Uluslararası ticaret ve üretim yapısı

Ülkelerin ürünler itibariyle ihracat yapıları, üretim yapısının bilgi ve yetkinlik düzeylerini de gösteriyor.

Sağlık ve beslenme ilişkisini gösteren meşhur bir söz vardır: ‘Ne yerseniz o’sunuz’ (You are what you eat). Bir ekonominin bilgi ve yetkinlik yapısı da üretilen/ihraç edilen ürünlerin yelpazesi ile görülebilir. Bu ürün yelpazesi bir anlamda ülke ekonomisinin rekabetçiliği, toplam faktör verimliliği ve gelir düzeyi hakkında da fikir verebilir. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından derlenen uluslararası ticaret istatistikleri, uluslararası ticarete konu olan ürünleri emek-yoğun ve yetkinlik/teknoloji yoğun ürünler olarak sınıflandırıyor. Söz konusu istatistikler itibariyle Türkiye’nin; G7, BRIC ve Doğu Asya’nın yeni endüstrileşmiş ülkeleri (newly industrialized countries, NICs) ile karşılaştırılması, ülkelerin ekonomik üretim yapılarının da arasındaki farklılıklara dikkat çekiyor.

YÜKSEK YETKİNLİK/TEKNOLOJİ GEREKTİREN ÜRÜNLER

1980’li yılların başına kadar Brezilya ve Güney Kore orta gelir düzeyinde bulunan ülkelerdi ve Brezilya’nın kişi başına geliri Güney Kore’den daha yüksekti. 2010’lara gelindiğinde ise Güney Kore’nin kişi başına geliri Brezilya’nın iki katına yükseldi ve Güney Kore yüksek gelir düzeyine ulaştı. 2013 yılı UNCTAD verilerine bakıldığında, yüksek yetkinlik/teknoloji gerektiren ürünlerin toplam mal ihracatı içindeki oranı Brezilya’da yüzde 8,8 iken Güney Kore’de yüzde 37,1. Diğer bir ifade ile, Güney Kore’nin ihraç ettiği malların üçte birinden fazlası yüksek yetkinlik/teknoloji ürünü. Diğer NIC ülkeleri olan Singapur, Hong Kong ve Tayvan için de benzeri bir durum geçerli: Bu ülkelerde yüksek yetkinlik/teknoloji gerektiren ürünlerin oranı yüzde 50’nin üzerinde. G7 ülkelerinde ise bu oran yüzde 14,5 ile yüzde 36,6 arasında değişiyor. Brezilya dışındaki BRIC ülkelerine bakıldığında, Çin’de yüksek yetkinlik/teknoloji gerektiren ürünlerin payı yüzde 38,5’e ulaşmış durumda. Çin’in yüksek teknoloji ürünlerinin küresel değer zincirleri içerisindeki katılımı ve son yıllarda bilgi sermayesine yapılan yoğun yatırımlar bu artışın nedenleri olarak gösteriliyor. Türkiye’nin bu ürün kategorisinde yüzde 10,6 olan payı tüm G7 ve NIC ülkelerinin ve BRIC ülkelerinden Çin ve Hindistan’ın aşağısında yer alıyor.

EMEK-YOĞUN ÜRÜNLER

Ülkelerin bilgi ve beşeri sermayelerine yaptıkları yatırımlar ile üretim yapılarındaki bilgi ve yetkinlik düzeylerini artırmaları sonucunda, yüksek bilgi ve yetkinlik gerektirmeyen emek-yoğun ürünlerin toplam üretim ve ihracattaki payı zaman içerisinde düşüş gösteriyor. Emek-yoğun ürünlerin 2013 yılı toplam mal ihracatı içindeki payı, yüksek gelirli ülkeler arasındaki Singapur’da yüzde 1,4, Japonya’da yüzde 2,8 ve ABD’de ise yüzde 3,9. Söz konusu oran G7 ülkelerinde yüzde 18,2, NIC ülkelerinde yüzde 11,9 ve orta gelir düzeyine sahip BRIC ülkelerinde ise yüzde 22,5’i geçmiyor. Ancak Türkiye’de bu oran, yüzde 24,7 düzeyinde ve karşılaştırılan diğer tüm ülkelerden daha yüksek.

TÜİK İSTATİSTİKLERİ

Türkiye’nin uluslararası ticaretinde yüksek yetkinlik/teknoloji gerektiren ürünlerin yeterince yer almaması ve emek-yoğun ürünlerin hala önemli bir ağırlığa sahip olması, TÜİK tarafından hazırlanan istatistiklerle de teyit ediliyor. TÜİK’in teknoloji yoğunluğuna göre imalat sanayi ürünlerindeki uluslararası ticaret dağılımı tablosunda, 2014 itibariyle Türkiye’nin imalat sanayi ihracatının sadece yüzde 3,4’ü yüksek teknolojili ürünler, yüzde 31,6’sı orta-yüksek teknolojili ürünler, yüzde 29,2’si orta-düşük teknoloji ürünler ve yüzde 35,8’i düşük teknolojili ürünlerden oluşuyor. UNCTAD ve TÜİK’in ürünleri teknoloji yoğunluğuna göre sınıflandırmaları farklılık içerebiliyor. Ancak Türkiye için sonuç değişmiyor: Türkiye’nin gelişmiş ülke haline gelebilmesi için ürün gamında şu anda ağırlıkta bulunan ve göreceli olarak daha düşük bilgi/yetkinlik düzeyi gerektiren tekstil, demir-çelik ve seramik gibi ürünlerin yanısıra; elektronik, gelişmiş kimya ve makine sanayileri gibi alanlarda da rekabetçilik kazanması gerekiyor.