Kutsuz bayramlar

Biliyorum, bugün pazar. Hem de bayram. İlkbahar denizi serinliğinde bir yazı yazmalıyım aslında. Akide şekeri tadında. Geride hoş rayihalar bırakan.

Biliyorum, bugün pazar. Hem de bayram. İlkbahar denizi serinliğinde bir yazı yazmalıyım aslında. Akide şekeri tadında. Geride hoş rayihalar bırakan. Bir an için gülümseten hiç olmazsa. Unutulmayan ya da unutulan tatta. Ama işte, gece yarısından sonra, hatta sabaha karşı bir yazı düştü bilgisayarıma. Uzaktan duydum, her yazı 'Bip!' diye düşüyor ekranıma. Efendi oğlum öyle uygun gördü. Yarı uyuyor, yarı uyanıktım, düşündüm ki bu saatte biri bir ses veriyorsa acildir. Acilmiş gerçekten. Aylardır, bu hükümet ortakları Türkiye'nin başına geçeliberi aldığım imdat çığlıklarından. Bayram mayram kutlamaya hakkımız yok bizim, siz de uyanın. Yakında, ilk seçimlerden sonra, tatile bile çıkamayacak Kurban Bayramlarını görmek istemeyenleriniz. Hiçbir yere kaçamayacaksınız! Çok geç olmadan uyanın.
"Bugün karakoldan bir yazı geldi," diye başlıyor yazı. "Beni okulumda sakalım var diye döven ülkücü çetesi hakkında takipsizlik kararı. Ve ben, ne ilkim ne de son olacağım bu ülkedeki faşistlerin hedefi haline gelen. Yardım edin, yok ediyorlar bizi. Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. Adım Numaram Ben de bu ülkede okumaya çalışanlardan biriyim yalnızca. Her gün bizi ezen, üzerimizdeki baskıyı biraz daha artıran hükümet lerinin son kurbanıyım ben. Sakarya Üniversitesi'nde, her hafta bir öğrenci sakalı, bıyığı, saçı ve hatta okul içinde beş-altı kişi bir arada yürüdükleri için dayak yiyor. Kapıdaki profesöründen içerdeki güvenliğine, karakoldaki polisinden sokakta yürüyen insana kadar herkes onlarla aynı KAFADA olduğundan bizim için durum her gün biraz daha kötüye gidiyor. Şu sıra tatildeyiz ve bitince okula döneceğiz. Acaba bu sefer sıra kime geldi korkusuyla
yaşamak ve en küçük bir tepki verememek öyle gücüne gidiyor ki insanın. Kim bilir annem babam bana ... adını koyarlarken günün birinde bu kadar çaresiz duruma düşeceğimi düşünmüşler miydi? Yardım edin, yok ediyorlar bizi.
Öğrencilik yıllarında bu acıların çok daha fazlasını çekmiş siz büyüklerimiz, durumun aynı vahamette olduğunu anlayın, yardım edin. Karşılarında hiçbir güç dengesi bulamayan, tepki görmeyen ağızları salyalı sözde vatanseverler, kavga etmek için bile değil, ramazan ayında çay içti diye, kız arkadaşıyla gülüştü diye, sakalı var, saçı var diye, öldüresiye dövmek için bahane yaratır oldular. Ben bir kafa, yumruk ve tekme darbeleriyle kurtuldum, ama bir dahaki sefere bu kadar 'ucuz' kurtulabilecek miyim? Ya arkadaşlarım?
Özellikle vurguluyorum, olay bir sağ-sol çatışması değil. Ne yazık ki değil belki. Olay, sıradan serserilik vak'alarının polis tarafından siyasal kamuflajıdır.
Siz büyüklerimiz, elinizi vicdanınıza koyun
ve sizin yaşadıklarınızın aynısını, daha kötüsünü bizim de yaşamamamız için yardım edin.
Yok ediyorlar bizi."
Bu bayram kimseye kutlu değil, aziz okurlarım. Çünkü yüzyıllardır koyun boğazlaya boğazlaya, çocuklarını da kana alıştıranlar, bizim kana alıştırmadığımız çocuklarımızı YİNE, sanki aradan 30 yıl, 20 yıl geçmemiş gibi YENİDEN boğazlamaya başlıyorlar. İlk seçimlerden sonra, hiçbirinizin kaçacak yeri kalmayacak.
'Milliyetçi Muhafazakâr Müminler' birbirlerini yemeden önce, bizim çocuklarımızı bitirecekler. Uyanın.