Ülke varlık fonları

Hacimlerini hızla büyüten ülke varlık fonları, devletleri çok büyük ölçekli 'yatırımcı' konumuna getiriyor.

Dünyada ekonomiler arasında bazı konularda büyük dengesizlikler bulunuyor. Bunların başında cari hesap dengesi geliyor. Doğal kaynak zengini veya ekonomik yapıları nedeniyle yüksek mal ve hizmet ihracatı gerçekleştirebilen ülkeler genelde ciddi ölçüde cari denge fazlası elde ederken hızlı büyüme sergileyip doğal kaynak varlığı yeterli olmayan ülkeler cari açık ile karşı karşıya geliyorlar. Aralarında ABD, Türkiye, İtalya ve Hindistan’ın da olduğu ‘cari açık’ liginin ilk onundaki ülkelerin açık toplamı IMF verilerine göre 2011 itibariyle 965 milyar doları buluyor. ‘Cari fazla’ liginin ilk onunda ise Çin, Almanya, Japonya gibi doğal kaynak dışı ihracat şampiyonları ve Suudi Arabistan ve Rusya gibi doğal kaynak zengini ülkeler bulunuyor ve 2011 itibariyle toplam ‘cari fazlaları’ 1.1 trilyon dolara ulaşıyor. Uluslararası rezervler tarafına bakıldığında ise UNCTAD verilerine göre ilk on ülkenin rezerv toplamı 7.3 trilyon doları buluyor! Peki, tüm bu döviz gelirleri nerelerde tutuluyor?

‘Ülke varlık fonları’ (Sovereign wealth funds–SWF), son yıllarda finans lügatine giren kavramlardan biri. SWF’ler, devlet tarafından sahip olunan ve ödemeler dengesi fazlası, resmi döviz işlemleri, özelleştirme gelirleri, bütçe fazlaları ve doğal kaynak/emtia ihracatları gibi kaynaklardan gelen fazlaların aktarıldığı fonlar olarak tanımlanıyor. SWF’ler konusunda çalışmalar yapan bir örgüt olan SWF Institute verilerine göre, 2007 sonunda 3.3 trilyon dolar olan küresel SWF varlık büyüklüğü, Aralık 2012 itibariyle 5.2 trilyon dolara yükselmiş! Bu büyüklüğü ve dağılımını anlamak için hızlı büyüyen diğer yeni yatırım araçlarıyla karşılaştıralım. İngiltere’de yerleşik bir mali sektör birliği olan TheCityUK verilerine göre, 2011 yıl sonu itibariyle dünyada, en büyüğü 78 milyar dolar olan 9,860 hedge-fonunun toplam varlık büyüklüğü 1.9 trilyon dolar. Yine TheCityUK’e göre, 2012 ilk çeyreğinde, en büyüğü 50.6 milyar dolar olan ‘girişim sermayesi’ (private equity) fonlarının toplam varlık büyüklüğü 2 trilyon dolar civarında. SWF’lerin 5.2 trilyon dolar varlık hacmini ise en büyüğü 664 milyar dolar(!) olan sadece 63 fon sağlıyor. Bu büyüklüğün yaklaşık 3 trilyon dolarının kaynağı petrol ve diğer emtia gelirleri iken kalanı devletlerin resmi uluslararası rezervlerinden aktarılan kaynaklarla oluşturuluyor. En fazla SWF büyüklüğüne sahip ülkeler Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Norveç, Suudi Arabistan, Singapur, Kuveyt ve Rusya.

Kullanım amaçlarına göre SWF’ler, bütçe gelirlerindeki dalgalanmalarına karşı ‘yastık’ görevi gören ‘istikrar’ SWF’leri ve varlıkları gelecek kuşaklara birikim sağlamak amacıyla daha uzun vadeli alanlarda değerlendiren ‘tasarruf’ SWF’leri olarak ayrılıyor. SWF’ler genel olarak varlıklarını, hisse senetleri, borç enstrümanları, gayrimenkul ve diğer fonlara yatırıyorlar. SWF’ler, hedge-fonlarının aksine, daha uzun vadeli ve düşük ödünç kaynaklı araçlar olmaları nedeniyle piyasalar açısından dengeli bir fon kaynağı olarak görülüyorlar. SWF’lerin ancak 400 milyar dolar gibi göreceli olarak ‘küçük’(!) bir kısmı gayrimenkul, altyapı ve hisseyi kapsayan ‘doğrudan yatırımlara’ yöneliyor.

Bu yatırımların başını mali hizmetler, enerji, gayrimenkul ve altyapı alanları çekiyor. SWF’lerin yanı sıra rezerv fazlalarının ve devlet tasarruflarının değerlendirildiği araçlar arasında devlet emeklilik fonları (pension reserve funds) ve kalkınma fonları (development funds) bulunuyor ve bu araçların varlık büyüklüğü de 7 trilyon doları aşıyor!

Özetle, devletler, mali piyasaların en büyük yatırımcıları arasındalar. Hacmi büyük ancak göreceli olarak az sayıdaki bu fonların çok küçük bir kısmının bile cezbedilmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve uzun vadeli büyümeleri için gerekli olan mali kaynağı ve itici gücü sağlayabilecek. Bu durum, bizim gibi güçlü ekonomik büyümeyi başaran ülkeler için önümüzdeki dönemlerde ayrı bir önem kazanacak.