Sosyal etki yatırımcılığı

Hayırseverlik ve yatırımı bir araya getiren ve dünyada hız kazanan 'sosyal etki yatırımcılığı', sosyal fayda sağlama hedefinde.

Geçen haftaki yazımda, şirketlerin ‘çevre, sosyal ve kurumsal yönetişim’ konularındaki uygulama ve hassasiyetlerine yönelik bildirimlerde bulunmalarının önemi ve borsaların bu bildirimlerin takip ve düzenlemelerindeki rolünü tartışmıştım. Borsaya ‘kote’ şirketlerin sosyal anlamda ‘sürdürülebilir’ olmaları ‘genel resmin’ bir tarafını gösteriyor. Diğer düzlemde ise yatırımcıların yatırım kararlarında sosyal öncelikleri gözetmeleri bulunuyor. Yakın döneme kadar, sosyal amaçlara hizmet etmek isteyen yatırımcıların bu amaca yönelik tek araçları, servetlerinden bir kısmını bağış olarak vakfetmekti. Aynı yatırımcılar, yatırım kararlarında ise sadece mali kâr elde etme amacını güdüyorlardı. Son yıllarda bu iki ucun arasında kalan yeni bir yatırım ‘konsepti’ ortaya çıktı: ‘Sosyal etki yatırımcılığı’ (impact investing). Sosyal etki yatırımcılığı, yatırımlarda mali bir getiri elde etmenin ötesinde ‘sosyal fayda’ sağlayacak alan, şirket ve projeleri seçerek bir tür ‘sosyal’ ve ‘çevresel’ getiri sağlamak olarak tanımlanıyor. Daha eski bir kavram olan ‘sosyal sorumluluk yatırımcılığı’nın (socially responsible investing) farkı, sosyal ve çevresel anlamda zararlı olabilecek şirketlerden kaçınılması olarak görülebilir. Yani ‘sosyal sorumluluk yatırımcılığında’, örneğin sigara ve alkol şirketleri gibi kişi sağlığına ‘zararlı’ yerlere yatırım yapmaktan kaçınılması yeterli oluyor ancak ‘sosyal etki yatırımcılığı’nda sosyal zararın önlenmesinin ötesinde bir katkının gözetilmesi söz konusu!
Sosyal etki yatırımcılığı fikrinin, Bill Gates ve Richard Branson gibi yardımsever ‘kapitalistlerin’, sosyal ve çevresel konuların çözümünde girişimcilik yaklaşımına ağırlık vermeleri ile ortaya atıldığı söylenebilir. Sosyal etki yatırımlarının yöneldiği alanlar arasında temiz (çevre dostu) teknolojiler, mikrofinans, sağlık, eğitim, yoksullara yönelik konut geliştirilmesi gibi faaliyetler bulunuyor. Henüz 50 milyar dolarlık bir küresel fon sosyal etki yatırımcılığına kanalize olmuş durumda. Ancak önümüzdeki 5-10 sene içerisinde bu büyüklüğün 500 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Rockefeller Vakfı, JP Morgan gibi büyük ölçekli kuruluşlar –hem vakıflar hem mali kurumlar- konuyla yakından ilgileniyorlar hatta JP Morgan bu kavramın isim babası olarak görülüyor. Sosyal etki yatırımlarına yönelik olarak faaliyete geçen Root Capital, Acumen Fund gibi fonlar, özellikle azgelişmiş ülkelerde sağlık, tarım, enerji, su gibi alanlarda mali ve sosyal getiri sağlamak üzere plasman sağlıyorlar. Sosyal etki yatırımcılığı mali getiriyi göz ardı etmiyor. Bununla ilgili henüz akademik düzeyde kapsamlı bir çalışma yok. Ancak Credit Suisse tarafından derlenen, sosyal etki yatırımcılarının ilgilendiği 13 ‘sürdürülebilir’ şirketten oluşan bir portföy 2006’dan bu yana kapsamlı hisse senedi endekslerinin üstünde bir performans sağlamış ve bu şirketlerden çoğu birkaç senede endekse göre en az yüzde 30 fazla getiri elde etmiş durumda. Başlarda düzensiz ilerleyen ‘sosyal etki yatırımcılığı’, standart gereksinimleri doğrultusunda düzenli oluşumlar da kazanmaya başlıyor. Özellikle sosyal etki performansının ölçümlenmesi sosyal etki yatırımcıları için kritik olurken bu amaçla ‘Sosyal Etki Raporlama ve Yatırım Standartları’ (Impact Reporting and Investment Standard-IRIS) ve ‘Küresel Sosyal Etki Yatırımcılığı Derecelendirme Sistemi’ (Global Impact Investing Rating System–GIIRS) yatırımcıların doğru yerlere yatırımda bulunmalarına yardımcı oluyor.
‘Sosyal etki yatırımcılığı’, bu hafta içerisinde Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrinde düzenlenen ‘Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda da ses buluyor. Rockefeller Vakfı ve Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler oluşumu ile birlikte ‘sosyal girişim’ ve ‘sosyal etki yatırımcılığı’ için bir uygulama çerçevesi hazırladılar ve böylelikle ‘sosyal etki yatırımcılığı’ kavramına küresel ölçekte bir ivme kazandırılması ve sahip çıkılması için de bir adım atılmış oldu. Günümüz dünyasında yatırım ve hayır faaliyetlerinin arasındaki duvar ortadan kalkacak. Yatırımların en azından bir kısmının sosyal getiri sağlamak amacında olması ve hayır faaliyetlerinin de böylelikle girişimcilik motivasyonu ile hız kazanması bekleniyor. Sözün özü ‘sosyal etki yatırımcılığı’, hükümetlerin ve hayırseverlerin çözüm ve kaynak bulamadığı sosyal sorunların aşılması için yardımcı bir araç olarak katkıda bulunabilecek.