biçimlerinin dışına çıkan kişileri kapsıyor. Hatırlayalım, geçtiğimiz günlerde ana grup şirketi Alphabet ile piyasa değeri itibariyle dünyanın en değerli şirketi haline gelen ve asırlık endüstri devlerini geride bırakan Google, 17 sene önce 25 yaşında iki tane girişimci tarafından kurulmuş bir şirket. OECD’nin “Kayıp Girişimciler 2015” (Missing Entrepreneurs 2015) raporu Avrupa Birliği’nde girişimcilik faaliyetlerinin sayısal boyutunu ortaya koyuyor ve  girişimcilerin sorunlarını ve politika önerilerini tartışmaya açıyor. Avrupa Birliği’nde girişimcilik faaliyetleri ile ilgili analizler, diğer bölgelerin bu tür faaliyetlerine yönelik politika adımlarının geliştirilmesinde faydalı olacaktır.

Girişimcilik oranı ve girişimciliğin sorunları

Avrupa’da girişimcilik faaliyetlerine yönelik yoğun bir eğilim ve ilgi bulunuyor. 15-24 yaş arası nüfusun yüzde 45’i maaşlı bir çalışan olmak yerine, kendi işlerini kurmaya eğilimli olduklarını beyan ediyorlar. Kendi işini kuranların ağırlıklı olarak, istihdam piyasasına girmekte daha fazla zorluk çeken kesimlerden oldukları görülüyor. 2014 itibariyle Avrupa Birliği’nde kendi işini yürüten 30,6 milyon kişinin 24,5 milyonu kadınlar, gençler, yaşlılar, Avrupa Birliği dışında doğanlar ve son bir yıldır işsiz olanlardan oluşuyor. Yüksek oranda girişimcilik faaliyeti olmakla birlikte, bu girişimlerin hayatta kalma oranları ve büyüme beklentileri ise düşük seviyede kalıyor. OECD’nin raporuna göre bu durumun üç temel sebebi bulunuyor: Finansmana yetersiz erişim, profesyonel irtibat ağlarının yetersizliği ve girişimcilik yeteneklerinin tam gelişmemiş olması. Avrupa Birliği’nde istihdam piyasası programları için yapılan harcamaların GSYİH’ye oranı ve bu harcamalar içerisinde yeni şirket kuruluşuna yönelik teşviklerin payı ülkeler arasında önemli farkılıklar gösteriyor. Avrupa Birliği genelinde istihdam piyasası programlarına yapılan harcamaların GSYİH’ye oranı yaklaşık yüzde 2 düzeyindeyken, yeni şirket kuruluş teşviklerinin payı bu harcamalar içinde sadece yüzde 1 civarında kalıyor. Yeni şirket kuruluş teşviklerinin toplam istihdam piyasası programı harcamaları içerisindeki payı, sadece Polonya, Slovakya ve Slovenya’da yüzde 2’nin üstüne çıkıyor. Bu nedenle, girişimcilik faaliyetleri için yeterince teşvik bulunmaması da girişimciliğe yönelik ilgiye rağmen başarı düşüklüğünün önemli gerekçelerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle küresel kriz sonrasındaki ‘istihdamsız ekonomik düzelme’ (jobless recovery), istihdam politikalarının önemini artırdı. Girişimcilik faaliyetlerinin desteklenmesini bir sosyal misyon olarak gören ‘kapsayıcı girişimcilik’ (inclusive entrepreneurship) politikaları işsizlik sorununun mücadelesine yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği’nde söz konusu olan ‘istihdamsız ekonomik düzelme’ sorunu Türkiye için de geçerli oluyor. Türkiye’de 2007 öncesindeki yıllarda yüzde 9,5’e kadar yükselen işsizlik oranı 2014 yılında yüzde 9,9 seviyesinde gerçekleşti. IMF’nin tahminlerine göre işsizlik oranı Türkiye’de 2020’ye kadar yüzde 11’in altına inmeyecek. Bu nedenle ‘kapsayıcı girişimcilik’ politikalarına yönelik öneriler Türkiye için de önem arzediyor.

Politika önerileri

OECD raporu, girişimcilik yeteneklerini kuvvetlendirmek için en etkili yöntemlerin arasında koçluk (coaching) ve akıl hocalığı (mentoring) faaliyetlerini sayıyor. Başarılı girişimcilik politika uygulamalarında iş dünyasından gönüllü koç ve akıl hocalarının bulunmasına önem veriliyor. Bu uygulamalarda koç ve akıl hocalarına da önceden bir eğitim verilmesi, programların etkiliğini artırıyor. Farklı sosyal gruplardan başarılı girişimcilerin rol modelleri olarak ön plana çıkarılmaları da önerilen politika adımları arasında yer alıyor. İstihdam piyasasında dezavantajlı olan kadınlar, gençler, yaşlılar, etnik azınlıklar, göçmenler ve engelli kişilerde gözlemlenen başarılı girişimci örnekleri, potansiyel girişimcilerin iş kurma motivasyonlarını artırıyor. Girişimcilerden oluşan irtibat ağlarının desteklenmesi de girişimcilik yeteneklerinin geliştirilmesi ve finansmana erişimin artırılması için önemli bir adım olarak görülüyor. Son olarak, kapsayıcı girişimcilik faaliyetlerinin sosyal ve ekonomik etkilerinin ölçülmesi, bu alandaki politikaların geliştirilmesine motivasyon sağlayabiliyor. Kapsayıcı girişimciliği destekleyen politikaların geliştirilmesi ve daha yoğun olarak uygulanması, Türkiye gibi işsizlik oranının uzun süreli olarak yüksek seviyede tutunduğu ülkelerde, bireylerin kendi kendini istihdam etmeleri ile (self-employment), işsizliğin azaltılmasında önemli düzeyde destek sunabilecek.