STEM'in önemi

Türkiye'nin üretim yapısının gelişmesi ve orta gelir düzeyinden yüksek gelir düzeyine geçiş yapabilmesi için, fen, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında işgücünü geliştirilmesi gerekiyor.

‘STEM’, fen (science), teknoloji (technology), mühendislik (engineering) ve matematik (mathematics) kelimelerinin İngilizce karşılıklarının baş harflerinden oluşuyor. TÜSİAD, 22 Ekim 2014 tarihinde STEM alanındaki eğitimin önemi ve bu alandaki işgücüne duyulan ihtiyaç konulu bir zirve toplantısı düzenledi. Ayrıca, Türkiye’de STEM alanında eğitim almış işgücüne yönelik talep ve beklentilerle ilgili bir araştırmayı da yayımladı. TÜSİAD’ın STEM çalışması, bu alandaki işgücünün geliştirilmesi için temel ve yaşamboyu eğitimin verilmesi, işgücüne kaliteli yaşam şartlarının sağlanması gibi hususlara değiniyor.

'VERİMLİLİK ODAKLI' REKABETÇİLİK

STEM alanındaki eğitim ve işgücünün önemi, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik büyüme safhasından kaynaklanıyor. Türkiye’nin ekonomik büyümesinde payı olan ve uluslararası ticaretinde önemli bir yer teşkil eden ürünlere bakıldığında, özellikle demir-çelik, tekstil ve seramik gibi ürün gruplarında güçlü olduğu gözlemleniyor. Bu ürün gruplarının genel özelliği, çok sayıda ülke tarafından üretilebilecek ürünlerden oluşması ve bu ürünlerin üretimi için çok yüksek bilgi ve beceri birikimi gerekmiyor olması. Söz konusu ürünlerde rekabet ağırlıklı olarak, işgücü gibi üretim maliyeti kalemlerindeki ucuzlukla sağlanıyor. Ancak, ekonomik büyüme bu maliyet kalemlerinde de pahalanmaya neden oluyor. Türkiye şu ana kadar sürdürdüğü büyüme hamlesinde, Dünya Ekonomik Forumu’nun tanımına göre, orta gelir sahibi gelişen ülkelerin çoğunun bulunduğu ‘verimlilik odaklı’ rekabetçilik safhasında bulunuyor. ‘Verimlilik odaklı’ rekabetçilik safhasındaki ülkeler, gelir artışından kaynaklanan maliyet artışını, aynı ürünlerden bir birim üretmek için daha az işgücü kullanmasını sağlayacak verimlilik artışıyla dengelemeye çalışıyor. Sonuçta, bu safhadaki ülkelerin üretip dış piyasalarda sattıkları ürün yelpazesi, çok sayıda ülke tarafından üretilip satılan ve ‘fiyat’ üzerinden rekabet edilen ürünlerden oluşuyor.

‘ORTA GELİR TUZAĞI’

Orta gelir düzeyindeki gelişen bir ülke, üretip sattığı ürün yelpazesini değiştirmediği sürece, artmaya devam eden gelir düzeyi ve buna paralel olarak artan girdi maliyetleri ile birlikte bir sınıra ulaşıyor. Verimlilik artışının getirisi, gelir düzeyindeki yükselişten kaynaklanan maliyet artışlarını karşılayamadığından, uluslararası pazarlarda rekabet avantajlarını kaybetmeye başlıyor ve ülkenin büyüme hızı düşüyor. Bu durum ‘orta gelir büyüme tuzağı’ olarak adlandırılıyor. Gelişen ülkelerin birçoğu, yüksek gelir düzeyine ulaşamadan orta gelir düzeyinde uzun süre kalıyor, yani söz konusu tuzağa ‘saplanıyor’. Ülkelerin bu tuzaktan çıkmaları için ürün farklılaşması ve kalite ile rekabet edilen ürün gruplarındaki ağırlığını artırmaları gerekiyor. Örneğin elektronik, hassas ölçüm cihazları, gelişmiş kimya ürünleri, makineler bu ürün grupları arasında sayılıyor. Üretimi için yüksek bilgi ve beceri düzeyi gereken bu ürün grupları daha az ülke tarafından üretilebiliyor. Bu üretimi başaran ülkeler yüksek katma değer ve dolayısıyla yüksek gelir elde edebiliyor. Gelişen ülkeler bilgi ve beceri gerektiren ürün grupları ve sektörlerde ilk etapta ‘montaj’ gibi, yine düşük bilgi ve beceri düzeyi ile gerçekleştirilebilir süreçleri üstleniyor. Basit üretim ve montaj gibi maliyet odaklı süreçleri üstlenen birçok ülke katma değerden sınırlı pay alabiliyor. Katma değerin büyük kısmı tasarım ve teknoloji üreten, markayı yöneten ülkeler tarafından paylaşılıyor. İşte bu bilgi ve beceri gerektiren ürün ve süreçlerde ağırlığa sahip olan ülkeler, yine Dünya Ekonomik Forumu'na göre, ‘yenilik odaklı’ rekabetçilik safhasında bulunuyor. Bu safhada bilgi ve beceri birikimi kullanılarak, Ar-Ge yoluyla yeni bilgi ve teknoloji üretilerek rekabet edilebiliyor.

