Dalmak, kaybolmak ve sörf yapmak...

Her sabah dünyanın en güzel manzaralarından birine uyanan Yeni Zelandalı sanatçı Alex Monteith, Piha isimli bir plaja yaklaşık 5-10 dakikalık mesafede yaşıyor. Geçen pazar hayatında ilk kez sörf yapacak yaklaşık 80 kişiye, bir sörf okuluyla beraber, Titirangi'de bulunan sanat kurumu Te Uru'nun prodüksiyonuyla inanılmaz bir deneyim yaşattı.
Dalmak, kaybolmak ve sörf yapmak...

Türkiye’den gelen acı haber, zor bir iş gününün ortasına düştü. Anadilim olmayan bir dilde çalışmak, doğduğum, büyüdüğüm yerden fersah fersah uzakta Yeni Zelanda’da yaşamak ve en çok da önümde tamamlanması gereken acı bir iş listesi varken böyle haberler çok koyuyor. Sen ne kadar gönül felci, duygu sersemi olursan ol, karşında senin gerçekliğinden habersiz ve önümdeki işle ilgili cevap bekleyen gözler var. Hayat, bazen bütün zalimliğiyle devam ediyor. Türkiye’den ne zamandır hep böyle haberler geliyor. Günün ortasına düşen. Pat diye. Yeni değil. Buranın gerçekliğiyle, buranın gündelik hayatıyla karşılaştırılamayacak bir şiddet. Ben böyle zamanlarda buraya ‘yalancı cennet’ diyorum. Nerede olursanız olun, böyle haber anlarında internet başında sevdiklerinizle aynı zamanı paylaşıyorsunuz. Arada 10 saat farka rağmen, haber alma anlarını paylaşmak... İçimden ağladığım günlerden. Dışarısı yağmurlu. Böyle zamanlarda, sadece sessizlik.

Ofisten kaçma hissi. Artspace’in hemen iki adım ötesinde bir mini market işleten Suriyeli amca, benim Türkiye’den olduğumu biliyor. Beni görünce Ankara’dan bahsetmek gereği duyuyor: “Türkiye, o Rus uçağını düşürmeyecekti...” Daha sonra çocukluğundan başlayıp varlıklı ailesinin sağladığı eğitimden, Suriye’den kaçışından bahsediyor. Onu dinlerken ister istemez, Anadolu’ya, Karaman’a ve Ankara’ya ışınlanıyorum. Boğmaca olduğumda gittiğimiz Hacettepe’yi, Kuğulu Park’ta annemi ısıran köpeği, babamla gittiğimiz ve onun kanser olduğunu ilk öğrendiğim doktorun muayenehanesini, Tayvan vizesi almak için gittiğim zaman geçirdiğim yalnız Ankara gününü, Sabriye’yle gittiğimiz Pilli Bebek konserini derken kendimi Ankara hatıralarımda kaybolmuş buluyorum. Ne kadarı gerçek, hatırladıklarımın ne kadarı hafızamın beni yanıltan kısmı, tam kestiremiyorum.

Suriyeli ‘bakkal amca’ konuşmaya devam ediyor: Hz. Muhammet ve 4 Halife dönemine kadar uzanarak İslam’da savaş zamanı kadın, çocuk ve yaşlıların katledilmesinin yasaklandığını söylüyor. Başımla onaylayarak, ‘savaşa herkes karşı ve görünürde herkes ülkesinin çıkarını koruyor’ demeye çalışıyorum. Aslında onu kırmamaya çalışıyorum. Bir türlü ‘ama’ kelimesi çıkamıyor ağzımdan ve ikinci bir cümle daha gelemiyor. O, konuyu kendi ülkesine getiriyor: “Hükümetler güya kendi aralarında savaşıyor, ama aslında bu kör dövüşün içinde olan kendi halklarına oluyor.” Ofise dönüp, bilgisayar başına oturuyorum. Haber sitelerinde kayboluyorum. Erkan Oğur’un Derya Türken ve İlkin Deniz’le kaydettiği ‘Dokunmak’ çalıyor. Sığınacağım başka bir yer yok.

Piha
Her sabah dünyanın en güzel manzaralarından birine uyanan Yeni Zelandalı sanatçı Alex Monteith, Piha isimli bir plaja yaklaşık 5-10 dakikalık mesafede yaşıyor. Geçen pazar hayatında ilk kez sörf yapacak olan yaklaşık 80 kişiye, bir sörf okuluyla beraber, Titirangi’de bulunan sanat kurumu Te Uru’nun prodüksiyonuyla inanılmaz bir deneyim yaşattı. Ben de böylece hayatımda ilk kez resmen sörf yapmış oldum. Bir küs bir barışık arkadaşım Aykan (Safoğlu), “Sörf öğrenmeden gelme” demişti. Çekilen ilk fotoğrafı ona atıyorum. Anında bana digital bir ‘pikaçu’ gönderiyor. Al sana en sevindiriğinden bir emoji!

İşlerinde fiziksel bir deneyimin kolektif bir bilince dönüşme süreciyle ilgilenen; çalışmalarında doğa ile dengeli bir ilişki kurmaya çalışan ve yakalanan uyumu bir bilgi formu olarak paylaşmayı öneren Alex Monteith, fotoğraftan filme, sunumdan videoya kadar uzanan bir form çeşitliliğinde sanat üretiyor. Daha önce, gittiğim bir festivalde gördüğüm kısa filminde çıktığı bir seferde yaşadıklarını denizin ortasında yakalandığı fırtınanın kaydı üzerinden film diline döken sanatçı, zaman zaman, ‘Yerel Saat’ olarak çevireceğim ‘Local Time’ isimli bir sanat kollektifi içinde yer alan projeler de üretiyor. Akşam saatlerine doğru yavaş yavaş sörf üzerinde ayağa kalkmaya başlarken, korktuğumuz her şeyin aslında içimizde var olan enerjilerden farklı bir fiziksellik taşımadığını düşünmeye başlıyorum. Daha doğrusu yeniden bir kez daha başka bir deneyim üzerinden algılamaya başlıyorum, diyelim...

Alex Monteith’in ‘Surface Movements’ isimli performans temelli projesi kapsamında Piha kumsalında gerçekleşen sörf kurslarından... Sanatçıdan izinle...

Linkler:
http://www.alexmonteith.com
http://www.local-time.net