Yeniden kur savaşları

Karşılıklı kur devalüasyonları ile ortaya çıkabilecek bir 'kur savaşı', küresel ekonomik istikrarı tehlikeye atabilir.

İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mervyn King, ülkeler arasındaki cari hesap dengesizliklerine dikkat çekerek, önümüzdeki dönemde yeni bir ‘kur savaşı’nın gündeme gelebileceği konusunda uyarılarda bulundu. Bir ülkenin para biriminin diğer para birimleri karşısında değerinin düşürülmesi anlamında gelen kur devalüasyonu o ülkenin uluslararası ticaret konusunda ‘fiyat’ avantajı elde etmesini sağlıyor.

Ekonomide ‘J Eğrisi’ olarak adlandırılan bu olgu neticesinde, devalüasyonun hemen sonrasında ticaret ve cari hesap dengeleri, ihracat ve ithalat değerlerindeki ‘statik’ değişmeden dolayı olumsuz yönde etkilenirken orta vadede ihracatın daha ‘ucuz’, ithalatın ‘pahalı’ hale gelmesiyle cari dengenin iyileştiği düşünülüyor. Özellikle ekonomik büyüme ve cari denge/uluslararası rezerv sorunlarının söz konusu olduğu dönemlerde devalüasyon ‘kolay’ bir uygulama adımı olarak gündeme geliyor. Devalüasyonun, ülkelerin uluslararası ticaret rekabeti sağlamak üzere karşılıklı ataklar olarak gerçekleştirilmesi, ‘rekabetçi devalüasyon’ (competitive devaluation) veya ‘kur savaşı’ olarak adlandırılıyor.

‘Kur savaşlarının’ tarihçesi

20. yüzyılın ilk önemli kur savaşı 1930’lardaki Büyük Buhran döneminde yaşandı. 2. Dünya Savaşı’ndan 1970’lere kadar olan ‘Bretton Woods’ dönemi başlıca para birimlerinin birbirlerine olan değerleri sabitlendiğinden kur savaşları anlamında dingin geçti. 1997’deki Asya Krizi ve 2007’de başlayan Küresel Mali Kriz sonrasında devalüasyon ile ekonomik rekabet gücü sağlamak noktasında hamleler yapıldı.

Ekonomik büyüme kadar küresel ekonomik istikrarın önemli olduğu bir dönemde, kur savaşlarının yeniden başlaması hassas ekonomik dengeleri istikrarsızlık yönünde etkileyebilir. Kur savaşlarının ekonomik refah üzerindeki etkilerine dair, aralarında Nouriel Roubini’nin de olduğu dört akademisyen tarafından yazılan 1999 tarihli bir çalışma, ‘komşunu süründür’ (beggar-thy-neighbor) etkisi üzerinden kur savaşlarını inceliyor. Bir ülkede yapılan bir devalüasyon, o ülkenin ticaret partnerlerini ekonomik anlamda zarara sokuyor. Küresel ekonomik sistemin, tek taraflı ilişkilerin bir bütünü olmayıp karşılıklı bağımlılığı gerektirdiğini düşündüğümüzde, kur savaşlarının dönüp dolaşıp devalüasyon yapacak ülkeleri de vuracağı belli! Bunun ötesinde, ticaret dengesi ve cari dengenin en büyük belirleyicisinin kur değeri olduğu konusu da şüpheli. Ülkelerin cari dengeleri ve reel kur verilerini inceleyerek bu konuda ön fikir sahibi olunabilir.

IMF’nin reel kur hesaplaması, 2005 yılını baz alarak ve kur değişimlerini ülkelerin fiyat seviyesindeki değişimlere göre ayarlayarak yapılıyor. Reel kur endeksi 100’ün üstünde bulunan ülkelerin para birimleri göreceli olarak ‘değerli’, 100’ün altında bulunanlar ise ‘değeri düşük’ olarak kabul ediliyor (Farklı baz yıl esas alınması durumunda hesaplamalar da değişebilir). En fazla cari denge veren ilk on ülkeye baktığımızda, Çin, Suudi Arabistan, Japonya, Rusya, Norveç, İsviçre, İran’ın reel kur endeksleri de 100’ün üzerinde. En yüksek cari açığı olan 10 ülke arasında ABD, İtalya, İngiltere’nin reel kur endeksleri 100’ün altında kalıyor.

Yani para biriminin değeri ile cari denge arasında birebir bir ilişki olduğu görülmüyor. Olası bir kur savaşı, cari denge sorunlarını halletmeyebileceği gibi, küresel ekonomik istikrarı tehlikeye sokabilir. Bu noktada, böyle bir olasılık ancak ‘küresel bir konsensus’ ile ortadan kalkabilir.