Arz, talep ve reyting

Biliyorum, benzemiyoruz. Biliyorum, onlar aptal, biz kurnazız. Biliyorum, onlar önemsiz, biz önemliyiz.

Biliyorum, benzemiyoruz. Biliyorum, onlar aptal, biz kurnazız. Biliyorum, onlar önemsiz, biz önemliyiz. Biliyorum, onlara vermediler, bize verdiler. Biliyorum onlarınki iflas, bizimki 'kriz'. Biliyorum, onlar battı, biz çıktık. Yine de, kısa ya da orta, ama kesinlikle uzun olmayan bir vadede, Arjantin'in kaderini paylaşmasından korkuyorum Türkiye'nin.
Çünkü...
Türkiye ve Arjantin, tıpatıp aynı hastalıklardan mustarip iki ülke: Soysuz politika, yolsuz ekonomi, sosyal eşitsizlik ve medyatik düzeysizlik, her ikisinde de var. Tek fark, ekonomik krizde uygulanan tedavi yöntemi. Ancak, politika soysuzluktan,
ekonomi yolsuzluktan, toplum, gelir dağılımındaki eşitsizlikten.. medyalardaki düzeysizlik giderilemezse, arındırılabilir mi? Bence hayır. Çünkü medya bir toplumun aynasıdır, ama olanı yansıtmaktan öte, olacakları aydınlatıcı ve yönlendirici (vektör) bir görevi vardır. Bu görevi yerine getirmeyen medya, halkın gündemini belirleyemez, tahmini taleplere arz sunmak zorunda kalır. Halk istiyor diye düzeysiz program ve yayınlar yapmak, düzeysiz program ve yayın düşkünü bir aptallar ordusu yaratır, aptallar ordusunun zekâsı salakça program ve yayınlarla iyice geriler, gerileyen zekâ giderek daha geri zekâlı program ve yayınlar talep eder ve medya, kafası durmuş zombilerin 'reyting'ine eli mahkûm bir şaklabanlığa dönüşür.
Arjantin medyası, iflas öncesinde hık demiş burnundan düşmüştü bizim medyanın. Daha çok Türk televizyonlarının Arjantin dizileri satın alıp gösterdiğine bakacak olursak, belki de tersi. Türkiye'de kriz, medyadaki şaklabanlık alışkanlığını değiştirmeye yetmedi. Oysa Arjantin'de ekonominin iflası, 'medyatik' bir devrime yol açtı: Birkaç ay öncesine kadar baldır bacak söyleşme, avam kıvam yarışma olmadığı zaman kenar mahalle dilberleriyle orta mahalle
'gaucho'larının su muhallebisi tadındaki aşk dizilerine 'reyting' veren Arjantinlilerin şimdilerde, hangi programa tavan yaptırdığını
görseniz, küçük dilinizi yutarsınız.
Her gece 5 milyon Arjantinli, ekranlarının karşısında, hiç de yakışıklı sayılmayacak Jorge Lanata'nın 'Haberler Ötesi' programına kilitleniyor. Öylesine kilitleniyor ki, söz konusu programın 'reyting'i uluslararası basına konu oldu. Lanata'nın programı, kısa röportajlarla kesilen bir saatlik zehir zemberek bir monologdan ibaret. Dekor, Lanata'nın mütevazı masasının ardında çamaşır ipine asılmış dizi dizi dolarlar. Sağlam bir araştırmacı gazeteci ekibiyle çalışan Jorge Lanata, programıyla bir mahkeme kurmuş sanki. Seyirciler davacı, Arjantin'i iflasa sürükleyen kim varsa, politikacılar, soyguncular, yargıçlar, bankacılar davalı ve kendisi, Arjantin halkının suçluları itham ederken görmek istediği başsavcı. Jorge Lanata'nın iddianamesi, sanki Arjantin halkının gün boyu haykırdığı sloganın ta kendisi:
'Hepiniz def olun!'
Lanata'nın son günlerdeki boy hedefi, Carlos Menem'in serbest bırakılmasını ve halkın banka mevduatlarının dondurulmasını defalarca onaylayan yargıtay. 'Haberler Ötesi' programında yargıtay üyelerinin tüm kirli çamaşırları ortaya serilirken, ekranda oturdukları villalar, saraylar gösteriliyor ve tek tek adresleri veriliyor. Aynı uygulama, tüm politikacılar ve soygunculara da yapılıyor. Program başlayalıberi, Jorge Lanata'nın zehir zemberek bir dille yolsuzluklarını tek tek belgelediği sorumlular, halkın göz hapsinde ve dolayısıyla ev hapsindeler. Programı tekzip eden bir yargıtay üyesine, bakın ekranda neler söylüyor Joge Lanata: "Zekânızdan kuşkum yok sayın yargıç. Zekâsız değilsiniz, ama siz bir ahlaksızsınız. Siz ve bütün yargıtayınız ahlaksız!"
Tabii Arjantin'de 159 ve 312 yok, sevgili okurlar. 'Ahlaksızlık' kanıtlanınca, 'tahkir ve tezyif' olmaktan çıkıyor. Ama 159 ve 312 olsaydı bile Arjantin'de, öylesine dayanmış ki bıçaklar kemiğe, yine susturamazlardı Jorge Lanata'yı, yine engelleyemezlerdi sokaklara dökülen halkı.
Belki de bu tepki kurtaracak zaten Arjantin'i. Jorge Lanata'nın Le Figaro gazetesine verdiği demeç umut dolu: "Yepyeni bir Arjantin doğuyor küllerinden" diyor.
"Bugüne değin hiçbir devlet kurumunun, hiçbir partinin gerek duymadığı ahlak, artık halk tarafından, tüm toplum tarafından talep ediliyor ülkemde. Talep arzı çağırır. Halk bütün bu pislikleri silip süpürecek, Arjantin demokrasisini yeniden yapılandıracak!"
Talep arzı çağırmakla kalmıyor, 'umut' yaratıyor anlaşılan.
Türkiye, elbette Arjantin değil. Ama 'umut'lu da değil. Oysa basın, elinden geleni yapıyor 'umut' dağıtmak için. Acaba 'reyting' hatası mı var?