Uluslararası Yatırım Pozisyonu

Ödemeler dengesinin 'bilançosu' olarak görülen 'uluslararası yatırım pozisyonu', ülkelerin uzun vadeli dış varlık ve yükümlülük birikimlerini açıklıyor.

Ödemeler dengesi (balance of payments, BoP) istatistikleri, bir ülkenin, diğer ülkelerden oluşan dış dünya ile arasındaki mal, hizmet, gelir, sermaye ve finansal giriş ve çıkışlarını özetliyor. ‘Bir ülke’ ile ‘diğer ülkeleri’ ayıran ölçüt ise, ‘yerleşiklik’ kavramı. TCMB’ye göre ‘yerleşikler’ (residents) ‘bir ekonomide bir yıldan fazla süre ile devamlı ve düzenli olarak ikamet eden, o ekonomi içerisinde faaliyette olan kurum ve kişiler’, bu tanım dışındakiler ise yerleşik olmayanlar (non-residents) olarak tanımlanıyor. Ödemeler dengesini oluşturan giriş ve çıkışlar ise ‘yerleşikler’ ile ‘yerleşik olmayanlar’ arasında gerçekleşen işlemlerden oluşuyor. Ödemeler dengesi istatistiklerinin derlenmesi ve raporlanmasına dair standartlar 1948 yılından beri IMF tarafından belirleniyor. Bu standartlar ilk yayım tarihinden bu yana, en sonuncusu 2009 yılında altıncı basımıyla olmak üzere beş kez revize edildi. 1993 yılındaki bir önceki revizyonda, bir yıllık giriş çıkışları gösteren ödemeler dengesinin yanı sıra, ülkelerin, dış dünya ile finansal varlık ve yükümlülüklerinin ‘bilançosu’ olarak görülebilecek ‘uluslararası yatırım pozisyonu’ (international investment position, IIP) da ödemeler dengesi raporlamasına dâhil edildi. IMF’nin ülkelerin ödemeler dengesi istatistiklerinden derleyerek hazırladığı ‘Ödemeler Dengesi İstatistikleri Yıllığı’ (Balance of Payments Statistics Yearbook), dünya üzerindeki ülke ve ülke gruplarının, toplam dış varlık ve yükümlülüklerini – bir anlamda ‘ulusların servetini’ – gösteren önemli bir çalışma olarak görülebilir.

Ülkelerin Net IIP tutarları

En son yayımlanan 2013 tarihli istatistik yıllığı, 2006-2012 yılları arasındaki BoP ve IIP tablolarını içeriyor. 2012 yılı itibariyle tüm ülkelerin dış varlıklarının toplam değeri 129,2 trilyon dolar olarak hesaplanıyor. Her bir ülkenin elinde tuttuğu dış finansal varlık, başka bir ülkenin dış yükümlülüğünü oluşturuyor. Diğer bir ifade ile, dünya çapında tüm dış finansal varlıkların yükümlülüklere eşit olması gerekiyor. Ancak, söz konusu istatistiklerin tüm ülkeler nezdinde toplanmasına dair çabalara rağmen, ortaya çıkan eksiklikler nedeniyle, varlık ve yükümlülük toplamlarında bazı farklılıklar ortaya çıkıyor. Örneğin, aynı yıl itibariyle, dünyadaki tüm ülkelerin dış yükümlülüklerinin toplamı 128,7 trilyon dolar yani dış varlıklarının toplam değerinden daha düşük çıkıyor. Toplam varlıkların 110,5 trilyon doları gelişmiş ülkeler, 18,6 trilyon doları ise gelişen ülkeler tarafından tutuluyor. 2012 yılı itibariyle yükümlülüklerin dağılımı da benzerlik gösteriyor. Dış varlıklar ile dış yükümlülüklerin farkı olan ‘net uluslararası yatırım pozisyonu’ (net IIP) gelişmiş ülkelerde 0,4 trilyon dolar, gelişen ülkelerde ise 47 milyar dolar artıda. Ülkeler toplamında net IIP dengeli gözükmekle birlikte, ülkeler arasında önemli farklılıklar göze çarpıyor. En yüksek tutarda net IIP’ya sahip olan ülkeler arasında 3,4 trilyon dolar ile Japonya, 1,7 trilyon dolar ile Çin, 1,4 trilyon dolar ile Almanya, 1 trilyon dolar ile İsviçre, 0,8 trilyon dolar ile Tayvan bulunuyor. Petrol gelirlerinden dolayı yüksek cari işlemler ve net IIP fazlası olan Suudi Arabistan, BAE, Katar gibi Ortadoğu ülkelerinin çoğunun ülke bazında istatistikleri 2012 itibariyle açıklanmamakla birlikte Ortadoğu bölgesinin toplam net IIP tutarı 1,8 trilyon doları olarak hesaplanıyor. En yüksek tutarlı net IIP açığı olan ülkeler arasında 3,9 trilyon dolar ile ABD, 1,3 trilyon dolar ile İspanya, 0,9 trilyon dolar ile Avustralya, 0,6 trilyon dolar ile İtalya bulunuyor. Türkiye'nin açığı 0,4 trilyon dolar olarak öngörülüyor.

Net IIP ve istikrar

Net IIP tutarı, bir bakıma, cari işlemler dengesinin kümülatif tutarı olarak yorumlanabilir. Uzun süre cari işlemler fazlası sürdüren ülkelerde yüksek net IIP fazlası, cari işlemler açığı sürdüren ülkelerde ise yüksek net IIP açığı gözlemleniyor. Avrupa’nın sorunlu ekonomileri olan ve geçtiğimiz yıllarda kriz riskiyle karşı karşıya kalan veya ekonomik krize giren ülkeler olan PIGS (Portekiz, İtalya, Yunanistan, İspanya) ve İrlanda, yüksek net IIP açıkları ile dikkat çekiyor. Diğer taraftan 1970’lerden itibaren gerçekleştirdikleri kalkınma atılımları ile orta gelirden yüksek gelir düzeyine ‘sıçrayan’ Asya’nın yeni sanayileşmiş ülkelerinden (NIC) Tayvan, Hong Kong ve Singapur, yüksek net IIP fazlasına sahip. İngiltere ve ABD, yüksek net IIP açığına sahip olmakla birlikte, Londra ve New York’un küresel sermayenin güvenli liman olarak gördükleri küresel finans merkezleri olmaları nedeniyle, bu açığı istikrarlı bir şekilde finanse edip, bir anlamda bu açığı sürdürebiliyor. Sermaye için ‘küresel’ bir cazibe merkezi olmayan ülkeler için, yüksek net IIP açığı, - yükümlülüğü oluşturan uluslararası sermayenin, olumsuz mali koşullar ve beklentiler durumunda ülkeyi terketme ihtimali nedeniyle - mali istikrar açısından risk oluşturuyor. Yaklaşık 0,8 trilyon dolar GSYİH büyüklüğüne sahip olan Türkiye’nin GSYİH’nin yaklaşık dörtte bir tutarındaki net IIP açığının, net fazlaya döndürebilmesi için, uzun vadede NIC ülkelerinin gerçekleştirdikleri gibi bir ekonomik kalkınma atılımını başarması gerekiyor.