Yabancı yatırımların faydası

UNCTAD'ın yeni endeksi, uluslararası doğrudan yatırımların, ev sahibi ülkelere yaptığı ekonomik katkılarını da ölçüyor.

Bir ülkenin çekmiş olduğu uluslararası doğrudan yatırımların (UDY) istihdam, teknoloji birikimi, sabit sermaye üzerindeki olumlu etkilerinden bahsedilir ve ülkeye gelen dış yatırımların tutarları başarı kriteri olarak algılanır. Ancak yatırımdan beklenen faydaların elde edilip edilmediği ise sistematik olarak yeterince takip edilmez. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (United Nations Conference on Trade and Development-UNCTAD) tarafından geçen perşembe günü yayımlanan ‘Dünya Yatırım Raporu 2012’de UDY’nin ekonomik katkılarının ölçüm ve takibine yönelik yeni bir sistem getirilmiş. 

UDY Katkı Endeksi
UDY’nin uzun yıllardır yayımlamakta olduğu yatırım endekslerinden ‘UDY Çekim’ endeksi, ülkelerin GSYİH’lerine oranla ne kadar UDY çektiğini, ‘UDY Potansiyeli’, UDY’nin yatırım kararında etkili olan pazar çekiciliği, verimlilik, doğal kaynaklar ve altyapı boyutlarında değerlendiriyor. Yeni oluşturulan ‘UDY Katkısı’ endeksi ise 79 ülke için, UDY kaynaklı ekonomik faaliyetlerin getirdiği katma değer, istihdam, ücret geliri, ihracat, Ar-Ge harcamaları, sabit sermaye oluşumu ve vergi gelirinin o ülkenin ilgili büyüklükleri içerisindeki payını gösteriyor. Doğal olarak, daha fazla UDY çekmiş bir ülkede, UDY’nin ülke içerisindeki ekonomik katkısının da fazla olması beklenir. Ancak UNCTAD, ülkelerin UDY çekimi ve UDY’den sağladığı katkıları bir düzlem üzerinde birleştirerek, çektiği UDY miktarına göre beklenenden daha fazla veya daha az katkı sağlayan ülkeleri tespit ediyor. Türkiye’nin de aralarında olduğu birçok gelişmekte olan ülke (özellikle Güney Amerika, Doğu Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinin bir kısmı) çekmiş oldukları UDY’den, bu UDY’nin toplam seviyesinden beklenen miktarda bir katkı sağlamış gözüküyorlar. Arjantin, Brezilya, Çin, Endonezya, Güney Afrika gibi ülkeler, çektikleri UDY’den ekonomilerine beklenenin üzerinde katkı sağlıyorlar. Bunun en önemli nedeni olarak, yatırım politikaları doğrultusunda, çekilen fonların daha fazla ekonomik ve sosyal etki yaratacak alanlara yönlendirilmesi gösteriliyor. Diğer uçta ise Lüksemburg ve Hollanda gibi UDY’yi sadece ‘vergi cenneti’ olma özellikleri ile çeken ülkeler ve Şili ve Suudi Arabistan gibi sadece doğal kaynakları ile UDY çeken ülkeler yer alıyor. Bu ülkeler, sağladıkları UDY gelirlerinden, beklenen düzeyde ekonomilerine katkı elde edemiyorlar. Bu noktada sadece daha fazla UDY çekmenin değil, bu UDY’yi doğru politikalarla doğru alanlara ‘yönlendirmenin’ önemi ortaya çıkıyor. Yani gelen yatırımın ‘ev sahibi’ ülke ekonomisine daha çok katma değer, istihdam, ücret geliri, teknoloji aktarımı, ihracat ve vergi bıraktıracak politikaların oluşturulması öncelik kazanmalı. Sadece doğal kaynakları toplayıp giden veya vergi avantajlarını kullanmak için ‘tabela diken’ şirketlerin ‘misafir’ olma dışında ev sahibi ülke açısından bir önemi ve anlamı kalmıyor! 

Yeni yatırım politika çerçevesi
UNCTAD, UDY’nin katkı boyutunu da ele alarak ‘Sürdürülebilir Kalkınma için Yatırım Politikası Çerçevesi’ başlığı altında yeni bir program ortaya koyuyor. Bu çerçeveyi, yatırım politikalarına yönelik ‘tasarı kriterlerini’ içeren ‘ana prensipler’, yatırımların verimliliğini garanti edecek şekilde yatırım politikaları ve düzenlemelerinin oluşturulmasına dair ‘ulusal politika önerileri’ ve yatırım anlaşmalarının ilgili ülkelerde sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunacak şekilde müzakere edilmelerine ışık tutacak olan ‘uluslararası yatırım anlaşmaları prensipleri’ oluşturuyor. Ülkelerin son birkaç sene içerisinde, faaliyete geçirdikleri ‘yatırım tanıtım ajansları’ ile yatırımların tutar bazında arttırılması için önemli bir rekabet hamlesine giriştiklerinden geçen haftalarda bahsetmiştim. Bir sonraki aşamada ülkelerin bu yatırımlardan nasıl ‘azami ölçüde’ ekonomik katkı elde edeceğinin planlanması resmin ikinci boyutunu oluşturuyor. Kritik olan husus, yatırım yapan kuruluşların ‘yiyip içip giden’ misafirler değil, önemli ekonomik ve sosyal aktörler haline getirilmeleri ve bu konuda ekonomik olarak ikna edilmeleri!