Ülkeler arası reel ücretler

Ülkeler arasında benzer işlerde reel ücret farklılıklarının en önemli belirleyicisi olarak toplam faktör verimliliği gösteriliyor.

Bir ekonominin büyüklüğü, o ekonomide üretilen malların toplam katma değerleri veya bu malların satın alınması için yapılan harcamalar veya bu harcamalardan elde edilen gelirlerin toplamı olarak hesaplanabilir. Gelir yöntemi ile bakıldığında, milli gelir, esas olarak sermayedarlara işletme kârı ve çalışanlara ücret olarak dağıtılır. Bu anlamda, çalışanların ortalama reel ücret seviyesi, sermayedarlara düşen işletme kârını da dahil eden kişi başına GSYİH’ye göre, genel refah seviyesini daha iyi gösteren bir kavramdır. Princeton Üniversitesi’nden Orley Ashenfelter, yakın tarihli bir çalışmasında ülkeler arası ücret seviyesi farklılıklarını açıklamaya çalışıyor.
Ashenfelter, ülkeler arasındaki reel ücret farklılıklarını ‘standart’ bir ücret ölçütü üzerinden giderek analiz etmeye çalışıyor. Ülkelerin işgüçlerinin yapıları, eğitim seviyesi, faaliyet alanlarının ve mesleklerin farklı dağılımı gibi nedenlerle ayrışacağından ortalama bir reel ücret seviyesi yanıltıcı olabilecektir (örneğin bir bilgisayar mühendisi ile vasıfsız bir işçinin ücreti farklıdır). Ashenfelter, farklı ülkelerde aynı iş tanımına denk düşecek bu standart ücret ölçütünü, McDonald’s’ın farklı ülkelerde aynı iş tanımına giren çalışanlarının saatlik ücreti olarak alıyor. Çalışmada 27 ülkedeki ‘McÜcret’ler elde edilmiş. Bu ‘nominal’ ücretlerin farklı ülkelerdeki satın alma paritelerine göre ayarlanabilmesi için de pratik ama istatistiki olarak anlamlı bir yol izlenmiş: ‘McÜcret’ler ilgili ülkelerdeki BigMac fiyatlarına bölünmüş; böylelikle standart bir reel ‘McÜcret’ verisi elde edilmiş. Elde edilen veriler ışığında görülüyor ki reel ücretler ülkeler arasında 10:1 gibi yüksek oranlarda farklılaşıyor. Beklendiği üzere gelişmiş ülkelerde ücret düzeyleri daha yüksek ve birbirine yakın iken gelişmekte olan ülkelerde reel ücretler çok daha aşağıda gerçekleşiyor. Peki, bu farklılıkları açıklayan en önemli değişken nedir? Çalışma, ‘toplam faktör verimliliği’ (total factor productivity–TPF) olarak tanımlanan ve belli bir faktör girdisiyle (sermaye ve istihdam) elde edilen çıktı miktarını (veya tutarını) gösteren kavramı, ücret seviyelerindeki farklılığın en önemli belirleyicisi olarak ortaya çıkarıyor. Bu durumda TFP adı verilen ‘gizli güç’, verilen faktör girdi miktarından bağımsız olarak ortaya çıkan bir ‘çarpan’ etkisi oluşturuyor. Yani iki ülkede aynı miktarda makine ve işçi saati ile farklı miktarlarda çıktı elde edilmesi TFP ile açıklanıyor. Söz konusu çalışma TFP farklılıklarını neyin etkilediği konusuna değinmiyor. Ama hızlı bir literatür taramasıyla, TFP’nin belirleyicileri arasında ülkenin altyapısı, sağlık ve eğitim seviyeleri, kurum kalitesi, ekonominin dışa açıklığı, rekabet dinamikleri, coğrafi avantajlar ve ‘özümseme kapasitesi’ (‘absorptive capacity’ yani yeni bilginin ekonomik birimler tarafından özümsenerek ticari hizmet ve ürün sunumuna dönüştürülmesi yeteneği) olarak sıralanıyor. 

TFP, ücretler ve refah
Bir ülkenin toplam GSYİH seviyesi, nüfus genişlemesiyle de büyüyebiliyor. Ancak refahın artması sonucuna, büyük oranda reel ücretlerin yükselmesi ve bu yükselmeye de TFP’nin iyileştirilmesi ile varılabiliyor. TFP ise çok değişkenli bir denklemin parçası! Türkiye 700 milyar doları aşan GSYİH’si ile dünyanın ilk 20 ekonomisi arasında. Ancak kişi başına gelirde sırası 60’a geriliyor. Gelir dağılımının dengesizliği düşünüldüğünde ‘ortalama refahta’ daha da geride olduğumuz düşünülebilir. Bu durumda, ‘büyüklük ligi’ kadar ‘refah’ liginde de yükselmek için miktarsal büyümenin ötesinde ‘verimlilik’ boyutunda da ilerleme sağlanmalı.