Aç, seç, kapa!

İster uzasın ister kısalsın ömür, insanoğlu dediğiniz yine de ölür, sevgili okurlar.

İster uzasın ister kısalsın ömür, insanoğlu dediğiniz yine de ölür, sevgili okurlar. Kimse kazık çakamıyor dünyaya ve sıralı ya da sırasız, bir gün mutlaka göçüyor öteki diyara. İktidar koltuklarına yapışanlara, koltukla hak olanlara bile süresiz zaman vermiyor, sonsuz hak tanımıyor ömür saati. Eninde sonunda, onlar da palamarı çözüyorlar can pazarından.
Stalin de ölüp öteki dünyayı boyladığında, yeni mekânına daha ilk adımında Rus Çarı Büyük Pedro ile burun buruna (Ruh ruha mı demeliydim acaba?) gelmiş mi size? Büyük Pedro, milletinin 'küçük babamız' diye tanımladığı zalim Stalin'in yakasına yapışmış:
"Bre haydut! Rusyamı ne hale koydun?"
"Ne demek ne hale koydum?" demiş Stalin. "Senin bıraktığından çok daha büyük, çok daha güçlü bir Rusya yarattım ben!"
Büyük Pedro şaşırmış: "Yapma ya? Rus ordusu ve gizli polis var mı hâlâ?"
"Olmaz olur mu? Tabii var, hem de kat kat güçlü ve etkili."
"Peki Kazak bölükleri duruyor mu?"
"Tabii duruyor, hem de daha acımasızlar."
"Ya Kremlin'in kuleleri?"
"Her zamankinden daha sağlamlar!"
"Ya dehlizlerindeki işkence odaları?"
"Her zamankinden daha dolular!"
"Ya votka? Rus votkası yine otuz sekiz derece mi?"
Stalin bu soruya da gururla: "Hayır, artık kırk derece!" deyince, Büyük Pedro üzüntüyle sallamış başını, "İki derece... İki derece fazla ha? Behey gafiller, salt
iki derece için mi altını üstüne getirdiniz ülkenin?"
Türkiye'nin yazboz tahtasındaki siyasal harita, bugünlerde bir kez daha yeniden çiziliyor, sevgili okurlar. FP kapanacak mı, kapanırsa erken seçim olacak mı sorularına, harıl harıl yanıt aranıyor. Oysa ne sorularda ne de yanıtlarda tam yarım yüzyıldır hiçbir değişiklik olmadı. Çoktan ezberlediğimiz bir senaryo, bilmem kaçıncı kez yeniden sahneye konuyor. Oyunun adı: Aç, Seç, Kapa. Tersten okunsa ve oynansa bile, sonuç fark etmiyor. CHP seçildi, kapandı, SODEP açıldı, kapandı, DSP ve SHP açıldı. CHP yeniden açıldı, sonu malum. DP açıldı, seçildi kapandı, AP açıldı, seçildi, kapandı, DYP açıldı, seçildi. MSP açıldı, seçildi, kapandı, RP açıldı. RP seçildi, kapandı, FP açıldı. MÇP açıldı, seçildi, kapandı, MHP açıldı vb.
Türkiye'deki siyasal enerji kesintileri, hep yeni bir enerji kaynağı ortaya çıkar umuduyla yapıldı, ama her defasında 'yeni' akım diye sunulan siyasal partilerin eski sayaca takılmış priz çoğalmasından ibaret olduğu anlaşıldı. İster adalet olsun düğmeyi kapatan, ister ordu şalter indirsin, bu ülkede gerçekten yeni bir siyasal enerji, sinerji ya da dinamik yaratılamadı.
Asıl soru, 'Türkiye'de yeni bir politika güdecek politikacı var mı?' sorusu bence. Halen iktidar erken seçim istemiyor, muhalefet de istemiyor da istiyor görünüyor. Zorunlu kalınırsa, erken seçime gidilecek. Peki Meclis'teki kelle kafalar değişecek mi? İktidarın iki numaralı ortağı MHP'de Mehmet Gül yerine Ahmet Tül milletvekili seçilse, Tarkan'ın cinsiyetiyle uğraşmak yerine Mozart mı dinleyecek? Halen MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır'ın yerine Muhammed Şangır seçilse, 'Apo'yu yargılamadan asmalıydık!' demeyecek mi?
Mesut Yılmaz mı değişecek yoksa Tansu Çiller mi? Bülent Ecevit gençlik aşısı mı yaptıracak, Hüsamettin Özkan mı Anayasa fırlatmamayı öğrenecek? Tayyip Erdoğan ve avnesi yeni parti kursa, laikliği mi savunacaklar, cumhuriyeti mi? Ne değişecek ne? Kim neyi değiştirecek? Onların batırdığı bu ülkede, rakının derecesi bile yükselmez!