'Stres testleri' stresi yok edemedi

Mali sektörün belirsizlikler içerdiği dönemlerde, sektörün içinde yer alan bankaların, olası 'ekstrem' kötü gidişatta ne derece zarara maruz kalacağı ve mevcut özkaynaklarının bu zararı ne oranda 'göğüsleme' kapasitesine sahip olduğu 'stres testi' denen senaryo analizleri ile değerlendiriliyor.

Mali sektörün belirsizlikler içerdiği dönemlerde, sektörün içinde yer alan bankaların, olası ‘ekstrem’ kötü gidişatta ne derece zarara maruz kalacağı ve mevcut özkaynaklarının bu zararı ne oranda ‘göğüsleme’ kapasitesine sahip olduğu ‘stres testi’ denen senaryo analizleri ile değerlendiriliyor. Bankaların mevcut mali verileri ve geleceğe yönelik beklentilerin birleştirildiği senaryoların kullanıldığı ‘stres testlerinde’ makroekonomik ve mali piyasa verilerinin karamsar senaryoda alabileceği değerler altında banka mali tablolarının ne şekilde etkileneceği detaylı olarak ölçülüyor. Özellikle, asgari sermaye yeterliliği rasyolarını tutturmak ve yeterli likidite bulundurmak için gereken sermaye takviye ihtiyacı tespit ediliyor. 2009 yılında ABD’nin en büyük 19 bankası, Hazine ve FED tarafından stres testine tabi tutulmuş ve 10 bankanın 74,6 milyar dolar tutarında sermaye takviye ihtiyacı olduğu anlaşılmıştı.
Geçtiğimiz günlerde Avrupa Banka Denetimcileri Komitesi (Committee of European Banking Supervisors - CEBS) tarafından yürütülen ve AB genelindeki 91 bankayı kapsayan strest testleri, AB bankacılık sektörünün, karamsar koşullar altında yazacağı zararı ve ihtiyaç duyacağı ‘ekstra’ sermayeyi tespit etme amacını taşıyor. Söz konusu çalışma, 2009 yıl sonu verilerini alarak, bankaların mali durumlarını 2010 ve 2011 sonuna uzanan makroekonomik senaryolara tabi tutuyor. Makroekonomik senaryolar; GSYİH, işsizlik ve enflasyon gibi parametrelere yönelik tahminler içeriyor. CEBS, daha önce Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Avrupa Komisyonu’nun (EC) hazırlamış olduğu tahminlerden yola çıkıyor ve karamsar senaryoda GSYİH büyümesi için eksi yüzde 3’lük bir sapma varsayıyor. Bunun ötesinde, son dönemde sıklıkla gündeme gelen sorunlu devlet tahvili piyasalarına yönelik de olumsuz bazı varsayımlar ekleniyor. CEBS tarafından, çalışmadaki varsayımlarda AB genelindeki üç aylık faiz oranlarının yüzde 1,25, 10 yıllık faiz oranlarının ise yüzde 0,7 artırıldığı açıklanıyor ve bunun ötesinde ülke özelinde de düzeltmeler yapıldığı belirtiliyor. Söz konusu faiz düzeltmeleri, Yunanistan için yüzde 6,85, Portekiz için yüzde 2,68, İspanya için yüzde 1,42 ve İrlanda için yüzde 1,58 oranında gerçekleştirilmiş. Faiz oranlarındaki yükselme sonucunda tahvillerde yaşanacak değer düşüklüğü için oran tahminleri tespit edilmiş. Buna göre, olumsuz senaryoda, 2001 itibariyle oluşabilecek tahvil değer düşüşlerinin, Yunanistan için yüzde 23,1, Portekiz için yüzde 14,1, İspanya için yüzde 12, İrlanda için yüzde 12,8 olacağı varsayılmış. Ekonomik koşullar neticesinde kredi portföylerinde oluşacak geri ödenmeme oranlarına dair olasılık varsayımları ve geri ödenmeme durumunda oluşacak zarar tahminleri da detaylı olarak belirlenmiş. Bu parametreler, her ülkenin şirket kredileri, gayrimenkul kredileri ve tüketici kredileri için detaylandırılmış.
Çalışmalar sonucunda, kapsamdaki 91 bankanın sadece yedisinin, stres senaryolarına göre, bankaların ödenmiş sermaye ve kâr yedeklerinin dâhil edildiği ‘birinci kuşak’ (tier I) sermaye yeterliliği rasyosunun alt limiti olan yüzde 6’nın aşağısında kalabileceği ve bu durumda rasyoları tutturmak için 3,5 milyar avro tutarında bir sermaye ihtiyacının oluşacağı hesaplanmış. Yedi bankanın beş tanesi, İspanya’nın ‘caja’ olarak adlandırılan tasarruf bankaları olurken, Almanya menşeli Hypo Real Estate ve Yunanistan menşeli ATEbank da yüzde 6’nın altında kalan diğer bankalar olmuş.
Çalışmaya bakıldığında, İspanya haricinde, Avrupa bankacılığının tahmin edildiği kadar sorunlu olmadığı sonucuna varılıyor. Ancak sektör profesyonelleri ve analistler, çalışmadaki olumsuz senaryoların yeterince ‘zorlu’ olmadığı yani olası zararları yeterince yansıtmadığı görüşündeler. Bu nedenle de, sadece yedi bankanın tehlike sınırında olduğunun açıklanması, piyasalar tarafından gerçekçi ve güvenilir bir sonuç olarak algılanmıyor. Hatta, bazı uzmanlar bu çalışmayı, ‘harcanmış bir fırsat’ olarak görüyorlar. Bundan sonra, sektörün eleştirileri dikkate alınarak, analistlerin öngörülerinin de katıldığı ikinci bir stres testinin yapılıp yapılmayacağı henüz belli değil. Eğer piyasaların endişeleri haklı çıkarsa, stres testlerinin iyimserliği altında, AB bankacılığı, gerekli sermaye güçlendirmesini yapmadan, olumsuz koşullara hazırlıksız yakalanabilir.