Sivri saz, sinek kurban

Her insanın hayalini kurduğu bir yolculuk vardır ya, benimki Havana'yadır.

Her insanın hayalini kurduğu bir yolculuk vardır ya, benimki Havana'yadır. Yanımda kalabalık istemem, yalnız da gidemem, gözümde büyür yol, yıllardır yalvarırım ev ahalisine, bir türlü razı edemem. Daniel sekiz saat uçamaz, Prof. Nimbus laboratuvarından ayrılamaz, vb... Bulduğum her şeyi okurum Küba hakkında, görmediğim film kalmamıştır, fiziğini olmasa da ezbere bilirim sosyalini. Castro'nun şeceresini çıkarmışımdır, hem kızarım arkaik rejimine, hem de ABD'nin burnu dibinde kafa tutuşuna bayılırım dünyanın efendisine, bir de... bir de... Onca yoksulluğa karşın sevecen ve 'henüz' tüketim paryalarına dönüşmeyen insanlığını severim Küba halkının.
Şimdi size, 'Karaiplerin İncisi' diye anılan bu küçük dev adanın televizyonlarında, her gece haberlerden önce bir logo beliriyor, dürbünlü tüfek merceğinde bir hedef ve altında 'Düşmana Hücum' yazıyor desem, ne anlarsınız? Tabii ki Küba'nın doğal düşmanı, ABD emperyalizmine karşı yeni bir cephe açmış Fidel, demez misiniz?
Ya tüm gazeteler her sabah manşetten,
'Savaş için taze güçler'den, ya da 'başkenti kurtarmak için gelen bölüklerden' haberler
veriyor diye eklesem, daha da pekişmez mi edindiğiniz, devrimini tazeleyen Küba kanısı?
Vallahi ben de böyle sanmıştım. Meğer yarı yanılıp, yarı haklıymışım. Yanıldığım, düşmanın emperyalizm olduğu. Doğru bildiğim ise, Küba'nın devrim tazelediği. Çünkü düşman, bir tür sivrisinek. Adı, tam olarak Aedes Oegypti. Zaten kansızlıktan mustarip Kübalıları, bundan önce, ta 1981 yılında emip geçtiğinde, ardında yüz bebenin ölüsünü bırakmış. Ama Kübalıların bir Tayyip Erdoğan'ı yok ki çoğalsınlar, bizde her yıl binlerce bebe ölür, onlar için yüz bebenin canı var. Bugünlerde Havana'nın her sokağında resmi bir duyuru asılı, sokakları kirleten ya da evini temizlemeyen başkentlilerin ağır para cezasına çarptırılacağını, eğer 'suç' işlemekte inat ederlerse hapsedileceklerini ilan ediyor.
Fidel Castro, ki nehir uzunluğundaki söylevleriyle bayıltır, zaten geçen ay kendi söylevi, televizyon kameraları önünde bizzat kendisini bayıltmıştır;
7 Şubat'ta hem de yabancı basın önünde, tıpkı gençliğindeki devrim ateşiyle
ısırılmış gibi coşmuş ve sivrisinek Aedes Oegypti'ye karşı savaşı şu sözlerle başlatmıştır: "Son sineği kovana kadar dövüşeceğiz! Henüz kuşatamadık, ama kaçamayacak, gereken güç ve örgütümüz vaar!"
Başkent, bir anda 11 bin adet sarı ve kırmızı adamların istilasına uğramış. Yetmemiş, 'Granma' ve 'Devrimci Gençlik' gazetelerinin haberine göre, civar yörelerden
takviye gelen 1900 öğrenci, Havana'ya havalı bir giriş yapmış, kentin 15 semtinde dövüşecek 15 'savaş birimine' ayrılmış, sarı kırmızılı yoldaşlarıyla birlikte sivrisineklere karşı savaşıyorlar. Kapı kapı dolaşıp, aramadıkları ev, taramadıkları delik yok. Televizyon kameralarının yakından izlediği muharebelere göre, bazen bir ihtiyarcığın süpürge sopasıyla ya da bir hayvan terbiyecisinin yavru aslanıyla karşılaşıyorlar ama zarar yok, her çatışma, ortak düşmana karşı içilen kahvelerle bitiyor, tabii tüm vazolar, çöp tenekeleri, lavabo delikleri ilaçlanıyor.
Sokakları kaplayan devrimci afişlerde: 'Tek bir yumurta kalmayana kadar!' sloganının yanısıra, bir de vampir karikatürü var. Vampir, sivrisinek önünde ağlamaklı, yazı balonunda: "Eğer gündüz de kan emebiliyorsan ve ne gümüş kurşunlar, ne kalbine çakılan kazık öldürebiliyorsa seni, benden daha tehlikelisin!" diyor düşmana. Savaşa,
1961 yılında Domuz Körfezi çıkarması kahramanı gaziler bile katılıyor, en azından nutuk çekiyorlar. Kübalılar için ayrı bir önemi olan Sevgililer Günü, Santo Valentino ilanları da geri kalmamış karınca kararınca mücadeleden, afişlerden birinde, yakışıklı 'sosyal görevli', sevgilisine bir demet çiçek sunarken rica ediyor: "Eğer vazoya koyarsan, her gün suyunu değiştirmeyi unutma!"
Bütün bunları yabancı basından, Liberation gazetesinden öğrendim. Kendi göbek çukurundan gayrısını seyretmeyen ülkeleri, ilgilendirmez tabii.
Belki sokaklarda akan kan kokusunu bir an için unutturabilirim diye, paylaşmak istedim sizinle.