Küresel rekabet liginde yükselen Türkiye

Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan 'Küresel Rekabetçilik Endeksi'nde bu sene 16 sıra birden yükseldi

Her sene, Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum, WEF) tarafından derlenen Küresel Rekabetçilik Endeksi; 144 ülkeyi kurumların kalitesi, altyapı, eğitim, piyasa etkinliği, yenilikçilik gibi kriterler çerçevesinde değerlendirerek puanlandırıyor ve sıraya koyuyor. 2009 ve 2010 yılında 61., 2011 yılında ise 59. olan Türkiye, 2012 sıralamasında 16 kademe birden yükselerek 43’üncülüğe ulaştı. Türkiye’nin genel skoru ise 4,3’ten 4,5’e arttı. Sıralamanın tepesinde 5,72 skor ile İsviçre, sonunda ise 2,78 skor ile Burundi yer alıyor. Türkiye’nin bulunduğu sıralarda, ardışık ülkelerin genel skorları arasında en fazla 0,04 seviyesinde farklar olduğu düşünüldüğünde, 0,2 düzeyindeki genel skor artışının önemi anlaşılabilir. Endeks, 1-7 arasında skor verilen üç ana ve 12 alt öğeden oluşuyor. Türkiye’nin rekabetçilik artışı, bu öğelerin birçoğunda takip edilebiliyor.

Gelişmişliğin safhaları
Küresel Rekabetçilik çalışması, rekabetçiliği oluşturan etkenlerin analizine olduğu kadar, ülkelerin gelişme safhalarının da takibine olanak veriyor. Endeksi oluşturan üç ana kategori –‘temel faktörler’, ‘verimlilik’ ve ‘yenilikçilik’– gelişme safhalarını da tanımlıyor: ‘Faktör odaklı gelişme’, ‘verimlilik odaklı gelişme’ ve ‘yenilikçilik odaklı gelişme’. Ülkeler her bir safhayı tamamladıkça bir sonraki safhaya ‘sınıf atlıyor’ ve o safhayla ilgili kriterler rekabetçiliğin artmasında daha kritik hale geliyor. Örneğin kurumların kalitesi bir noktaya kadar rekabetçiliği ileri taşırken, sonrasında kurumların kalitesindeki artış rekabetçiliğe çok fazla etki etmiyor ve artık verimlilik artışıyla performans daha ileri taşınabiliyor. Son safhada ise ancak yenilikçilik ve şirketlerin stratejik kalitesi ile ilerleme elde edilebiliyor. Bu üç safhanın dışında, ‘geçiş’ safhaları yer alıyor. Türkiye, WEF’ye göre, verimlilik ve yenilikçilik safhaları arasındaki geçiş safhasında bulunuyor.

Analizin detayı, Türkiye’nin tüm ana kategorilerde performans artışı sergilediğini gösteriyor. ‘Temel faktörlerin’ altında bulunan ‘kurumlar’ alt kategorisi, bireylerin, şirketlerin ve hükümetin birbirleriyle iletişimde olduğu yasal ve idari çerçeveyi yansıtıyor ve yatırım kararlarında önemli bir rol oynuyor. Bürokratikengellerin azaltılması ve kurumsal etkinliğin iyileştirilmesi bu kriterdeki gelişmeleri sağlıyor. Türkiye’nin son bir senede bu kategorideki skoru 3,7’den 4,0’a yükselmiş. Türkiye’nin ‘verimlilik’ ana başlığı altındaki kategorilerden ise mal ve emek piyasaları verimliliği ölçütlerinde de 0,2 ve 0,3 seviyelerinde ilerleme kaydettiği gözlemleniyor. ‘Mal piyasası verimliliği’, arz-talep dengesi içerisinde doğru ürün bileşiminin piyasaya sunulabilmesi ve bu ürünlerin etkin bir şekilde ve serbest rekabet koşulları içinde ticarete konu olabilmesi anlamına geliyor. ‘Emek piyasası verimliliği’ ise çalışanların en etkin biçimde kullanılabilecekleri işlerde çalışmalarını, emeklerini en iyi şekilde sunmalarını sağlayacak ücretlendirme ve teşviklerin verilmesini ve çalışanların bir işten diğerine hızlı ve maliyetsiz bir şekilde geçebilmelerini kapsıyor. Aynı ana başlık altında yer alan teknolojiye hazır olma kategorisinde ise Türkiye’nin skoru 0,4 artış göstermiş. Son olarak da, ‘yenilikçilik’ ana kategorisini oluşturan ‘iş sofistikasyonu’ ve ‘yenilikçilik’ alt kategorilerinin her ikisinde de Türkiye’nin skoru 0,2 artış sağlamış. İş sofistikasyonu şirketlerin operasyon ve stratejilerinin kalitesini, yenilikçilik ise teknolojik bilgi üretimini gösteriyor. Sözün özü, Türkiye ekonomik, sosyal ve yapısal birçok kritik alanda rekabetçiliğini arttıracak şekilde performans iyileşmesi sergiliyor. Ekonomi büyüklüğü liginde olduğu gibi rekabet liginde de ilk 20’ye oynayabilmek için, Türkiye’nin bundan sonra özellikle yenilikçilik ile ilgili kriterlerde daha iddialı başarılara imza atması gerekiyor.