Aç buz gibi soğuk bir gazoz

Yüksel Aksu'nun yazıp yönettiği, Cem Yılmaz'ın başrolünü üstlendiği İftarlık Gazoz, bugün yok olmaya yüz tutan 1970'lerin kasaba kültürünü ve yaşanmaya başlayan değişimi son derece duyarlı bir dille anlatıyor...
Aç buz gibi soğuk bir gazoz

1970’li yılların başında Ege’de küçük bir kasaba. Henüz kasabanın ruhu bozulmamış, usta-çırak, toprak ağası-ırgat, komşuluk gibi ilişkilerde geleneksel yapı sürüyor. Okullar yaz tatiline girmiş. Aynı günlerde Ramazan telaşı da başlamış. Kimi tarlada, kimi camide, kimi kahvede, kimi deniz kenarında kimi yazlık sinemada, iftar sofrasında bir araya gelirken hüznüyle sevinciyle yaşam akıp gidiyor.

Yüksel Aksu’nun yazıp yönettiği, Cem Yılmaz ve Berat Efe Parlar’ın başrolleri paylaştığı ‘İftarlık Gazoz’ filmi bu sahnelerle başlıyor...

ORUÇ MU DEVRİM Mİ? YOK MU BİR ORTA YOL

Babası ve annesi tütün tarlalarında çalışan, Adem iftihar listesine girerek beşinci sınıfı bitirmiştir. Gazoz içmeyi ve gazoz kapaklarını biriktirmeyi çok seven Adem, anne ve babasına Gazoz Ustası Cibar Kemal'in yanında çalışmak istediğini söyler. Oğlunun okuyup doktor ya da mühendis olmasını isteyen babanın bu teklif hiç hoşuna gitmese de Adem’in inatçılığıyla baş edemez. Gazozcu çırağı olmasına izin verir.

Bu arada akşamları babası ve ustasıyla teravi namazına giden Adem imamın oruçla ilgili anlattıklarından etkilenir. Üstelik sınıf arkadaşı, ilk aşkı Berna da oruç tutuyordur. Küçüksün bir de çalışıyorsun, diyerek izin vermeyen ailesinden gizli oruç tutmaya başlar. Ancak neredeyse 40 derece sıcaklıkta güneşin altında gazoz satarak oruç tutmak hiç de kolay değildir.

Bir  yandan açlık ve susuzluk, bir yandan Hoca’nın oruç bozmanın kefareti 61 gündür demesi, öte yandan tütün tarlalarının sahibi ağanın oğlu, Adem’in büyük hayranlık duyduğu devrimci Hasan Abi’nin oruç hakkındaki yorumları, işçilere sınıf bilinci aşılamaya çalışması Adem’in kafasını iyice karıştırır.

Ancak karışan sadece plajda açlık ve susuzlukla boğuşarak gazoz satan Adem’in kafası değildir. Ülkenin sağ-sol çatışmalarıyla çalkantılı bir döneme girdiği, aynı zamanda sermayenin de çok uluslu olmaya başladığı 1970’li yıllarda Ege’deki bu huzurlu sahil kasabası da bitmek bilmeyen bu uzun günün sonunda siyasal hesaplaşmaya sahne olur...

Yüksel Aksu, Nuri Bilge Ceylan ve Çağan Irmak’la beraber Türkiye’de kasaba kültürünü çok iyi yansıtan, aktaran üç senaryo yazarı ve yönetmeninden biri. Tabii bu başarının ardında yeteneklerinin yanı sıra üçünün de kasaba kökenli olması yatıyor.

Sevgilinizle el ele yürümeniz gereken 10 sokak

Filmin oyuncularının her biri başta Gazoz Ustası Cibar Kemal’i canlandıran Cem Yılmaz, çırak Adem rolüyle Berat Efe Parlar olmak üzere Adem'in annesi Gülizar rolünde Ümmü Putgül, babası Osman’da Okan Avcı, idolü ve kahramanı devrimci Hasan Abi’de Yılmaz Bayraktar, kasabanın en ilginç figürlerinden  imam rolünde Macit Koper muhteşem bir performans sergiliyor.

Görüntü yönetmeni Mirsad Herovic’in de filme katkıları çok büyük. Gece ışıklar bir bir yandıktan sonra  kasabanın genel görüntüsü unutulur gibi değil. Tarladaki iftar sofrası da öyle.

Yüksel Aksu yalın bir öyküden yola çıkarak, farklı düşünceleri çarpıştırarak  çocukluktan yetişkinliğe geçerken içinde yaşadığı toplumun, değerlerin önemini vurgulayan son derece insani bir filme imza atmış. Hele de benim gibi toprakla iç içe bir yaşamın olduğu benzer bir kasabada büyüdüyseniz filmi bambaşka bir biçimde etkilenerek izliyorsunuz.

İster batı, ister doğu olsun Anadolu kasabalarında o yıllarda çocukluktan yetişkinliğe geçenler hep ikilemler, çelişkiler içinde yaşayarak büyüdüler. Dini ritüeller, gelenekler ve devrim, değişim ruhu arasında gidip gelerek.

İftarlık Gazoz’da gerçekçilik ve mizah arasındaki denge iyi korunmuş. Ancak Aksu’nun, daha önce çektiği yine aynı yörede geçen ‘Dondurmam Gaymak’ ve ‘Entelköy Efeköy’e Karşı’ ‘filmlerinden farklı olarak ele aldığı ve işlediği konu gereği dram öğeleri biraz daha fazla. İstemeseniz de gözünüzden yaşlar süzülüyor.

Keşke 40 yılda ülke gerçekleri değişebilse, ölüm oruçları, yargısız infazlar geçmişte kalabilseydi de Yüksel Aksu komedi yanı daha ağır basan filmler çekebilseydi.

‘İftarlık Gazoz’, son yıllarda izlediğim en sorgulayıcı, en duyarlı filmlerden biri. Umarım, hak ettiği biçimde izleyicisiyle buluşur. Hadi kalkın bir an önce gidin derim...