Casusluk

Paris'teki OGD (Narkotik Coğrafya Observatuvarı) Müdürü Michel Koutouzis'le, birkaç yıl önce Milliyet adına yaptığım söyleşi sırasında...

Paris'teki OGD (Narkotik Coğrafya Observatuvarı) Müdürü Michel Koutouzis'le, birkaç yıl önce Milliyet adına yaptığım söyleşi sırasında, bir haber alma örgütü olarak çalışan observatuvarın 'karapara' izi sürerken, hep de uyuşturucu kaynaklı olmayan, her çeşit illegal yatırım ve kazançlarla da ilgilendiğini anlamıştım. Bir ara Koutouzis: "Güney Kıbrıs sizinkiler sayesinde zengin oldu, biliyor musun?" deyiverdi. "Hangi bizimkiler?" diye sordum şaşkınlıkla. "Türkler," diye güldü. "Görünüşte Türkiye ve Kıbrıs Türk kesimiyle ilişkisi kesik Kıbrıs Rum kesimi, Türklerin karapara akladıkları paravan şirketler ve Rum bankaları Türk off-shore hesaplarıyla dolup taşıyor, şu an aklına gelebilecek tüm isimlerin, devletin en tepesinde bulunan kişilerin yakınları var bu şirket ve hesap sahipleri arasında. Yani Rum kesimi refahını ve varsıllığını Türklere borçlu!" Ve bana, Güney Kıbrıs'taki paravan şirketlerle off-shore'lar hakkındaki araştırmayı, AB Komisyonu hesabına yaptıklarını, kimin 'neye' sahip olduğunu da içeren 'isim' listesinin KOMİSYON BAŞKANLIĞINA teslim edildiğini söyledi.
Donup kalmıştım. Derhal listeyi görmek istedim, tabii reddetti, ama 'baba' isimleri irticalen söyledi. Ben de not ettim. Aziz okurlarım, elimde yazılı kanıt olmadığı için açıklayamıyorum ama tarif edeyim: Hani yurtdışında yakalanıp alay-ı valayla getirildikten sonra üç ay yatıp geçenlerde serbest bırakılan ve 'memleket'inde kurtarıcı olarak karşılanan bıyıklı muhallebi suratlı biri var ya, işte o biri. İkinci, üçüncü, dördüncü ve diğerleri, bildiğiniz ve bilmediğiniz daha nice 'aile' fotoğraflarında; aşırısı ve ortasıyla hem sağdan, hem de 'demokrat' soldan...
Önemli olan, bu isimleri benim bilmem değil. Benim gibi pek çok Türk ve gazeteci biliyor.
Önemli olan, bize söylenen ve söylenmeyen tüm karapara aklayıcılarının, batıkçıların, soyguncuların, Türkiye'den çarptıkları öksüz
yetim hakkı paralarıyla, ÖNDEN düşman ilan ettikleri Kıbrıs Rum Kesimi'ni, ARKADAN zengin edenlerin elli kişiyi aşkın TAM listesi AB Komisyonu'nun ve... Rumların elinde.
Michel Koutouzis, benimle yaptığı röportajda ismini kullandırmadı. O sırada, Türkiye'de çok aktifti OGD. Daha sonra ismiyle cismiyle bazı mesajlar içeren demeçler verdi ve OGD kapatıldı. Neden? Çünkü her tür ve meslekten uzmanların çalıştığı bir 'casusluk' örgütüydü. Belli bir görevi tamamladı, hem bilgilerini 'faş etti', hem afişe oldu ve kendini lağvetti. Halen, başka bir isim altında, başka bir merkezde ve belki isimlerini değiştiren aynı uzmanlarla, aynı dalda çalıştırıldığına eminim. İfşa edecekleri bilgi toplandığında ve gerekli yerlere iletileceği zaman, nerede oldukları da ortaya çıkacaktır, yeni bir misyona kadar...
Paris'in hiç umulmayacak bir köşesinde,
tabelası olmayan bir adreste 'geçici' ikamet
eden OGD'nin müdürü, dünyanın her yanında
50'yi aşkın 'muhabirleri' olduğunu belirtmişti. Türkiye, en hassas bölgelerden biriydi, hatta benim şansım, tam da söyleşi sırasında bizim ellerdeki 'muhbir'lerden biri aradı telefonla. Koutouzis, elbette ne muhbirin adını verdi, ne de önümde konuştu kendisiyle. Sanırım benim heyecanlı gazeteci merakım ve saflığım, beş-altı dil konuşan bu 'uluslararası uzmanı' eğlendiriyordu. Bir gün yemeğe davet etti, kendine dair, başka ülkelerde yaşadığı ama riski bitmiş casusluk maceralarını anlattı. Şimdilerde neredeyse, bulamıyorum kendisini, telefon numarası iptal. Ama inanıyorum, günün birinde, kendi gerekli görünce yine çıkacak karşıma.
Bütün bunları niye anlattığıma gelince: Türkiye'deki Karen Fogg olayında, 'Sırlarımız elden gidiyor' diye bağıran milli muhafazakâr ve nasyonal sosyalistlere çok gülüyorum. Fogg, gizli olan hiçbir bilgi yazmadığı gibi postasına, ihtiyacı yok Türkiye'de AB hesabına casusluk yapmaya. AB, Türkiye hakkında, Türkiye'nin bilmediklerini ya da bilmezden geldiklerini bile biliyor. Ve örneğin Kıbrıs konusundaki Türk-Rum pazarlığı sırasında, 'gerekeni' hem (Türk) nalına hem (Rum) mıhına, koyduğuna eminim masaya. Ortalık nasıl süt liman kesildi, nasıl da çalışıyorlar anlaşmaya, farkında değil misiniz?
Darısı, ekonomimizi AB'ye uyarlamak zamanı geldiğinde, ulusal 'kahramanlıklarımızın' başına.