'Yeni enerji mimarisi'

Dünya Ekonomik Forumu, yeni enerji mimarisine dair çalışmasıyla enerji sektörüne ilişkin kapsamlı bir düşünce şablonu ortaya koyuyor.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) bu hafta içerisinde yayımladığı ‘Yeni Enerji Mimarisi’ çalışmasıyla enerji sektörünü ekonomik gereksinimlere göre değerlendirmek, analiz etmek ve yorumlamak için kapsamlı bir düşünce şablonu ortaya koyuyor. 

Enerji üçgeni
Optimal enerji politikaları oluşturmanın zorluğu, enerji arzının ve talebinin farklı konuları ve öncelikleri önemli ölçüde etkilemesinden kaynaklanıyor. WEF, enerji sektörünü ‘üç kefeli’ bir terazi üzerine oturtuyor: Birincisi, ekonomik büyüme ve gelişme; ikinci ayak, enerji erişimi ve güvenliği ve son olarak çevre sürdürülebilirliği. Bir ülkenin enerji politikaları bu üç ekseni de dikkate almak durumunda. Ancak her ülke için geçerli tek bir ‘şablon’ optimal enerji politikasından söz edilemiyor. Çünkü farklı ülkelerin şartları, ekonomik safhaları ve öncelikleri de farklılaşabiliyor. WEF, ülkeleri, üç ana ayak üzerindeki performanslarına göre ölçerek ‘Enerji Mimarisi Performans Endeksi’ (EAPI) oluşturmuş. Bu endeksten yola çıkarak tüm ülkeleri dört ayrı tür altına topluyor. ‘Rasyonalize eden’ ülkeler (Rationalize countries), olgunlaşmış ekonomilere ve ekonomik büyümeyi destekleyen enerji altyapılarına sahip olup, odaklarını enerji verimliliğini arttırmak üzerine kaydırıyorlar. Gelişmiş ekonomiler bu grupta yer alıyorlar. ‘Getiri toplayan’ ülkeler (Capitalize countries), geniş fosil rezervlerinin meyvelerini zaman içerisinde ve güvenli bir şekilde toplamaya odaklanıyorlar. Petrol üreticisi ülkeler bu gruba dahil. ‘Büyüyen’ ülkeler (Grow countries), hızlı ekonomik büyümeye odaklanmış bir enerji mimarisine sahipler. Bu ülkelerin öncelikleri arzdaki darboğazları gidermek ve talebi karşılamak oluyor. Türkiye ve diğer gelişmekte olan ekonomiler bu grupta bulunuyorlar. Düşük gelirli ‘erişim’ ülkelerinin (Access countries) ilk önceliği ise halkına ‘temel’ enerji erişimi sağlamak. Aralarında Bangladeş ve Etiyopya gibi düşük gelirli Afrika ve Asya ülkeleri sayılıyor.
Türkiye’nin içinde yer aldığı ‘büyüyen’ ülke grubunun mevcut enerji mimarilerindeki öncelikleri ithal bağımlılıklarını azaltmak ve karbon dışı kaynakların ağırlığını arttırmak oluyor. Yeni enerji mimarisindeki amaçlar ise farklı arz türlerini geliştirerek artan talebi karşılamak, enerjiyi tüketiciye daha verimli bir şekilde getirmek ve piyasa odaklı fiyat standardı getirmek olarak sıralanıyor. Türkiye’nin göreceli performansı şöyle özetlenebilir: 1 kg petrol dengi enerjiyle diğer grup ülkelerinde 12 sent ile 29 sent arası milli gelir üretilirken Türkiye’de sadece 10 sent milli gelir üretiliyor. Yani belli bir milli gelir seviyesi için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuluyor ve ekonominin ‘enerji yoğunluğu’ oldukça fazla. Bu durumda büyüme için göreceli olarak daha fazla enerji kapasitesi gerekiyor. Diğer taraftan, 1000 dolar GSYİH için salınan karbon miktarı (karbon yoğunluğu) bakımından göreceli olarak iyi durumda (Hindistan’da 1.38 ton iken Türkiye’de 0.50 ton). Toplam birincil enerji arzında (TPES) ithalatın oranı olarak hesaplanan ‘ithalat bağımlılığında’ ise Türkiye yüzde 70,58 ile kendi grubunda en ‘bağımlı’ ülkelerden biri oluyor. Ancak bu bağımlı olunan ithalat farklı kaynaklardan sağlandığı için ‘arz çeşitlendirmesi’ açısından kendi grubunda Endonezya ve Macaristan’dan sonra üçüncü sırada bulunuyor. Son olarak, elektrik sistemindeki kesintiler ve voltaj dalgalanmaları ile alakalı olan elektrik arzının kalitesi ölçütünde Türkiye grup içerisinde alt sıralarda yer alıyor. Türkiye’nin EAPI endeksindeki performansına göre öncelikleri belirlenebilir: Enerji verimliliğinin arttırılması ile enerji yoğunluğunun aşağıya çekilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım ile dışa bağımlılığın azaltılması ve elektrik dağıtım/iletim altyapısına yatırım ile elektrik arz kalitesinin yükseltilmesi. WEF raporundan elde edilen bu sonuçlar, Türkiye’nin ‘Elektrik Enerji Piyasası ve Arz Güvenliği’ ve ‘Enerji Verimliliği’ strateji belgeleri ile paralellik arz ediyor. WEF raporu, her ülke için tanımlanmış politika önerileri getirmese de bu tür politikaların tasarlanacağı bir düşünce zemini oluşturmak, dünyanın enerji haritasını ana hatlarıyla çizmek ve ülkeleri bu harita üzerinde konumlandırmak bakımından önemli bir çalışma olarak değerlendirilebilir.