Kur hareketleri ve özel sektör borçluluğu

Döviz kurlarındaki yükseliş, özel sektör Türk şirketlerinin yabancı para cinsinden borçlulukları üzerinden şirketlerin mali durumlarını ve Türkiye ekonomisini etkiliyor.

TL/ABD doları kurunun 3 TL sınırına dayanmasının Türk ekonomisi üzerindeki etkilerini, geçen hafta uluslararası ticaret perspektifinden analiz etmiştim. Bu hafta ise, Türk şirketlerinin borçluluk seviyeleri üzerinden kur hareketlerinin ekonomiye ve şirketlere etkisini inceleyeceğim.

ŞİRKETLERİN DÖVİZ BORÇLULUĞU

Kur artışının, ihracat-ithalat dışında ekonomiye en önemli yansıması şirketlerin döviz varlık ve yükümlülüklerinde gözlemlenmektedir. Türk ekonomisinin önemli sorunlarından biri, özel sektörün yabancı para birimi cinsinden borçlanma miktarının son yıllarda gösterdiği artış trendidir. Bu sebeple döviz kurunun seyri, döviz borcu olan şirketlerin 2015 yılını zararla kapatmasına ve/veya nakit akışlarının eksiye dönmesine neden olabilecektir. Hazine verilerine göre, 2015 Mart sonu itibariyle Türkiye’nin toplam dış borç stoku 393 milyar ABD doları seviyesindedir. 2011 yıl sonunda 304 milyar ABD doları olan bu sayı üç yılda neredeyse üçte biri oranında yükselmiştir. Bu artış büyük oranda kamu borçlanmasından değil, özel sektör borçlanmasından kaynaklanmaktadır. Özel sektörün dış borcu 2011 yıl sonu ile 2015 Mart sonu arasında 200 milyar ABD dolarından 277 milyar ABD dolarına çıkmıştır. Döviz borçluluğunun kur hareketleri nedeniyle şirketlerin mali yapısına getirdiği riskleri iyi analiz edebilmek için, şirketlerin döviz cinsinden varlıklarının da hesaba katılması gerekmektedir. TCMB tarafından açıklanan ‘Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Döviz Varlık ve Yükümlülükleri’ istatistikleri mali olmayan şirketlerin ‘açık pozisyonlarını’ yani döviz cinsinden varlık ve yükümlülükleri arasındaki farkı göstermektedir. 2015 Mayıs sonu itibariyle mali olmayan şirketlerin toplam döviz varlıkları 100 milyar ABD dolarıdır. Bu varlıkların önemli bir kısmını yurt içi ve yurt dışı bankalardaki döviz mevduatı oluşturmaktadır. Aynı tarih itibariyle döviz yükümlülüklerinin toplamı ise 279 milyar ABD dolarıdır. Yükümlülüklerin 173 milyar ABD doları, şirketlerin yurt içi banka ve diğer finansal kuruluşlardan ve 80 milyar ABD doları yurt dışı bankalardan aldıkları döviz cinsinden kredilerden oluşmaktadır. 2015 Mayıs sonunda mali olmayan şirketlerin açık döviz pozisyonu 179 milyar ABD dolarıdır! 2014 Aralık’ta ise açık döviz pozisyonu 184 milyar ABD doları olarak gerçekleşmişti.  Döviz pozisyonu 2015 içerisinde kısmen azalmış olmakla birlikte, kurlarda yıl içinde gerçekleşen yüzde 25’in üzerindeki değişim 100 milyar TL’nin üzerinde bir kur farkı zararı oluşması anlamına gelmektedir! Ancak şirketlerin döviz varlık ve yükümlülüklerinin vade yapısı kur artışının kısa vadede nakit akışlarını zorlamayacağını göstermektedir. Toplam açık pozisyon 179 milyar ABD doları iken, kısa vadeli döviz varlık ve yükümlülüklerinde net döviz pozisyonu 7,1 milyar ABD dolar olarak artıdadır. Diğer bir ifade ile bu rakamlara göre, kur artışı nedeniyle şirketlerin kısa vadeli döviz varlıklarının TL değerindeki yükselme, kısa vadeli döviz yükümlülüklerinin TL cinsinden değerindeki yükselmenin üstünde kalmaktadır. Bankalar kısa vadeli döviz yükümlülüklerinin vadelerini, ikili ilişkiler ve iyi niyet çerçevesinde uzatarak şirketlerin zor duruma düşmesini önleyebilmektedir.

UZUN VADEDE AÇIK POZİSYON

Kısa vadede şirketlerin nakit dengelerinin döviz hareketlerinden olumsuz etkilenmeyecek olması, yüksek dış borç sorununu ortadan kaldırmamaktadır. Önümüzdeki dönemlerde TL’nin değer kaybetmeye devam etmesi ile şirketlerin gelir tablosunda yazılan kur farkı zararları özsermaye yapılarını bozabilecek ve uzun vadeli yükümlülüklerin vadelerinin gelmeleri ile birlikte şimdilik sadece muhasebe sisteminde gözüken bu zararlar nakit çıkışı haline gelebilecektir. Ayrıca toplam net döviz pozisyonu, fazla ve açık pozisyonlara sahip şirketlerin bir araya getirilmesi yoluyla hesaplandığından, şirketlerin bireysel düzeydeki açık pozisyonlarını yeterince göstermemektedir. Yüksek düzeyde fazla pozisyona sahip şirketlerin yanı sıra açık pozisyona sahip ve kur hareketlerinden olumsuz etkilenecek çok sayıda şirket de bulunmaktadır. Bu nedenle, özel şirketlerin açık pozisyonları bir buzdağının su altında kalan kütlesi gibi tehlike oluşturan bir durum olabilecektir.