Olimpiyatların ekonomisi

Olimpiyatlar, ev sahibi ülkenin ekonomisine büyük bir mali külfet getirmekle birlikte, zaman içinde birçok katkı da sağlıyor.

Olimpiyat oyunları, dünyanın en önemli ve ‘pahalı’ spor organizasyonu. Her 4 senede bir, iddialı şehirler sonraki olimpiyat oyunları’na ev sahipliği yapmak için sıkı bir yarış içerisine giriyorlar. Olimpiyatlara ev sahibi olmak, maliyetinin yanı sıra büyük bir prestij kaynağı ve tanıtım nedeni. Olimpiyatlar büyük ölçekli bir ekonomik aktivite. 2012 Londra Olimpiyatları’nda 200 bin kişilik tam zamanlı çalışan, gönüllü ve taşeron ordusu görev alıyor. Bu olimpiyatların toplam maliyeti 11 milyar sterlin boyutunda. 2008 yılında gerçekleştirilen 2008 Pekin Olimpiyatları öncesindeki inşa faaliyetleri, Çin ekonomisine ekstra bir ivme getirmişti. Zorlu bir dönemeçten geçen Yunanistan ekonomisinin bu duruma gelmesinde, 2004 Atina Olimpiyatları’nın payı olduğu sıklıkla dile getirildi. Acaba olimpiyat oyunları’nı gerçekleştirmek ev sahibi ülkeye net anlamda bir ekonomik katkı yaratıyor mu yoksa geri dönüşü olmayan yüksek bir maliyetle yüzyüze mi bırakıyor? Kuşkusuz olimpiyatlarla ilgili tüm sosyal ve ekonomik faydaları –ve maliyetleri– rakamlara dönüştürmek kolay bir iş değil. Örneğin olimpiyatların, genç nüfusu spora teşvik ederek –sporun fiziki ve ‘mental’ kazançları üzerinden– rakamsal olarak ölçülmesi zor bir kazanç ortaya çıkardığı yadsınamaz. Ancak ‘ölçülebilir’ kalemlerle bir olimpiyatın masrafını kurtarıp kurtarmadığı analiz edilebilir. 

Getiri tahminleri
2012 Londra Olimpiyatları’nın 11 milyar sterlini (17 milyar dolar) bulan toplam maliyetinin, altyapı gibi kalemleri üstlenen hükümet tarafından karşılanan kısmı 9 milyar sterlin iken, düzenleyici komite olan LOCOG’un daha çok organizasyonda görevli çalışanların maliyetlerini karşılayan bütçesi 2 milyar sterlin civarında. Goldman Sachs tarafından hazırlanan bir raporda, 2012 Londra Olimpiyatları’nın İngiltere’nin 3. çeyrek GSYİH’sini yüzde 0.3-0.4 oranında yükselteceği tahmin ediliyor. Ancak bu büyümenin kısa süreli bir harcama artışından gelmesi nedeniyle, Olimpiyat oyunlarının bitmiş olacağı 4. çeyrekte bu büyümenin büyük oranda geri alınacağı öngörülüyor. Yani kısa vadede olimpiyat GSYİH üzerinde önemli bir net artış sağlamıyor. Uzun vadede ise, olimpiyatlar’ın tanıtım gücü sayesinde, şehir ve ülkelerin turizm ve yatırım gelirlerine olumlu etkisi olduğu düşünülüyor. 2008 Pekin ve 1992 Barselona Olimpiyatları sonrasında yapılan çalışmalar, bu anlamda önemli bir maddi katkıya işaret ediyor. Bir diğer getiri, çok sayıda yeni tesisin, ev sahibi halkın kullanımına kalacak olması. Bu tesisler ve çok sayıda altyapı projesi, ev sahibi şehrin yaşam koşullarını ve cazibesini arttırarak konut fiyatlarında değerlenmeye yol açıyor. Örneğin 1984 Olimpiyatları’ndan sonra Los Angeles’ta konut fiyatları dört-beş sene içerisinde yakın bölgelere göreceli olarak yüzde 5-10 arasında daha fazla bir değer artışı elde etmişti. Olimpiyatların dolaylı etkileri de dikkate alındığında her zaman net olarak ‘artıya’ geçtiğini söylemek mümkün değil. 2000 Sydney Olimpiyatları’ndan 7 sene sonra yapılan bir analizde, ‘dolaylı faktörler’ de katıldığında, Avustralya ekonomisine olan net zararının 2 milyar dolar olduğu hesaplanmış. Ancak ‘dolaylı faktörlerin’ ne derece dikkate alınabileceği ve rakamlaştırılabileceği ayrı bir tartışma konusu. Örneğin, sporla daha fazla uğraşan bir toplumun sağlığının iyileşmesinin uzun vadeli ekonomik boyutu nasıl ve ne ölçüde hesaplanabilir? Olimpiyatlar’ın finansal piyasalara etkileri olduğu da çeşitli çalışmalarla gösteriliyor. Olimpiyatlar’ın, ev sahibi ülkelerin döviz kurlarını uzun vadede daha değerli hale getirdiği çalışmalarda ulaşılan ekonomik sonuçlar arasında. Ev sahibi ülkelerin olimpiyat oyunları’nın sonrasında dünya borsalarına göreceli olarak yükseliş sergiliyorlar.
Dünyanın en büyük 20 ekonomisi içerisinde yer alan Türkiye, 2000 Olimpiyatları’ndan beri talip olduğu bu önemli organizasyona 2020 yılı için daha iddialı bir şekilde hazırlanıyor ve bu sefer şansı daha yüksek gözüküyor. Bu organizasyonun alınması durumunda, doğrudan gelir gider dengesinin ötesinde, olimpiyatların dolaylı ve uzun vadeli ekonomik ve sosyal getirilerinden azami ölçüde faydalanacak bir program izlenmesi de oyunların nihai bilançosunu lehimize çevirebilir.