Sermayenin kaçışı

2015 yılında, 1980'lerden beri ilk defa gelişen piyasalardan net sermaye çıkışı gerçekleşmesi bekleniyor.

‘Gelişen piyasalar’ (emerging markets) terimi, 1980’li yıllarda, henüz yüksek gelir düzeyi ve ekonomik gelişmişlik düzeyine ulaşmamış ancak gelişmiş ekonomilere göre daha hızlı büyüyen ekonomilerin piyasalarını tanımlamak için ortaya atıldı. Gelişen piyasaların hangi ülkeleri kapsadığı farklı tanımlara göre değişebiliyor. Örneğin 1970’lerde orta gelir düzeyinde olup, hızlı bir kalkınma hamlesi ile 1980’ler ve 1990’larda yüksek gelir seviyesine ulaşan Güney Kore ve Tayvan gibi Uzakdoğu ülkelerinin piyasaları geldikleri durum itibariyle ‘gelişmiş piyasalar’ veya geçmişteki gelişim seyri itibariyle ‘gelişen piyasalar’ olarak sınıflandırılabiliyor. Japonya dışındaki Asya ülkeleri, Güney Amerika, Afrika, Doğu Avrupa, Orta Doğu büyük ölçüde gelişen piyasalar arasında yer alıyor. Özellikle Çin gibi büyük ölçekli gelişen ekonomilerde 1990’lardan beri sağlanan hızlı büyüme nedeniyle artık gelişen ekonomiler günümüzde küresel GSYİH’nin daha büyük bir kısmını oluşturuyorlar ve küresel ekonomik büyümenin de önemli bir kısmı bu ülke ekonomilerinden kaynaklanıyor. Gelişen ekonomilerin mali piyasaları uzunca bir süre, hızlı büyüme oranlarının vadettiği daha yüksek getiriler nedeniyle gelişmiş ülkelerden net sermaye girişi elde ettiler. 2000’lerin ortalarından itibaren gelişen piyasalara giren ve bu piyasalardan çıkan yıllık sermaye tutarları yarım trilyon ABD doları düzeyine ulaştı. Gelişen piyasaların dünyanın geri kalanından çekmiş oldukları mali kaynaklar, yatırımlar üzerinden bu ülkelerin ekonomik büyüme hızlarına olumlu katkılarda bulundu. Gelişen piyasaların sermaye hareketlerine ilişkin düzenli çalışmalar yayımlayan Institute of International Finance (IIF), Ekim ayı raporunda, 2015 yılına dair 'kötü haberleri' geçtiğimiz günlerde verdi. 1980’lerden itibaren ilk defa gelişen piyasaların net sermaye hareketleri eksiye dönüyor, yani 2015 yılında bu piyasalardan net sermaye çıkışı gerçekleşmiş olacak!

IIF TAHMİNLERİ

IIF tahminlerine göre 2015 yılında gelişen piyasalara sermaye girişi 548 milyar ABD doları’na inecek. Bu tutar, küresel krizin en şiddetli hissedildiği 2008-2009 yıllarındaki seviyelerin bile altında bulunuyor. Net sermaye çıkışı beklentisi ise 540 milyar ABD doları! 2014 yılında gelişen piyasaların net sermaye hareketleri 32 milyar ABD doları giriş olarak gerçekleşmişti. IIF’ye göre, küresel kriz döneminde, küresel koşullardan kaynaklanan sermaye çıkışlarının aksine, 2015 yılında sermaye çıkışlarının nedeni gelişen piyasaların kendi olumsuz koşulları. Gelişen ülke ekonomilerinin yavaşlayan ekonomik büyüme hızları sermaye çıkışının önemli bir nedeni. Gelişen ülkelerin ekonomik büyüme hızları son dört yıldır yavaşlıyor ve IMF’ye göre beşinci sene de bu yavaşlama devam edebilecek. Diğer taraftan, ABD’nin önümüzdeki dönemde faizleri artıracağı beklentisi de portföy yatırımlarının gelişen piyasalardan kaçmasına neden oluyor. Sermaye çıkışlarının bir diğer önemli nedeni ise, başta Çin olmak üzere gelişen ülkelerdeki özel sektör şirketlerinin dış borç geri ödemelerinin artmış olması. Özel sektör şirketlerinin borç seviyeleri çok hızlı bir yükseliş seyri izledi. Türkiye’nin de toplam dış borç artışının önemli bir kısmının özel sektör şirketlerinin aldığı dış borçlardan kaynaklandığı gözlemleniyor. 2015 yılında gelişen piyasaların para birimlerinin değer kaybı, gelirleri ağırlıklı olarak yerli para biriminden olan şirketlerin dış borç geri ödemelerini de zorlaştırmış durumda. IIF’ye göre, 2015 yılı içerisinde sadece kur kaybı nedeniyle dış borç / GSYİH oranı Brezilya’da yüzde 7,3, Türkiye’de ise yüzde 6,2 artmış.

KALICI KAÇIŞLAR

IIF, gelişen ülkelerden sermaye kaçışına neden olan yukarıdaki faktörleri 'geçici' değil 'kalıcı' olarak değerlendiriyor. IIF, mali varlık fiyatlarının değerleri ile ekonomik büyüme hızları arasında da bir uçurum bulunduğunu ve varlık fiyatlarının gereğinden yüksek olduğunu da belirtiyor. Bu değerlendirmelere paralel olarak, IMF de döviz kurlarındaki hareketlere bağlı olarak gelişen piyasalardaki borçlu şirketlerin borç geri ödeyememe ve batma risklerine dikkat çekiyor. Sözün özü, gelişen piyasalar sermaye çekme konusunda zorlu bir döneme giriyor.