Yunanistan'ın 'huyu'

AB'deki kötüye gidişin başlangıcı olan Yunanistan, 19. yüzyılda kurulan 'Latin Para Birliği'nin çöküşüne de 'katkıda' bulundu.

Avrupa Para Birliği (EMU) zor günler geçiriyor. Geçen hafta ekonomik gündeme bomba gibi düşen seri kredi notu düşürmeleri, bölgedeki risklerin arttığını ve euronun geleceğinin parlak olmadığını gözler önüne serdi. Bilindiği üzere, Euro Bölgesi’ndeki ilk tehlike sinyalleri Yunanistan’ın borç kriziyle patlak vermişti. Olayın boyutu derinleştikçe, Yunanistan’ın uzun süredir üst üste yığılmış ama ustalıkla gizlenmiş olan ‘hesap kitapsızlığı’ ortaya çıkmaya başladı. Ardından ise hesapsız büyüme performanslarının kaydedildiği İrlanda gibi diğer ‘zayıf halkalardaki’ kopmalar yaşandı. EMU’nun eteğindeki taşları dökerek sorunlarını hafifletebileceği tartışılıyor ama EMU’nun başından, gereğinden daha geniş bir ‘kapsama alanı’ olmasının bir hata olabileceği pek fazla dile getirilmiyor. Birçok alanda olduğu gibi ekonomide de geleceğe dönük atılacak önemli adımlarda tarihe dönüp bakmanın faydası bulunuyor. Ülkemizin ekonomi alanında yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Gülten Kazgan, birkaç gün önce yayımlanan bir mülakatında, 150 sene önce Avrupa’da kurulan bir para birliğinin akıbetine dikkat çekti. 

Latin Para Birliği
Gerek Gülten Hoca gerekse de rahmetli eşi, üniversiteden hocam Prof. Dr. Haydar Kazgan’ın yaptıkları çalışmalarla ekonomi bilimine büyük katkıları olmuştur. Gülten Hoca, 19. yüzyılın ikinci yarısında kurulan ‘Latin Para Birliği’ne dahil edilen Yunanistan’ın 150 sene önce de ‘yanlış’ hareketlerde bulunarak birliğin sonunu getirdiğini hatırlatıyor. Bahsedilen birlik, 1865 yılında Fransa, Belçika, İtalya ve İsviçre arasında imzalanan bir protokolle kuruldu. İspanya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Sırbistan, San Morino ve Venezuela sonradan birliğe katıldı. Birlik üyeleri kendi para birimlerini 4.5 gramlık gümüş veya eşdeğer olarak kabul edilen 0,29 gramlık altın paralarla değiştirdiler. Sonrasında gümüş arzının artmasıyla birlikte, belirlenen gümüş/altın oranı piyasa şartlarında sürdürülemediğinden ‘altın’ standardına geçildi. Yunanistan 1868 yılında katıldığı birlikten, düşük ayarlı para bastırdığı için 1908 yılında atıldı. Yeni paralar basılsa da daha önceden basılan düşük ayarlı bu paralar birliğin kredibilitesine zarar verirken patlak veren 1. Dünya Savaşı ile birlikte birlik fiilen sona erdi (yasal olarak ise 1927’ye kadar varlığını sürdürdü).
Ekonomik tarih bilgisi geniş olan Gülten Hoca, EMU’nun kuruluş aşamasında, aynı tarihi bilgiye sahip olan ekonomi duayenlerinin Latin Para Birliği örneğinden yola çıkarak ileride sorun yaratabilecek üyelerin birliğe dahil edilmemesi yolundaki tavsiyelerde bulunduğunu vurguluyor. Prof. Kazgan EMU’nun Almanya, Hollanda, Avusturya ve Fransa ile sınırlı bir kapsamda kalsaydı, bu günlere daha güçlü geleceğini savunuyor. Para birliklerinin tarihine daha geniş bir ölçekte baktığımızda, geçmişte kurulan İskandinav ve Alman para birliklerinin de savaş ya da krizlerle çözüldüğünü görüyoruz. Homojen üyelerin olmadığı tüm para birliği girişimlerinde, üyelerde yaşanan siyasi veya ekonomik açmazlar birliğin varlığının uzun vadede yok olmasına neden olabiliyor. Yunanistan, kamu harcamalarını kontrol altına alamaması, yüksek maaşları, çöken emeklilik sistemi ve bütçe üzerinde yaptığı makyajlarla uzun süre biriken açıklarını patlama noktasına kadar ‘saklamayı başardı’. “EMU’nun kuruluşunda, Yunanistan’ın böyle bir ‘hamle’ yapabileceği öngörülebilir miydi” sorusunun cevabını vermek zor. Ancak geçmişten ders çıkararak “Huylu huyundan vazgeçmez” özdeyişini dikkate almak, ekonomik ve siyasi alandaki önemli kararlarda fayda sağlayabilir!