Krizin fırsatları

Kriz dönemleri işsizliğe ve işyeri kapanmalarına sahne olduğu gibi, girişimcilik ve eğitim alanlarında yeni fırsatlara da imkân tanıyor.

Kriz dönemlerinde, ekonominin zora girmesiyle birlikte, toplu işten çıkarmalara ve ‘kepenk indirmelere’ sıklıkla rastlanabiliyor. Son küresel krizde de özellikle gelişmiş ekonomilerde işsizlik oranları yüzde 10’un üzerinde seyrettiği gibi, yılların dünya devlerinin batışlarına şahit olundu. Ancak ekonomik durgunluk ve kriz dönemlerinin yeni fırsatlar doğurduğu da bir gerçek. Kriz ve durgunluk dönemleri yeni girişimlerin kurulması için en az büyüme dönemlerinde olduğu kadar uygun bir ortam sağlıyor. Diğer taraftan bu dönemlerde, lisansüstü öğrenime olan talep artıyor. 

Kriz ve girişimcilik ortamı
Kriz dönemleri girişimciliği teşvik eden bazı şartlar sunuyor. Öncelikle çalışan kesimin işsiz kalması ve uzun süre yeni bir istihdam alanı bulamaması, alternatif bir istihdam yöntemi olarak, kendi işini kurma seçeneğini teşvik ediyor. Bu dönemlerde kendi piyasalarına hâkim olan dev kuruluşlar bile güç kaybettiği için rekabet şartları şirketlerin yeni bir konum ve pazar payı elde etmeleri için daha az şiddetli hatta ‘ılıman’ fırsatlar sunuyor. Ayrıca, yeni bir girişimin hayata geçmesi sürecinde maliyet unsurlarını oluşturan varlık fiyatları kriz ve durgunluk dönemlerinde düşüşe geçiyor. Yeni bir girişimin ofisi daha uygun fiyatlara kiralanabileceği gibi üretim tesisleri ve işgücü daha ucuza temin edilebiliyor. Yapılan bazı istatistiki çalışmalar da makro ekonomik anlamda parlak olmayan dönemlerde yeni iş kurulmaların canlandığını gösteriyor. Birkaç sene önce, ABD kaynaklı Kauffman Vakfı tarafından yürütülen bir araştırmada, aylık bazda, yeni bir iş alanı başlatan girişimci sayısının nüfusa oranının küresel kriz öncesi döneme göre artış sergilediği gerçeğine yer verildi. Ancak artan bu girişimler yüksek gelir potansiyelli ‘lüks’ hizmet ve ürünlere dönük girişimlerden çok, daha orta halli iş alanlarında yoğunlaşıyor. Kriz dönemlerinin başarılı hikâyelerinden bahsedilirken 11 Eylül 2001 saldırılarının olduğu gün kurulan bir çevrimiçi eğitim şirketinin hızlı yükselişi örnek olarak veriliyor. Fortune dergisi tarafından derlenen ABD’nin en büyük 500 şirketi listesindeki kuruluşların önemli bir kısmının kötü ekonomik koşulların hüküm sürdüğü dönemlerde hayata geçtiği biliniyor. Kriz dönemlerinde dış finansman bulma zorlukları aleyhte bir durum getiriyor olsa da girişimciliğe uygun şartlar daha ağır basıyor. 

Kriz ve lisansüstü eğitim
Krizlerin getirdiği işsizlik, birçok çalışanı kendi işlerini kurmaya iterken diğer bir kısmını da iş yoğunluğundan dolayı uzun süredir vakit bulunamayan lisansüstü eğitime adım atmak için fırsat sağlıyor. Örneğin, krizin kendini hissettirmeye devam ettiği 2009 yılında, lisansüstü program başvurularında şart koşulan LSAT ve GRE gibi sınavlara başvuru adetleri hızlı bir artış sergilemiş. ABD’deki lisansüstü programlara yapılan başvuru adetleri ise kriz yıllarında rekor seviyelere ulaşmış ve bu nedenle başvurulardaki rekabet koşulları ve asgari kabul kriterleri önceki dönemlere göre zorlaşmış. Birçok okulda başvuru sayısı en az iki katına çıkarken kontenjan sayısının sabit tutulduğu okullarda kabul oranları ciddi oranlarda düşmüş. Başvuru artışının ötesinde, yüksek profilli işsizlik (iyi eğitimli ve/veya üst düzey yöneticilerin işsiz kalması), aday öğrenci kalitesini de yukarıya çekmiş. Örneğin ABD’de yerleşik bir işletme fakültesinin dekanı, adayların, lisansüstü başvurularında şart koşulan diğer bir sınav olan GMAT’den alınan puanın birkaç sene öncesine göre 24 puan arttığını belirtiyor. 

Krize farklı bakış
Ekonomik krizler bir anlamda ‘duraklama’ ve ‘çöküş’ dönemleri ve yerleşik şirketlerin atlatmayı bekledikleri bir fırtına olarak görülebilir. Ancak krizler diğer taraftan, iş hayatında –girişimcilik veya eğitim anlamında- yeni bir başlangıç yapmak için uzun zamandır beklenen uygun zaman dilimi de olabilir.