'Orta gelir tuzağı' ve eğitim

Eğitim düzeyinin yükselmesi, yüksek katma değerli faaliyet alanlarının genişlemesini, kişi başına milli gelirin artmasını sağlıyor.

Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan, geçen günlerde bir toplantıda yaptığı konuşmada, ‘orta gelir tuzağı’ kavramıyla özetlediği önemli bir konuya işaret etti. Kişi başına milli gelirin son yıldaki hızlı artış seyrine değindikten sonra, insan kaynaklarına gerekli eğitim yatırımı yapılmazsa bu artışın bir noktada duracağı ve söz konusu ‘tuzağa’ takılarak hedeflenen kişi başına gelirin istenen seviyelere ulaşılamayacağının altını çizdi. 

Eğitim ve faaliyet kolları
İnsan kaynağı ve milli gelir ilişkisini bir benzetme ile tartışmaya açalım. Geniş bir bahçeniz ancak ekebileceğiniz sınırlı sayıda meyve fidanınız olduğunu düşünelim. Meyve fidanları ise ‘verimli’ ve ‘verimsiz’ olarak iki grupta bulunsun. Sayı olarak bakıldığında elimizdeki fidanların önemli bir kısmı ‘verimsiz’ gruptan olsun. Ancak daha az sayıdaki verimli fidandan elde edilen ürün, toplam ürünün ağırlıklı kısmını oluştursun. ‘Verimli’ fidanlara daha fazla gübre ve su vererek toplam mahsulü arttırabiliriz. Ama elimizdeki ‘verimsiz’ fidanlar nedeniyle toplam mahsul getirimizi ancak belli bir noktaya kadar yukarı çekebiliriz. Bu sınırı aşmak için yapılması gereken ise sürece daha ‘tohumken’ müdahale ederek ‘verimsiz’ fidanları ‘verimli’ fidanlara dönüştürmek olmalıdır. Ekonomide katma değerin ve istihdamın ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımına bakıldığında da benzer bir durum gözlemleniyor. TÜİK tarafından takip edilen ‘Hanehalkı İşgücü Anketi’ verilerinin 2011 yılı sonuçlarına göre, Türkiye’de istihdamın dörtte biri tarım alanında çalışıyor ancak toplam milli gelirin sadece yüzde 8’ini üretiyor. Ulaştırma ve haberleşme alanında istihdamın yüzde 5’i çalışırken bu faaliyet alanı milli gelirin yüzde 13’ünden sorumlu! Kişi başına katma değer üzerinden gidersek bu verimlilik farklılığı daha net görülüyor. 2011 yılı itibariyle tarım alanında istihdam edilen bir çalışanın ekonomiye yıllık katma değeri 17 bin TL iken bu rakam ulaştırma-haberleşme alanında 137 bin TL, finans ve sigorta faaliyetlerinde ise 146 bin TL’ye yükseliyor! Kıt kaynak olan işgücünün daha katma değerli alanlarda istihdam edilmesi demek, toplam ve kişi başına düşen milli gelirin, çok büyük oranda yükselmesi anlamına geliyor.
Eğitimin bu tablodaki önemini görmek için Türkiye istihdamının eğitim durumunu incelemek gerekiyor. 2012 ilk çeyrek itibariyle istihdamın yüzde 44,2’si en fazla ilkokul düzeyi ve altında, 61,2’si ise en fazla ortaokul/ilköğretim düzeyi ve altında eğitim görmüş durumda. Tarım faaliyet kolunda çalışanların yüzde 79,8’i ilkokul ve altı eğitim düzeyinde iken çalışan başına katma değerin daha yüksek olduğu imalat sanayiinde bu oran yüzde 41,9’a düşüyor. Çalışan başına katma değerin en yüksek olduğu faaliyet gruplarından finans ve sigorta faaliyet alanında üniversite mezunu oranı yüzde 64,4’e kadar yükseliyor. Yani daha katma değerli ekonomik alanlarda faaliyet gösterebilmek için yüksek eğitimli çalışanlara daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Bu durumda, bir ekonominin iktisadi faaliyet alanları itibariyle kompozisyonunu değiştirerek toplamda çalışan başına verimliliği arttırmak için eğitim düzeyini yükseltmek bir öncül şart olarak karşımıza çıkıyor. Tartışılması gereken diğer önemli husus, niteliği sınırlı üniversite mezunlarının sayısını arttırmak yerine, iş kullanım ihtiyaçlarına cevap verebilecek ‘meslek okullarının’ çoğaltılmasının öncelikli olması gerekliliğidir. 

Diğer faktörler ve sonuç
Özellikle tarım sektöründe daha az sayıda istihdam ile daha fazla ürün elde etmek için, gübre, yem, tohum ıslahı gibi konularda bilgi birikimini ve verimlilik bilincini arttırmak gibi adımlardan söz edilebilir. Türkiye’de ekonomik olarak aktif erkek nüfusta işgücüne katılım oranı yüzde 69,8 seviyesinde iken kadınlarda bu oran yüzde 27. Bu durum milli gelirin potansiyele ulaşmasının önündeki diğer bir ‘doğal engel’ olarak duruyor. Sözün özü, resmi tamamlarsak, Türkiye’de ‘orta gelir tuzağını’ aşmak ve Türkiye’nin potansiyeline ulaşmış bir ekonomik yapıya sahip olabilmesi için kıt olan insan kaynaklarını daha iyi eğiterek yüksek katma değerli faaliyet alanlarına yönlendirmek, düşük katma değerli faaliyet alanlarında verimlilik artışı sağlayacak teknolojik yeniliklere yer vermek ve özellikle kadın nüfusunda işgücüne katılım oranını arttırmak gerekiyor.