STEM VE 'YENİLİK ODAKLI' REKABETÇİLİĞE GEÇİŞ

Bir ülkenin basit üretim ve montaj safhasında kalarak, sadece maliyet avantajıyla rekabet ederek yüksek gelir düzeyine çıkabilmesi – yeni petrol rezervlerinin bulunması gibi olağanüstü şartların oluşması haricinde – mümkün olmuyor. ‘Verimlilik odaklı' rekabetçilikten ‘yenilik odaklı' rekabetçiliğe geçiş için anahtar ‘bilgi ve beceri’ düzeyi oluyor. Ülkeler beşeri ve bilgi sermayesine yeterince yatırım yaptıklarında yüksek gelir düzeyine geçebiliyor. Ülkenin beşeri sermayesinin STEM alanındaki başarısı ve düzeyi, sözkonusu bilgi ve beceri düzeyinin önemli bir göstergesi ve kaynağı oluyor. Türkiye’nin STEM alanındaki düzeyi, uluslararası bazı çalışmalarla tespit edilmiş durumda. 65 ülkede matematik ve fen gibi derslerde öğrenci bilgi düzeyini ölçen PISA çalışmasında Türkiye 2012 yılı itibariyle matematikte 44’üncü ve fen bilimlerinde 43’üncü sırada yer alıyor. Başka bir uluslararası çalışma olan TIMSS’e göre, Türkiye 2012 yılında sekizinci sınıflar itibariyle 42 ülke arasında matematikte 24’üncü, fende 21’inci sırada bulunuyor. Bilgi ve beşeri sermayeye yaptığı yatırımlarla, 1970’lerde orta gelir sahibi ülke statüsünde iken, 20’nci yüzyılın son çeyreğinde yenilik odaklı rekabetçilik safhasına ulaşarak gelişmiş ülke seviyesine yükselen Hong Kong, Tayvan, Singapur ve Güney Kore gibi Asya ülkeleri matematik ve fende bilgi ve beceri düzeyi bakımından ilk sıralarda! TÜSİAD’ın STEM çalışması, ABD, Çin, Brezilya, Hindistan gibi ülkelerde, STEM alanlarındaki eğitime verilen ağırlığı vurguluyor. Aynı çalışma, Türkiye'de öğrencilerin temel matematik ve fen eğitiminden yoksun olarak yetiştirildiklerini saptıyor ve bu konularda formel eğitimin ilk öğretim yıllarından itibaren kuvvetlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Analitik ve eleştirel düşünen, problem çözme becerileri olan ve çok iyi düzeyde yabancı dil bilen bireylerin yetiştirilmesi, eğitim-sanayii işbirliğinin kuvvetlendirilmesi çalışmanın diğer önerileri arasında yer alıyor.

Sözün özü, Türkiye’de işgücünün daha büyük bir kısmının erken yaşlardan itibaren STEM alanında bilgi ve beceri kazanmaları ile gerekli beşeri sermaye birikimine sahip olunacak ve ‘yenilik odaklı’ rekabetçilik safhasına geçilebilecek.