'Yetenek açığı' ve 'piyasa başarısızlığı'

İşsizlik sorunu devam ederken işverenlerin yeterli nitelikte işgücü bulamamaları, işgücü piyasalarının işleyiş başarısızlığı.

Dünya üzerinde tam olarak çözümlenemeyen ve çeşitli bölgelerde daha da şiddetlenen bir işsizlik sorunu bulunuyor. Bu durumda ilk etapta, işverenlerin ihtiyacı olandan daha fazla bir işgücünün piyasada bulunduğu izlenimi ortaya çıkıyor. Ancak ABD merkezli ManpowerGroup isimli insan kaynakları danışmanlığı firması tarafından yapılan kapsamlı bir anket, çok sayıda işverenin belli meslek gruplarındaki pozisyon açıklarını dolduracak yeterli sayıda ve yetkinlikte işgücünü bulamadığını gösteriyor. Bu durum ‘yetenek açığı’ (skills gap) olarak adlandırılıyor. 

‘Yetenek açığı’nın nedenleri
Söz konusu çalışma, 41 ülkede 38 bin işverenle yapılan anket sonuçlarını değerlendiriyor. Dünya ölçeğinde bakıldığında, boş pozisyonları doldurmakta zorlandığını beyan eden işverenlerin oranı 2008 yılından 2012 yılına kadar yüzde 31’den yüzde 34’e yükselmiş. Özellikle ‘teknik’ işler için eleman (operatör, tekniker, vs) bulunmasında zorluklar yaşanıyor. Son yıllarda dünyada üniversite eğitiminin ağırlığının meslek yüksekokullarından dört yıllık programlara kaydırılması bu durumun en büyük sebebi olarak görülüyor. Ancak teknik işlerde çalışanların dışında, mühendisler, satış temsilcileri, bilişimciler ve finansçılar konusunda da pozisyonların doldurulmasında sıkıntılar yaşanıyor. İşverenler pozisyonların ‘doldurulma’ zorluğunun nedenleri olarak, yeterli başvuru alınamaması, teknik yetenek azlığı, deneyim yetersizliği, teklif edilen maaşın beğenilmemesi cevaplarını sunuyorlar. Asıl neden ise belli meslek gruplarına olan işgücü talebi ve bu gruplardaki işgücü arzı arasındaki dengesizlik olarak gözlemleniyor. İşverenler, bu dengesizliği aşmak için aldıkları ve alacakları önlemleri de sıralıyorlar. Bu önlemler arasında, mevcut çalışanlara sunulan görev başı eğitimleri ile iş niteliklerini arttırmak, maaş ve ikramiyeleri yükseltmek, eğitim kurumları ile işbirliğine giderek, şirketlerin kendilerinin kazandırmakta yetersiz kaldığı yetenekleri çalışanlara kazandırmak ve mevcut durumda istenen yeteneklere sahip olmadığı halde, öğrenme kabiliyeti yüksek ‘eğitilebilir’ çalışanları işe almak gibi seçenekler bulunuyor. Bir başka strateji ise pozisyonu doldurabilecek aday arayışlarını daha geniş bir coğrafyada devam ettirmek olarak belirtiliyor. 

İşgücü piyasası ‘başarısızlığı’
Eğitim yetersizliği, maddi şartların uyuşmaması ve ihtiyaç duyulan yeteneklere sahip çalışanların sayıca yetersizliği gibi nedenler çalışmada sayılmış olmakla birlikte, işsizlik ile pozisyon açıklarının aynı anda var olması, işgücü piyasalarının beklendiği gibi işlememesi olasılığını akıllara getiriyor. ‘Piyasa başarısızlığı’ (market failure) olarak adlandırılan bu durumu ortaya çıkaran birden fazla faktör söz konusu oluyor. Yukarıda bahsedilen yetenek açığı bu faktörlerden biri. Ücret düşüklüğü, yüksek vergi oranları, çalışmaya bağlı masraflar (işe gidiş geliş, yemek, vs) ve işsizlik sigortasından mahrum kalma gibi unsurlarla tanımlanan ‘çalışma tuzakları’; cinsiyet, ırk, din, fiziki özellikler ve yaş eksenlerinde ortaya çıkabilen ayrımcılık ve büyük ölçekli işverenlerin ‘pazarlık güçleri’ ile ücretleri aşağıya çekmeleri gibi konular da piyasa başarısızlığının arkasındaki faktörler arasında yer alıyor. Diğer bir önemli faktör ise işgücü ‘hareketsizliği’ (labor immobility) yani işgücünün farklı işyerleri ve iş olanaklarının bulunduğu coğrafi konumlar arasındaki geçişlerinin sınırlı olması. Ülke, bölge ve şehirler arasında ev fiyatları ve geçinme maliyetlerinin farklılaşması, aile ve sosyal bağlar ve dil engelleri ‘işgücü hareketsizliğine’ yol açıyor. İşsiz ve işgücü bulamayan işvereni bir araya getirecek şekilde işgücü hareketliliğini (labor mobility) arttırıcı önlemler veya teşvikler, işgücünün daha geniş bir coğrafyada daha fazla iş olanakları ile buluşmasına ortam hazırlayarak, işgücü piyasalarının işleyişini daha etkin hale getirebiliyor. Atalarımız işgücü piyasası hareketliliği iktisadi bir kavram haline gelmeden çok önce bir atasözü ile bu durumu özetlemişler: “Ekmek neredeyse memleket orası!”