Türkiye'nin üretim yapısı

'Ekonomik karmaşıklık endeksi' çalışmasından yararlanılarak, Türkiye'nin daha gelişmiş bir üretim yapısına geçmesi için bir yol haritası çizilebilir.

Ricardo Hausmann ve César Hidalgo öncülüğünde oluşturulan ‘Ekonomik Karmaşıklık Endeksi’ çalışmasının ülkelerin üretim ve ihracat yapılarının rekabetçiliğini analiz etmedeki öneminden geçtiğimiz aylarda bir yazımda bahsetmiştim. ‘Karmaşıklık’ teriminden kastedilen, ülke ekonomilerinin sahip olduğu ve ürünlerin üretimi için gerekli olan bilgi ve yetkinlik düzeyidir. ‘Karmaşıklık’ kavramı hem ülkeler hem de ürünler bağlamında değerlendirilmektedir: Üretim yapısında daha yüksek bilgi ve yetkinlik barındıran ve bu nedenle daha çeşitlendirilmiş bir ürün gamı bulunan ülkeler ‘Ekonomik Karmaşıklık Endeksi’nde daha yukarılarda bulunmaktadırlar. Üretimi için daha fazla bilgi ve yetkinlik gerektiren ‘karmaşık’ ürünler ise az sayıda ve ekonomik anlamda karmaşık ülke tarafından üretilmektedirler. Bir örnek vermek gerekirse, ‘Ekonomik Karmaşıklık Endeksi’nde yukarılarda olan Japonya, Almanya, İsveç ve Singapur gibi gelişmiş ülkeler yüksek karmaşıklık düzeyine sahip çok sayıda ürün üretebilmektedirler. Bu sayılan ülkeler ve ekonomik karmaşıklıkta ileri noktada ve daha az sayıdaki benzeri ülkeler tarafından üretilen ‘karmaşık’ ürünlere örnek olarak hassas ölçüm ve tıp cihazları, gelişmiş kimyasal ürünler sayılabilir. Diğer taraftan ‘Ekonomik Karmaşıklık Endeksi’nde en gerilerdeki Mozambik ve Moritanya gibi düşük gelirli ülkeler, düşük ‘karmaşıklık’ düzeyine sahip az sayıda ürünü üretebilmektedirler. Bu düşük ‘karmaşıklık’ düzeyine sahip ürünler ise daha çok basit tarım ürünleridir. Bu iki uç noktanın ortasında ise Türkiye, Hindistan, Brezilya ve Rusya gibi ‘Ekonomik Karmaşıklık Endeksi’nde ortalarda bulunan (orta düzeyde karmaşık ürün gamına sahip) ülkeler ve ürettikleri ‘orta düzeyde karmaşık’ demir-çelik, tekstil gibi ürünler bulunmaktadır. Ekonomik karmaşıklık düzeyi ile ülke ekonomilerinin üretkenlikleri, rekabetçilik düzeyleri ve gelirleri arasında yakın bir ilişki olduğu gözlemlenmektedir. Özetle, bilgi ve yetkinliklerini artırarak daha karmaşık olan çok sayıda ürünü üretebilir duruma gelen ülkeler, bunun karşılığını üretkenlik, rekabetçilik ve gelir artışı olarak almaktadırlar.

‘Ürün yakınlığı’ Daha karmaşık ürünleri üretmeye dayalı bir ‘kalkınma planı’ oluşturmanın yolu, ürünler arası ‘yakınlık’ kavramından geçmektedir. Aynı ülkeler tarafından ihraç edilen ürünlerin birbirilerine benzer yetkinlik ve bilgi gerektirdiği bu nedenle de ‘yakın’ olduğu varsayılmaktadır. Birbirine yakın iki üründen birini üretebilen bir ülke, diğer ürünün gerektirdiği eksik olan bilgi ve yetkinliklerini tamamlayarak ikinci ürünü de üretebilir hale gelebilmektedir. Bu nedenle ikinci ürünü üretmeyi ‘sıfırdan’ öğrenmesi gerekmemektedir. Ürünler arasındaki yakınlıkları kullanarak, eksik yetkinlik ve bilgileri tamamlamak suretiyle bir ülke, daha az karmaşık ürünlerin üretiminden daha karmaşık ürünlere doğru adımlı bir geçiş yapabilmektedir. Bu durumu, ortak dersleri olan lisans programlarına benzetebiliriz. İki lisans programı arasında ne kadar ortak ders varsa, birinden mezun olan bir birey, diğer programdaki ‘fark dersleri’ vererek, o bölümü ‘sıfırdan’ okumadan, daha kolay bir şekilde ikinci diplomasını alabilir.

Ürün grupları ve Türkiye
‘Ekonomik Karmaşıklık Endeksi’ çalışmasında, birbirlerine daha yakın olan ürünleri tespit ederek ürün grupları oluşturulmuştur. Bu çalışmanın halka açık bilgilerini kullanarak, Türkiye’nin farklı ürün gruplarındaki durumunu rahatlıkla analiz edilebilir. Örneğin Türkiye, ‘makine’ ürün grubunda, orta karmaşıklık düzeyindeki 22 üründen 11’ini, yüksek karmaşıklık düzeyindeki 100 üründen ise 24’ünü üretebilir ve/veya ihraç edebilir durumdadır. Aynı ürün grubu içindeki ürünlerin birbirlerine ‘yakın’ oldukları düşünüldüğünde, Türkiye, ‘makine’ ürün grubunda mevcut durumda üretebildiği ürünlerdeki bilgi ve yetkinliklerini de kullanarak, diğer yüksek karmaşıklık düzeyine sahip ürünleri, eksik bilgi ve yetkinliklerini tamamlamak suretiyle üretebilir hale gelebilir. Türkiye’nin mevcut durumda ‘fark derslerini vererek’ sınıf atlayabileceği ve yüksek karmaşıklık düzeyine sahip ürünleri içeren diğer ürün grupları arasında ‘metal’, ‘ev ve ofis eşyaları’, ‘ısıtıcılar’ ürün grupları bulunmaktadır. Türkiye’nin henüz yeterince varlık gösteremediği ancak en gelişmiş ve karmaşık ekonomilerin ‘ustalık’ sahibi olduğu ürün grupları arasında ‘elektronik’ ve ‘kimya ve sağlık’ ürün grupları bulunmaktadır. Bu ürün gruplarında daha uzun vadeli bir plan ile göreceli olarak daha az ‘karmaşık ürünlerde’ ustalık kazanarak daha karmaşık ürünlere doğru adımlı bir ilerleme sağlanabilir. Bu sayede, Türkiye, üretim yapısı ve gelir düzeyi itibariyle bir ‘üst sınıfa’ atlayabilir.